Dünya kurulduğundan itibaren belirgin olarak iyiler ve kötüler var olmuştur. Bu insanlar varlıklarının özelliklerini her sahada hiç çekinmeden gösterirken bir de "hain" dediğimiz bir güruh var ki onların davranış şekillerinden ne olduklarını anlayamayız.

Tıpkı tüm dünya devletlerinin içinde ve siyasetçilerde olduğu gibi.

Aramızdaki bazı insanlarımız, devlet ve siyaset açılımının gerçekten farkında değil veya bile bile seçilmiş siyasileri yıprattıklarını düşünerek devletimizin bağımsızlığını ve bekasını yıpratmak için olağanüstü çaba sarf ediyorlar.

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır.

Devletin gölgesi tüm beşerî faaliyetlerin üstüne düşer: Sosyal refah, iç düzen, halk sağlığı için uğraşır, bundan meşruiyet kazanır. Kural koyar, düzenler, yetkilendirir, yasaklar.

Kimlerin kimlere hizmet ettiğini anlamak ve bilmek için olayları doğru analiz etmeliyiz.

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nı hatırlayalım...

1974'e kadar süren Kıbrıslı Türk ve Rumların arasındaki ciddi anlaşmazlıklar ve Türklere uygulanan ambargo ve zulümler sebebi ile 1974'te dönemin koalisyon hükümeti olan Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan'ın Kıbrıs Barış Harekâtı'nı başlatması kaçınılmaz olmuştur..

Erbakan'ın kendi ağzından;

“Sayın Ecevit ile Kıbrıs çıkartması kararı alacak iken; Sayın Ecevit, ‘madem İngiltere de garantör devlet,  gidip Callaghan ile görüşelim” dedi...

“Biz, İngilizlerin bu mesele hakkındaki düşüncelerini iyi bildiğimiz için;

“Biz garantör müyüz?”

“Bizim garantörlüğümüz İngiltere'ye mi bağlı?”

“İngilizler ile hareket etme mecburiyetimiz var mı?’’

“Biz vazifemizi yapalım.’’

“Bize ne Callaghan'dan’’ dedik ve ilk andan itibaren bu şekilde hareket ettik. Ecevit, ‘illa gidelim’ diye ısrar edince, Oğuzhan Asiltürk Bey'i de kendisine refakatçi olarak verdik ve “hadi buyurun gidin’’ dedik.

Dönemin Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile birlikte Ecevit'i İngiltere'ye uğurlamış iken, Genelkurmay Başkanımız Semih Sancar bana döndü ve dedi ki; “Uygun görürseniz sizinle şurada havaalanında görüşme yapalım.”

Oturduk, bana dediler ki, “Durum fevkalade acildir, Sampson gelmiş ve adaya çıkmıştır.’’

“Şu an Makarios'un kuvvetleri ile mücadele ediyor birkaç gün sonra bu mücadele sona erer ve Sampson adaya hâkim olur.’’

“Eğer biz çıkarma yapacaksak kaybedecek bir saniyemiz dahi yoktur. Siz sadece bize yürüyün emrini verin. Ancak, yürüyün emrini verdikten sonra daha önceki hükümetler gibi geri çekecekseniz bu hareketi bir daha yapamayız! Yürüyün dediğinizde sonuna kadar yürümemiz gerekir. Vaktinde İnönü bize yürüyün emri verdi, gemilere bindirdi sonra İskenderun'a çıkarttı. Sonra Demirel bindirdi ve Mersin'e boşalttı. Biz iki defa askeri gemilere bindirip boşalttık siz 3. defa bindirip boşaltırsanız 4. sefer gerçek bir harekât yaptığımıza kimseyi inandıramayız.’’

Ben de kendilerine; “Biz hükümet olarak size yürüyün hazırız desek ne yapacaksınız” diye sordum.

Genelkurmay Başkanımız 3 gün içinde tüm hazırlıkları yapıp Kıbrıs'a asker çıkaracağını beyan edince; “O halde yürüyün’’ dedik ve emri verdik.

Kıbrıs'ı bu şekilde tekrar kazanmış ve ada üzerinde yeniden söz sahibi olmuştuk. Biz Kıbrıs'ın bağımsız bir devlet olmasını isterken, hükümet ortağımız Ecevit, daima; “Federal bir devlet olmalı” dedi.

“Batı taklitçiliği burada da ortaya çıkmış ve ortağı olduğum hükümet bu ve benzeri sebepler dolayısı ile sonlanmıştır.’’

Hedefi 2023-2053-2071 olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin içinde de geçmişte olduğu gibi bugün de küresel ve şeytani güçlere hizmet eden hainler var ve hep var olacaklardır.

Anavatan Partisi’nin Genel Başkanı Rahmetli Turgut Özal 1983 Türkiye genel seçimlerinde %45,14 oy almıştır ve 45. Türkiye Hükümeti'ni kurarak Başbakan olmuştur.

Saddam Hüseyin'in Türkiye için büyük bir tehlike teşkil ettiğini ve Saddam'ın bölgeyi hakimiyeti altında tutmasına izin verilemeyeceğini savunmuştur. Özal, 17 Nisan 1993 tarihinde 5 ülkeyi kapsayan 12 günlük Türkistan gezisinden sonra Cumhurbaşkanlığı döneminde vefat etmiştir.

2200 yaşından daha kadim bir devlet şeytani akıl ve küreselcilerin tarih boyunca bir numaralı hedefi olmuştur. Bu hedef doğrultusunda kendini satan alçak ve namussuzlar bizden görünüp şeytani aklın projelerine hizmet etmiştir.

DEVAMI YARIN