Avrupa Birliği dağılma süreci başlıklı 9 ve 12 Temmuz’da yazmış olduğumuz köşe yazılarımda belirttiğimiz üzere;

"Amerika Bileşik Devletleri’nde bulunan think tank kuruluşları verilerine göre; Avrupa Birliği ülkeleri 2020 yılı sonu ekonomik raporlarını hazırlarken  % 8,5 küçülme ile gerileyeceklerini öngörmektedirler" demiştik.

Ve devamı, 12 Temmuz’da 2020’de Türkiye için yüzde 4,8 bir daralma ve 2021 için yüzde 7,6 bir büyüme ikinci bir pandemi süreci oluşmaz ise 2020’de dünya genelinde yüzde 6,0 bir gerileme ve 2021 için yüzde 7,6 oranında bir küçülmeden bahsetmiştik…

Bu öngörülerimiz doğrultusunda Avrupa Birliği’nin yavaş yavaş dağılmasını görebileceğimizi belirtip bizim de bugüne kadar yapmış olduğumuz araştırmalarımızda elde ettiğimiz verilere göre Avrupa Birliği ülkelerinin bu gerilemelerinin % 8,5 düzeylerinde değil reel olarak % 30 civarlarında olacağını sunmuştuk…

Ekonomik krizlerin ortaya çıkardığı ekonomik hatalar bir DOMİNO ETKİSİ meydana getirerek DİĞER TAŞLARI ardı ardına devirmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kaos ortamı hemen hemen tüm dünyayı etkisi altına alır diye devam ettiğimiz yazı ve öngörülerimiz doğrultusunda Avrupa Birliği’nin yavaş yavaş dağılmasını görebileceğiz demiştik…

Şimdi gelelim bugünkü yazımıza;

Okumasını ve görmesini bilenler için Avrupa Birliği domino taşlarının ilki Yunanistan ile birlikte yıkılmaya başlıyor…

Perşembe günü Yunanistan'ın yaptığı %14'ün üzerindeki gerileme ve 2019'da yapmış olduğu 0,9 küçülme verileri ile hesaplanıp toparlandığında finans ve bankacılık sektöründen gelecek hiçbir reyting açıklamasını beklemeden bunu belirtiyoruz ki; yine aynı gün Yunanistan'ın iflasını açıklamasını şahsımız ve araştırma ekibimiz olarak bekledik…

Açıklanmama sebebi ise Türkiye'nin devlet aklı politikası esası gereği stratejik hamleleri ve pandeminin bahane edilmesi kanaatine vardık... Açıklanan bu verilerin halkın üzerindeki yoksulluk  etkisinin ortalama % 40 ve 45 civarı olacağını da ilave etmeden geçemiyoruz…

Akdeniz'de Yunanistan ile birlikte aynı safta gibi görünen  Fransa aslına yakışır bir duruş sergileyip Yunanistan üzerinden Akdeniz'deki kaynaklarımızı sömürmek ve akabinde Akdeniz üzerinden Afrika'ya açılan tek kapı olan sular üzerinde hakimiyet kurma arzusudur… Fransa Akdeniz üzerinden bu hedefine ulaşamayacak ve sömürü ile elde ettiği yıllık 500 milyar Euro'luk kazancı kaybettiğinde bu yıkımın ikinci ülkesi olarak tarihte yerini alacaktır kanaatindeyiz…

ECB Bank'ın geçtiğimiz mart ayında 3,1 katrilyon para basıp Avrupa Birliği ülkelerine dağıtması küçülmekte olan Avrupa Birliği ülkeleri için yeterli gelmemiş olup ikinci hamle sanayi piyasalarını kurtarmak için 1.8 katrilyon daha dağıtılmasına rağmen dünya ekonomisinde ilerleme değil gerileme gerçekleşmiş ve bu eksende Avrupa Birliği sermayesi Yunanistan'ın tekrar kalkınması için hamle yapacak gücü kalmayıp kendi iç ve dış ekonomik piyasalarını canlandırma çareleri arayışına girmişlerdir…

ECB Bank’ın 9 Eylül'de açıklayacak olduğu faiz oranları eksi faizde olan Avrupa Birliği Bankası piyasalara canlılık kazandırmak yerine Euro'nun düşüşüne sebep olacak ve paranın kağıttan öte değerinin olmadığını kanıtlayarak hükümsüz ilan edilerek geçerliliği kaybederek yerini iki üç yıl içinde altın ve gümüşe bırakacaktır.

Bizim altına yatırım yapılmasını tavsiye ettiğimiz yazımızdan kısa bir süre sonra Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası dolar rezervlerini düşürüp altın rezervlerini yükselttiğini kamuoyu ile paylaşmıştır...

Kendilerinden sözde "aydın" diye bahseden bir kısım akademisyen ve finans uzmanları bu gerçeği görmeyi daha ne kadar reddedip dünya piyasalarına suni canlılık kazandıracaklar merak ediyoruz?

Bu mihmanda ayrıca sormak istediğimiz Türkiye Cumhuriyeti kuruluş tarihini 1923 olarak baz alanlar Türk Kara Kuvvetleri tarihini araştırıp okusunlar...

Biz okumak isteyenler için Kara Kuvvetleri resmi sayfasından aldığımız bir kısmını yazalım…

TÜRK KARA KUVVETLERİ TARİHÇESİ

CUMHURİYET DÖNEMİ ÖNCESİ TÜRK KARA KUVVETLERİ

Kara Kuvvetleri’nin kuruluş tarihi olarak, Büyük Hun İmparatoru Mete Han’ın tahta çıkış tarihi olan M.Ö. 209 yılı esas alınmıştır.

İlk kez Mete Han tarafından M.Ö. 209 yılında kurulan düzenli Türk kara ordusunda sayı itibarıyla 10.000 atlıdan oluşan en büyük birlik, “tümen” olarak adlandırılmış, tümenler binlere, binler yüzlere, yüzler onlara ayrılmış, her birinin başına tümenbaşı, binbaşı, yüzbaşı ve onbaşı rütbelerine sahip birer komutan görevlendirilmiş ve aşağıdan yukarıya doğru emir-komuta zinciri içerisinde birbirine bağlanmıştır.

Mete Han ile tarih sahnesine çıkan bu teşkilatlanma modeli günümüze kadar uzanan yelpaze içerisinde hüküm süren diğer Türk devletleri ile süregelmiş, özellikle Göktürkler, Uygurlar, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Türk ordusu dünyanın sayılı ordularından birisi olmuştur.

Tamamını okumak isteyenler T.C.K.K.K sayfasından okuyabilirler…

Âlem-i nizam için Türk devleti ilelebet payidar kalacaktır…

Hedef; 2023, 2053, 2071.