Bugün siyasete ara verip, deprem konusunu yazmak istedim.

Deprem riski yüksek olan bir kentte, bölgede yaşıyoruz.

Uzmanlar sık sık uyarıyor.

Beklenen büyük depremin ayak seslerinin yaklaştığını vurguluyorlar.

Binlerce binanın yıkıldığı, çok sayıda can kaybının olduğu, 1999 yılındaki Marmara depreminin üzerinden tam 21 yıl geçti.

Peki ne değişti?

Bence hiçbir şey.

Neden mi?

Birçok ağır ve orta hasarlı bina boyandı, pudralandı, satılarak, kiralanarak yeniden oturulur hale getirildi!

Bunu herkes biliyor.

Sadece makyaj yapılan, sağlamlaştırma yapılmayan hasarlı konutlarda ciddi risk altında binlerce insan yaşıyor.

7 şiddetinde bir deprem meydana geldiğinde, hepsinin yerle bir olma olasılığı çok fazla.

Alınan hiçbir tedbir yok.

Kentsel dönüşüm adı altında yapılan depremsel yenileme çalışmaları da yetersiz.

Yani anlayacağınız, bu hayati konuda hiçbir ilerleme kaydetmiş değiliz.

Japonlara bakın; aynı kaderi yaşanayan Kobe'de yepyeni bir şehir kurdular.

Biz ise halen daha hasarlı binaları yıkamadık.

Yapılacak çok iş var.

Bursa'nın henüz deprem master planının olmadığını, akademik odalar açıklıyor.

Şehrimizin fay hatlarının ortaya çıkarılarak planlara işlenmesi gerektiğini belirtiyorlar.

Bir şehir için deprem haritasının çok önemli olduğunun altını çiziyorlar.

Sorumlulukları gereği, bunu defa kez, her fırsatta dile getirmekteler.

Bursa'da binaların, konutların yarısından fazlasının kaçak olduğu gerçeği unutulmamalı.

Deprem yönetmeliğine uygun olmayan yapılar.

Eski yapılar kent merkezinde de yoğun olarak bulunmakta.

İmar barışıyla gelen imar affı rahatlığı, dört bir yanda yükselen beton yığınlarının artması da olumsuz etkileyen realite.

Deprem güvenliği bulunmuyor.

Yeni binalarda yönetmeliğe ne denli uyulduğu da meçhul.

Denetimlerin ne kadar sağlıklı yapıldığı da. 

Aktüel gündemler yerine, daha ciddi, yaşamsal gündemler ivedilikle masaya yatırılmalı.

Akademik oda yetkilileriyle, uzmanlarla birlikte harita hazırlanıp önlem alınmalı.

Hazır olduğu söylenen eylem planı da ancak bu şekilde doğru uygulanabilir hale gelir.

Bu işin şakası yok!

 

**********

 

ÖRNEK HAYVAN BARINAĞI VE KORKUTAN BAŞIBOŞ KÖPEKLER

Osmangazi Belediyesi'nin Hamitler'deki hayvan barınağı Türkiye'ye örnek olmuş.

Bolu'dan gelen heyet, gezdikleri tesisi çok beğendiklerini ve kentlerine uyarlayacaklarını ifade etmişler.

Şehrimiz adına güzel bir şey.

Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Tedavi Merkezi, 114 dönüm arazi üzerinde modern bir tesis.

Burada birçok kedi ve köpeğin bakımı, tedavisi yapılıyor.

Can dostlarımıza doğal yaşam şartları sunuluyor.

Ancak gelin görün ki; civardaki konutlarda yaşayanlardan uzun süredir ciddi şikayetler de geliyor burasıyla ilgili.

Daha önce yazacaktım, bu haber vesile oldu.

Bu tesis neden kuruldu?

Sahipsiz hayvanların çevrede başıboş dolaşmaması ve insan sağlığı açısından tehdit oluşturmaması amacıyla.

Lakin ne yazık ki, barınaktan kaçan köpeklerin çevrede gruplar halinde başıboş dolaştıkları, bizzat semt sakinleri tarafından belirtilmekte.

Bir yerde bir açık, zafiyet var demek ki.

Binlerce insanın yaşadığı Hamitler TOKİ konutları alanında, yollarda, parklarda çocuklara, yetişkinlere saldıran köpeklerin, büyük korku oluşturduğunu anlatan vatandaşlar, yetkililerden buna çözüm bulmalarını istiyorlar.

Gereğinin yapılacağına inanarak, buradan kendilerine bildirmiş, iletmiş olalım.

**********

Günün Sözü

“Bir kalbi kazanmak ile

kaybetmek arasında

ince bir çizgi vardır:

üslup.”