On TV ekranlarında yayınlanan ve Gazeteci/Yazar Orhan Kaplan’ın sunduğu Yeni Bakış programına Bursa İl Dernekleri Federasyonu (BİLDEF) Genel Başkanı Ramazan Alp konuk oldu. Ramazan Alp BİLDEF faaliyetlerinden söz ederken ‘’ Şehrin sıkıntılarıyla ilgilenmiyorsak dernekçilik yapmanın bir anlamı yoktur.’’ ifadelerini kullandı.

ÖZEL HABER- NAGEHAN ÇALIŞKAN

BİLDEF faaliyetleri hakkında konuşan Ramazan Alp ‘’Son genel kurulumuz geçtiğimiz yıl kasım ayında oldu. Biliyorsunuz Mustafa Dursun kurucu üyemizdi, iki dönem başkanlığımızı yaptı, federasyonu belli bir noktaya getirdi. Ben basından sorumlu genel başkan yardımcısıydım. Bizlere bıraktı, arkadaşlar da teveccüh gösterip bizi seçtiler. Böyle bir başkanlık serüvenimiz oldu. BİLDEF 2013 yılında kuruldu. 2013’te sekiz dernek vardı, bugün otuz beş dernekle temsil ediliyoruz. BİLDEF kendi başına bir proje zaten. Bunca, otuz beş hemşeri derneğinin bir araya gelmesi, kaynaşması belli başına bir proje. Hiçbir şey yapmasa bile bir araya gelip kaynaşma, tanışma, kültürel anlamda birbirini tanıma bir proje, bir etkinlik kendi başına ama tabi BİLDEF bununla kalmadı. Önceki dönemlerimizde biz şehirlerimize geziler düzenledik, bu şehirleri gezip görme fırsatı bulduk. Örnek veriyorum Edirne dernek başkanımız hiç Bitlis’e gitmemiş. Biz 3-4 sene önce Bitlis’e bir gezi düzenledik. Hatta bazı arkadaşlarımız hayatlarında hiç Ankara’dan öteye gitmemişler. Bitlis’e gittiğimizde gördük ki Bitlis de Bursa gibi bir şehir. Yani hiç gitmeyenlerin kafasında bir sürü şeyle anılıyor. Bu gezilerle biz bu önyargıları kırmış olduk. Bunun yanında Balkanlara gezi düzenledik, buradaki kardeşlerimizle bir araya geldik. Özbekistan’a gittik, iş adamlarıyla toplantılar yaptık hatta gidip orada iş yapan arkadaşlarımız oldu. Gezilerimiz devam edecek, otuz beş ilimize de gideceğiz. Sadece geziler yapmıyoruz. Anadolu günleri başlı başına bir değer. Seminerler düzenliyoruz. Her ay bir seminerimiz var. Bu seminerlerde vatandaşlarımızın veya hemşerilerimizin ulaşamadığı kamu kurumlarının müdürlerini getiriyoruz. Onlarla bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Örneğin SGK İl Müdürünü, Aile Sosyal Politikalar İl Müdürünü, KOSGEB Genel Müdürünü getirdik. Bunlar buluşma aslında. Bu buluşmaları yaptığınız zaman bir etkinlik oluyor yani bilgi toplumunda siz insanlara kamu kurumlarına gitmeden gelip orada sorununun cevabını almasına yardımcı oluyorsunuz. Onun dışında biz defalarca madde bağımlılığı ve uyuşturucuyla ilgili seminerler düzenledik. Sıfır Atık projesine destek verdik ve bunun ilimizde yaygınlaşması için seminerler verdik.’’ dedi.

Dernek-siyaset ilişkisi

Ramazan Alp ‘’Biz o konulardan muzdaribiz. Hemşeri dernekleri hep böyle siyasette rant elde eden, çıkar sağlayan kurumlar olarak algılanıyor ya da sivil toplum kuruluşları olarak görülüyor ama bunu sosyolojik olarak irdelediğimiz zaman aslında bunu, o hale getirilmiş midir veya o halde isteniyor mudur diye ona bakmak lazım. Örneğin bir hemşeri derneği belediyeden otobüs istemiş, belediye vermiş, yemek istemiş, belediye vermiş yani belediye her türlü imkanı sağlamış. Belediyeler de diyor ki ‘siz siyasete karışmayın.’ Şöyle bir algı oluşmuş aslında: Siz siyaset yapmayın, siz hemşeri derneği olarak kalın. Hemşeri dernekleri de biz siyaset de yapacağız, çünkü biz de bu şehrin bir değeriyiz, diyor. Bu arada siyasetçi bunu kabullenmiyor. Dolayısıyla burada bir çakışma oluyor ve hemşeri derneklerine siyasetten nemalanan dernekler diye bir etiket vurulmuş ama BİLDEF bunun hepsini elinin tersiyle itti. Biz yönetime geldiğimiz zaman dedik ki: Şehrimiz için yararlı olan her aktivitenin içinde olacağız. Şehrimize bütün katkıyı sunacağız. Bütün siyasi görüşlere eşit olacağız. Fakat bizim siyaseten beklentimiz olacak mı? Siyasetçiler verirse başımız gözümüz üstüne ama biz artık zorlamayacağız. Evet hemşeri dernekleri oy deposudur, doğru. Yeri geldiği zaman bol alkış, seçim dönemlerinde özellikle, kalabalıkları oluşturmada etkinlerdir ama onun gereğini de siyasetçiler seçim bittikten sonra yapmaları lazım. Sivil toplum örgütleri veya hemşeri dernekleri bu şehrin paydaşları. Bu şehirde diğerleri gibi yaşayan insanlar, bunların siyaseten temsil edilmesi gerekiyor. Bu doğal bir şey ama burada önemli olan liyakat sahibi insanların o makamlara gelmesi. Bizim aslında muzdarip olduğumuz şey liyakatsizlik. Siyasetçiler diyor ki: siyaset bizim işimiz, siz dernekçilik yapın. Ne istiyorsanız biz size verelim ama siyaseti bize bırakın. Asıl burada bir çakışma var. Liyakatsizlik de buradan kaynaklanıyor. BİLDEF’den beş tane arkadaşımız, beşi de liyakatli, son belediye seçimlerinde meclis üyelikleri adaylığına müracaat ettiler ama hiçbir arkadaşımızı bir listeye koymadılar. BİLDEF meclise girse ne olur girmese ne olur ama yaşadığı şehre katkı anlamında, temas anlamında olması gerekiyor.’’ ifadelerini kullandı.

‘’Yük olmayalım, yük alalım’’

Ramazan Alp derneklerin şehrin sorunlarıyla ilgili üzerine düşeni yapması gerektiğini vurgularken ‘’Bursa’da 7-8 tane ilimizin kendine ait federasyonu var. Önceki dönemde BiLDEF olarak bir girişim yaptık, Bursa’daki bütün federasyonları bir araya getirdik. Bir araya gelelim, birbirimizi tanıyalım dedik. Toplantılar devam etti sonra kesintiye uğradı. Ben kasımda başkanlığı devraldıktan sonra ilk işimiz yine federasyonları toplamaktı. Yirmi tane federasyon ile BİLDEF’te toplandık. İkinci toplantıyı Ahıska Türklerinin federasyonunda yaptık. Bu toplantıları her ay bir federasyon üstlensin dedik. Pandemi araya girdiği için durdurduk. Kent içi trafik sorunu var, biz bu şehirde yaşayan insanlarız ama şehrin sorunlarıyla ilgilenmiyorsak dernekçilik yapmanın bir anlamı yok. Bugüne kadar otobüs verdiler, yiyecek verdiler, şunu verdiler ama eğer biz hemşeri dernekleriysek şimdi bir de biz verelim. Yük olmayalım, yük alalım. Proje geliştirelim, örneğin trafikte şu çalışma yapılırsa trafik rahatlar, diyelim. Çevre kirliliği mi var? Onun için bir araya gelelim. Bunları yerel yönetimlerle istişare yaparak çözebiliriz.’’ şeklinde konuştu.

Anadolu Günleri

BİLDEF’in Anadolu Günleri etkinliğinin amacına ulaştığını hatta amacını da aştığını söyleyen Ramazan Alp ‘’BİLDEF’in yaptığı Anadolu Günleri etkinliği sadece peynir zeytin satmaktan ibaret değil. Evet, peynir de geldi, zeytin de geldi, gelmesi lazım zaten. Anadolu Günlerini biz dört tane yaptık, her seferinde katlanarak gitti. 9-13 Eylül arasında TÜYAP’ta yapacaktık ama şimdi bu süreçte yapamadık. İki hol olacaktı, birinde illerimizin tanıtım stantları olacaktı. Bir holde de yöresel lezzetlerimiz olacaktı. Biz bu otuz beş ilin kültürünü, turizmini, folklorunu, edebiyatını, yiyeceğini, giyeceğini, her şeyini getirip burada tanıtıyoruz. Bursa’yı da onlara tanıtmış oluyoruz. Her ilimizden en az 40-50 kişilik ekipler geliyor. İki binden fazla kişi buraya geldiler ve burada otellerde konakladılar, Bursa’dan alışveriş yaptılar. Bunlar yaşadığımız bu şehrin turizmine, ticaretine etki etti. Birkaç yerde ve bizim federasyon çalıştayında da dile getirdim. Arkadaşlar bu Anadolu Günlerini Bursa’ya kazandıralım, bütün dernekler bir araya gelelim, hep beraber bir defa yapalım ve Bursa’ya bir örnek olmuş olsun. Tabi kimisi evet dedi, kimisi olabilir dedi, sürece bırakıldı. Şunu da bilmek lazım aslında: bu hemşeri derneklerinin ticari yönü bir yanı da, kültür yönü hep ön planda olması gereken tarafıdır. Kültür yönünün öne çıkması lazım. Bursa göçmen şehri. Balkanlardan, Kafkaslardan ve Anadolu’nun her tarafından göç alan bir şehir. Gelenlerden belki ilk nesiller kendini belki kendi iline ait olarak görüyordur ama çocuklar gitmiyor. Biz o bağları koparsınlar istemiyoruz, orayı da bilsinler. Oranın kültüründen geldiklerini bilsinler ama Bursalı olsunlar ve ‘Ben Bursalıyım’ diyebilsinler mücadelesi veriyoruz. Bir de bizim asıl bir araya gelmemizin sebebi de bu. Ötekileştirme, bölgecilik, bunları biz elimizin tersiyle ittik. Dedik ki: Biz bu şehirde yaşıyorsak önce birlik, beraberlik kurmamız lazım, beraberce hareket etmemiz lazım, ondan sonra şehrimize katkı sunmamız lazım. Zaten bu şehirde yaşayan bir insan eğer kentlilik bilinci ile hareket etmiyorsa onun şehre dair söyleyecek bir şeyi de olmaması lazım. Doğduğumuz yerlere gitsek bizi tanımazlar. Nereden gelirsek gelelim bizim asıl memleketimiz Bursa. Hemşeri derneklerine bir çağrım var: gelin birlikte bu şehre katkı sunalım. Her şeyi yerel yöneticilerden beklemeyelim. Sivil toplum yaşadığı yere değer katmıyorsa niye sivil toplum olsun ki? Birlikte hareket edelim, şehrimizi güzelleştirelim.’’ dedi.