On TV ekranlarında yayınlanan ve Gazeteci/Yazar Can Ertan’ın sunduğu Can Ertan İle Gündem Programı’na CHP Bursa İl Başkanı İsmet Karaca konuk oldu.

Karaca CHP’deki kongre süreci ve bundan sonra yapacakları ile ilgili ‘’CHP’de kongre süreci iktidar umudu verdi. Dün sayın genel başkanımız beni aradı, kutladı ve kongreyle ilgili olumlu izlenimlerini aktardı. Bizden çok önemli çalışmalar beklediğini iletti. Bu kongreye katılım çok yüksekti bir de dört adayın olmasından dolayı daha heyecanlı oldu. Adaylar arasındaki bu siyasi rekabet son derece seviyeli, CHP’ye yakışan, umut veren bir şekilde oldu. Yakın dostluklarımız oluştu. Kongre sonunda da aynı siyasi iklim devam ediyor. Hatta biz kongre akşamı Erol Gülmez ile beraberdik. Kongre sonunda beraber değerlendirme yaptık. Bu durum bundan sonrası için önemli bir siyasi kültür olarak oturuyor. Bu anlamda çok umut verici. Ben hep şunu söylerim: Kabine girdiğinde herkes kendi vicdanı ile baş başadır. O yüzden başından beri kongre matematiği, aritmetiği yapmak doğru değildir. En başından itibaren kongrenin rahat olduğunu düşündüm, öyle gördüm. Hiç de panik halimiz olmadı. Oylar açılırken de rahattık. Aslında beklediğim bir sonuçtu. 12 Eylül’den sonra Kongre’yle seçilen ilk gençlik kolları başkanıyım ben. 12 Eylül’de CHP kapatılmıştı. Sonrasında siyasi yasaklar ve gençlerin apolitikleştirildiği baskı sürecinden sonra Bursa’da yapılan ilk gençlik kolları kongresine yüzlerce genç arkadaşımız katılmıştı. Ve 12 Eylül’den önce son başkanımız olan Kemal Demirel’den görev teslimi almıştık. Heykele gidip Atatürk anıtının önünde son başkandan ilk başkana diye bize görev devir teslimi yapılmıştı. Aradan yaklaşık yirmi beş yıl geçti. Bugün de o kareden altı kişi oradaydı. İnşallah bizden sonra partiyi daha ileriye taşıyacak genç arkadaşlarımız için benzer tablolar yaşarız. Bursa gibi siyasi zeminin uygun olduğu bir kentte başarı kazanacak bir potansiyelimiz var. Parti içinde birbirimizi yemekle, birbirimizle kavga ederek hiçbir yere varamayacağımız yıllardır ortada. Partinin kapıları herkese açık, herkes için çalışacak bir yer var. Yarın dört il başkanı adayımızla beraber bir yemek organizasyonu gerçekleştireceğiz. Artık kongre bitti, sandık kapandı. Bundan sonra birlikte ne yapabileceksek, herkesin katkı yapabileceği bir alan var siyasette. Vekillerimizle de görüştüm. Onlar da Bursa’ya geldiklerinde, uygun bir zamanda buna benzer bir program yapacağım. Daha sonrasında ilçe başkanlarımızla bir toplantı yapacağım. Bursa’ya çok önemli katkılar sunmuş, önemli projeleri olan değerli partilerimiz var. Onların da bilgi, birikiminden faydalanacağız. Böyle bir platform oluşturacağız. Pediyodik olarak toplanacağız. Ben daha önce de il başkan adayı olmuştum ama bu dönemki kadar yoğun bir yönetim kurulu talebi ile karşılaşmadım. Şu an yönetim kurulunda otuz kişi ve başkan bulunuyor. O kadar çok talep oldu ki ben ya benim kazanacağıma inanılıyor ya da partimiz iktidara geliyor diye düşündüm. İnanılmaz bir talep oldu ve bu beni çok mutlu etti. Hepsi çok değerli arkadaşlarımız. Hepsinin emek ve katkılarını sunacaklarına inanıyorum ama seçmek çok zor. İlçelerin de önerilerini göz önünde bulundurduk. Biz yüksek tempoda bir siyaset yapacağız. Buraya arkadaşlarımızın zamanını ayırabilmesi, kendi işlerinin siyaset için uygun olabilmesi gerekiyor. Şu anda bizim yönetim kurulumuzda altı genç arkadaşımız var. Henüz görev dağılımını yapmadık. İşçi komisyonu, çevre komisyonu gibi komisyonlar kuracağız ve burada da arkadaşlarımızdan katkılar alacağız. Yapılması gereken ne ise onu yapacağız. Bir çekim merkezi oluşturacağız. Gençlerin nasıl daha aktif siyaset yapabileceği, nasıl siyasetin içinde olacakları, gençlerin ülke sorunlarına biraz daha duyarı olacağı bir mecra lazım. Onun için de bu durum sadece bizimle çözülecek bir hadise değil. Türkiye’de bu potansiyelin olduğuna inanıyorum. 12 Eylül’den sonra gençlerin apolitize edildiğini, siyasetle pek ilgilenmediğini söyledik ama bu ülkenin gençleri böyle düşünenleri yakın bir dönemde utandırdı. Gezi olaylarında eğitimli gençler, kadınlar meydanlardaydı. Günlerce süren Gezi Olaylarında milyonlarca genç sokaklardaydı. Demekki burada o potansiyel hala var. Birlikte oturup, tartışıp nasıl çekim merkezi oluşturulabilir şeklinde somut adımlar atılması gerekiyor. Biz ne yapılması gerekiyorsa onu yapacağız. Öncelikle enerjimizi dışarıya harcayacağız. Önseçim konusunda istifa çözüm değildir. Bursa örgütünün sesini oraya taşıyabilmek önemli. Parti içi önseçimler kaçınılmazdır. Bunu daha önce de uyguladık. Belediye meclis üyeliklerimizi önseçimle seçtik. 2015 yılındaki milletvekili genel seçimindeki önseçimde bizim çok ciddi baskılarımız oldu. Bu anlamda hatta ben önseçim olmayacaksa aday olmayacağımı ilan etmiştim. Bizim duruşumuz çok net. Önseçim kaçınılmaz bir şekilde olacak. Ancak genel merkez önseçim yapmıyorsa hep birlikte istifa edelim düşüncesi bir çözüm değil. İlçe başkanlarımızın ve belediye başkanlarımızın doğal kurultay delegesi olması gerekiyor. Yönetimin iki üç katı kurultay delegeleri talebi oluyor. Belli kotalarımız var. Biz de kongre matematiğinden öte bu kotaları baz aldık. Köşe yazarlarının çoğunun yazısında Bursa’ya bahar geldi ifadesi gerçekten bu kongreye damgasını vuran süreçlerden bir tanesi, bizim seçim sloganımızdı. Bizim baharımız öncelikle parti içi birlik. Ondan sonra da enerjimizi dışa verip partimizi büyütmek olacak.’’ dedi.

İsmet Karaca Bursa’daki deprem sorunu ve kentsel dönüşümle ilgili konuştu. Karaca ‘’Belediyelerin rezerv alanlarını bile yap-sat moduyla inşaata çevirdiğini gördük. Soğanlı’nın alt tarafında Alemdar’dan Zafer Mahallesi’ne kadar olan bölgede kentsel dönüşüm için kullanılması gereken bir alan vardı. Osmangazi Belediyesi bu alanı bir inşaat firmasıyla anlaşarak, kentsel dönüşümü rantsal dönüşüme çevirdi. Halbuki oranın kültürünü, dokusunu bozmadan, o bölgede yaşayan insanların alım gücüne uygun, komşuluk ilişkilerini yaşatan bir kentsel dönüşüm yapılması gerekiyordu. Onlar sadece müteahhit mantığıyla aldılar ve hazır alanlarda inşaatı yaptırdılar. Şu anda da satıyorlar. Geçen gördüm Osmangazi Belediyesi’nden satılık iş yerleri yazıyordu. Bizim belediye işi gücü bıraktı. Şu anda orada emlakçılık yapıyor. Bir deprem anında toplanma alanlarımız yok. Olan boş yerleri de inşaat yapıp satıyorlar. Bu durum Bursa için çok önemli bir sorun. Özellikle Yıldırım ve Osmangazi bölgesi ruhsatsız binalar ile deprem konusunda en çok riskli yerler buralar. Ama bizdeki kentsel dönüşüme baktığımızda şu an Nilüfer’de gerçekleşiyor. Özel sektörün eliyle yapılınca haliyle daha çok ekonomik kriterler öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan iken Türkiye’de büyük bir kentsel dönüşüm hamlesi yapmıştı. Birçok yerde kamu binaları yıkıldı. Bursa’da da Çekirge SSK Hastanesi’nin karşısında maliye lojmanları vardı. Buraları kentsel dönüşüm startı vererek yıktık. Aradan 6-7 yıl geçti ve şu anda otopark olarak kullanılıyor. Ben oraya örgütü de götürerek arkadaşlarımızla eylem yaptım. Buyurun işte sizin kentsel dönüşümünüz budur şeklinde dedik. Amacından çıktı. Bu anlamda AKP iktidarı da hiçbir adım atmadı.’’ sözlerini kullandı.

Karaca Türkiye ve Bursa’nın sorunları hakkında ‘’Bir an önce göreve başlamak için sabırsızlanıyorum. Kafamda Bursa’nın sorunlarıyla ilgili önemli çalışmalar var ve bunları yapacağız. İlk eylemimizi yarım kalan hastane inşaatı için yapacağız. İki yıl önce açılması planlanıyordu. Şehrin yirmi kilometre dışına bir şehir hastanesi yapıldı. İnsanlara zulmediyorlar. Parası olmayan bir insanın oraya acil bir şekilde gitme şansı yok. Taksi ile gitse çok ciddi rakamlar ödemek durumunda kalıyor. Toplu taşımayla gitmek istediğinde henüz oraya raylı sistem yok. Kent merkezinde yedi yüz elli yataklı bir hastane planlandı. Biz oraya gideceğiz ve işte sizin sağlık politikanız bu diyeceğiz. 2007 seçimlerinde ‘İstediğin hastaneye git, istediğin doktoru seç’ sloganını kullanmışlardı. Sağlık alanındaki reformlar o seçimde AKP adına olumlu bir etki yaratmıştı. Ama şimdi ki tablo ortada. Hastanelerin acil servisleri savaş filmleri gibi. Bir gece arkadaşlarımızla birlikte hastaneleri de gezebiliriz. İkinci eylemimiz olarak da Alinur Aktaş’ın Acemler’de bitiremediği bir köprülü kavşağı var. Aylardır öylece duruyor. Bakın Çin on günde bir hastane yapıyor, yıkmak kaydıyla. Bitirilemeyen köprülü kavşaktan her gün ortalama iki yüz on bin araç geçiyor. Cumhuriyet dönemi yapılarına karşı bir düşmanlık var. Atatürk Stadyumu adından ve Cumhuriyet dönemi yapısı olmasından dolayı yıkıldı. İktidarın böyle yapılara inanılmaz bir önyargısı var. Doğanbey tokileri kentin dokusunu bozdu. Kentin neresine girerseniz girin direkt gözünüze çarpan bir yapı konumunda. Orada yaşayan insanlar mağdur edilmeden bu yapının bu halde kalmaması gerekiyor. Hala yerel seçim kaybını konuşuyoruz. 31 Mart hakikaten Bursalılar için çok derin bir acı bıraktı. 31 Mart’taki hayalkırıklığını bir daha yaşamamak için aday oldum. Seçim akşamı birçok yerde CHP meşalesi yanıyordu. Onlara Bursa’yı ekleyemedik. Anketlerde Mustafa Bozbey yüzde elli beş oy alır sonucu çıkıyordu. Seçimlere daha dört yıl var ama şimdiden büyükşehir belediye başkanlığını konuşuyoruz. Belediye başkan adayı seçimlerinde önseçime biraz mesafeli bakılıyor ama ortada Mudanya örneği var. 25 yıl sonra Mudanya’yı kazandık. CHP örgütünün en doğru kararı vereceğine inanıyorum. Kabine girdiğinde herkes istediğine oy verir ve sonuca herkes razı olmak durumundadır. Önseçim bizim temel vazgeçilmezimiz olacak. Millet İttifakı ülkemizin demokrasisi ve geleceği açısından çok önemli. İki genel başkana da çok teşekkür ediyorum. İki siyasi partinin birleşip seçime girmesi zor bir şeydir. Son yerel seçimlere baktığımızda biraz daha planlı gidilebilirdi. Bursa’da Millet İttifakını uyumlu bir şekilde daha da büyüteceğimizi düşünüyorum.’’ ifadelerini kullandı.