Bilimin ve teknolojinin en gelişmiş olduğu çağda yaşayan birer bireyiz. Teknoloji çağına doğduk, bilimin zirve yaşadığı yıllarda hayat bulduk ancak somut bir ürün üretemez olduk.

Bilim ve teknolojide ilerleme kaydedemedik, sanata el attık ancak onu da elimize yüzümüze bulaştırdık. Edebiyat üzerine yoğunlaşalım dedik çevremizde edep yoksunu binlerce kişiye rastladık. Şiire odaklandık ve hain ilan edildik.

Yanlış eğitim ve bilgisizlik bizleri ilerlemekten alıkoydu. Adım atamayan, yerinde sayan toplum ise geleceğe yönelik planlar yapmaktan vazgeçip geçmişinde atalarının yaşadıklarıyla gurur duyar, övünür oldu.

Bizim atalarımız şöyle heybetli, şöyle güçlü, böyle kudretli diye göğüs kabartanlar, geçmişte yaşayan düşseverler gelecekte hatırlanacak gurur duyulacak hiçbir eser, ürün ortaya koyamadı ve koyamayacak.

Eric J. Hobsbawm ‘’Tarih Üzerine’’ adlı kitabında geçmişin yanlış lanse edilmesi hakkında nokta atışı yapmıştı; “Nasıl haşhaş, eroin müptelalığının hammaddesiyse tarih de milliyetçi, etnik ya da fundamentalist ideolojilerin hammaddesidir. Geçmiş bu ideolojilerin asli öğelerinden birisi, belki de asli öğesidir. Eğer amaca uygun bir geçmiş yoksa böyle bir geçmiş her zaman için yeniden icat edilebilir’’

Somut olarak sunabileceği bir argümanı, fikri bulunmayanlar tarihe sıkı sıkı tutunur ve asla bırakmazlar. Tutundukları tarih ise amaca uygun bir şekilde yeniden icat edilen, suni bir tarih.

İçinde yaşadığımız toplumda yanlış tarih hayranlığı; geçmişin çarpıtılması, yanlış aktarılması ve bu yanlışların toplum tarafından benimsenmesi sonucu meydana gelmekte ve bu yanlışlık büyük bir çığ gibi büyüyecek ve toplumun düzenini, yapısını yerle bir edecektir.

Övünecek bir üretimi, çalışması, fikri olmayan halk geçmişteki yanlışları göğsünü kabarta kabarta sunuyor ve gelecek nesillere örnek alınacak, yol gösterecek, rehberlik edecek bir bilgi kırıntısı dahi bırakmıyor.

Tarihsel veriler yardımı ile geçmişin pozitif ve negatif yanlarından ders çıkarıp geleceği ona göre şekillendirmek meziyet isteyen bir yetenek. Gelgelelim günümüzde bu analizleri yapan vatandaşların sayısı düzineyi geçecek kadar bile değil...

Dine ve siyasete icat edilmiş, yapay tarihsel verileri dahil eden nev’i şahsına münhasır kişiler; koca bir jenerasyonu sürü halinde uçurumdan aşağıya sürüklüyor.

Bir tarafta atalarının torunu olduğu için övünen binlerce kişi,

Bir tarafta kendi çıkarları adına tarihi değiştiren, ayarlarıyla oynayan niceleri...

Yalanlar ile bezenmiş bu tarih masallarına bağlı kalıp yaşamak da bir seçenek.

Veyahut üretim yapıp, elinizi taşın altına koyup bir sonraki nesillerin hayatlarını güzelleştirmek bir başka seçenek.

 

‘’Cehalet ayrıcalıklı sınıfın ustaca kullandığı bir silahtır’’ demişti Karl Marx. Günümüzde bu cehalet silahını tarihsel yanlışlarla halkın üzerinde kullanıyor belli kişiler.

Bu duruma son demenin ve en azından bir sonraki nesli aklı ve vicdanı hür yetiştirmek için asla geç kalmadık. Yeter ki cehalet silahını yok edelim ve rotamızı bilime, ilime ve geleceğe yönlendirelim...