Baştan söyleyeyim ki ben ekonomist değilim ve bu yazı bir ekonomistin yazacağı bilgileri içermiyor. Biraz mantık ve dünyada yaşanan gelişmelere bakarak bir değerlendirme yapmak istiyorum.

ABD doları yükselmeye devam ediyor. Bu yükselişin gerekçesini tam olarak çözebilmiş değilim. Sanırım gerekçeleri tam olarak söyleyebilen bir uzman ekonomist de yoktur. İzlediğim kadarı ile yapılan bazı yorumlar olsa da hiç biri tahminden öteye geçmiyor. Tabi makro ekonomi değerler temel alındığında bazı tedbirler alınabilir ve bir biri ile bağlantı oluşturabilecek bazı finans sistemlerinin yönetimi ile yabancı para birimlerin değerleri ile oynanabilir ancak çok büyük bir fark beklememek gerekir. Yani, Ülkemizde para alım ve satımında kullanılan ve genellikle merkez bankasının kontrolünde olan faiz oranları değiştirilerek dövize olan talep azaltılabilir, talep azalınca biraz değer kaybına uğrar ancak bu tek başına yeterli olmaz.

Yine uluslararası para transferlerinde ve döviz alım satım işlemlerinde yapılacak bazı düzenlemeler ile dövizlere yoğun talep oluşmasını veya kötü niyetli kurumların ya da kolay para kazanmak isteyen banka ve fon firmalarının döviz ile oynamalarına engel olunabilir. Günlük veya saatlik limitler konulabilir, karşılığı gösterilmeden alım satıma engel olunabilir ve daha başka unsurlar devreye alınabilir. Nitekim Ülkemiz daha fazlasını da bu geçen süre içerisinde yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir.

Ancak özellikle dolar hala ve durmadan yükselmeye devam ediyor. Aslına bakarsanız, doların yükselmesinin bize ekonomik olarak bazı sıkıntılar yaşatmasına rağmen iyi yönleri de yok değil. Bu yararlara geçmeden önce şunu da yazalım. Doların yükselmesi ABD ekonomisini çok etkiliyor, zora sokuyor. ABD ekonomisinin çok büyük bir gelir kaynağı ihracattır. İhracat yapabilmesi için alım yapacak ülke ve firmaların da alım gücünün yeterli olması gerekiyor. Şöyle düşünelim, bu gün bir firma ABD’den cep telefonu almak istese 500 USD’lik bir telefon u Türkiye’de vergiler hariç 4000 tl civarında satması gerekecek. Bu rakam Türkiye’de her vatandaşın alabileceği bir şey değil. Böyle olduğu için o firma ABD’den 100 adet telefon almak yerine 10 adet telefon alacaktır. ABD sadece cep telefonu ihracatında %90’lık bir satış kaybına uğramış olacaktır. Hele Çin gibi çok daha uygun fiyata üretip satabilen rakipleri varken bu ABD’ye çok daha büyük sorun anlamına gelecektir. Bu örneği diğer tüm ürünlere uygularsanız göreceksiniz ki ABD doların bu kadar çok yükselmesine asla razı olmaz. Çok büyük ihracat kayıpları yaşayacaktır, nitekim yaşıyor.

Yüksek dövizin Türkiye’ye faydasına gelince, başta cari açık denilen ekonomik sorunu tam tersine çevirmek üzere. Yani cari açık yerine cari fazlamız oluşuyor. Cari açık demek kısaca ithalat ve ihracat arasındaki fark demektir. İthalat fazla ise ve ihracat az ise dışarıya çok fazla para ödemesi yapmak gerekecek, karşılığında ise gelir elde edilecek. Oysa şimdi ihracat az bile olsa elde edilen kazanç -dövizin yüksek olmasından kaynaklı – çok daha fazladır. Normal şartlar bir malın karşılığı on birim ise bu günlerde o malın karşılığı yetmiş birim olmuş olacak. Böylece az bir ihracat ile yapılan kazanç çok daha fazla ithalat yapabileceğiz demektir. Peki sorun nerde? Sorun ülkemizin ithalatı fazla ve ithal edilen ürünler iç piyasaya sunulduğunda cep telefonunda olduğu gibi eskiye nazaran çok daha pahalıya satmak zorunluluğu doğuyor ve vatandaşın kazancı ve alım gücü bun yüksek fiyatlara yetmiyor. Alım olmasa firmalar iş yapamıyor, iş yapamayan firmalar ekonomiye katkı koyamıyor ve ekonominin çarkları düzgün çalışmıyor. Faizlerin yükselmesine, enflasyonun yükselmesine ve gelirlerin daha da düşmesine sebep veriyor. Yani ülke içerisinde denge bozuluyor.

O halde bize temel olarak iki şey lazım, birincisi yerli malı lazım. Yani ne olursa olsun ithal ettiğimiz hemen tüm ürünleri yerli olarak üretebilmemiz lazım. İthal edilen malların bir kısmı sanayi ürünü, bir kısmı teknolojik ürün ve bir diğer kısmı ise ziraat ve hayvancılık ürünleridir. Bu üç temel alandaki ürünlerin çok büyük kısmını üretebilecek kapasitemiz de var. Üstelik hem üretip hem de ihracatı yapabilecek kapasitedeyiz.

Bize lazım olan diğer şey ise doğal zenginliklerimizi bulmak ve işletmektir. Özellikle ithalatımızın çok büyük kalemini tutan petrol ve doğalgaz için bu çok elzem bir hal almıştır. Eğer kendimize yetecek kadar petrol ve doğalgaz bulsak bile çok büyük bir güç sağlayacaktır bize. Ki Karadeniz’de bir miktar doğalgaz keşfedildi, inşallah devamı gelir.