Bugün siyaset ve Korona gündemleri dışında bir yazı yazmak istedim.

Pandemi sürecinde okuduğum kitaplardan, Dostoyevski'nin 'Ölü Evinden Anılar' adlı romanında geçen ilgi çekici bir anekdotu paylaşmak istiyorum. Okuyanlar hatırlayacaklardır.

Hani Pavlov'un meşhur köpek deneyi vardır.

Dostoyevski de insan ilişkileri üzerine köpekle bir deney yapar.

Kalabalık bir toplantıda yaptığı konuşma ve okuduğu şiir nedeniyle Rus Çarı tarafından hapse mahkum edilir ve Sibirya’ya sürülür.

Ünlü yazar, hapis yıllarını bu kitapta toplar.

Buradaki hayatından önce halkı, insanları tanıdığını düşünüyordur. Ama yanıldığını, tanıyamamış olduğunu anladığını belirtir.

İnsanların iç dünyalarına inerek, onları çözümlemeye çalışır.

Hapishanedeki bir köpek ile insan ilişkileri üzerine gözleme dayalı bir deney yapar.

Çok ilginçtir. Şöyle ki:

“Köpeği takibe alır ve yanından geçen her mahkumun onu tekmelediğini gözlemler. İlginç olan şey, köpeğin mahkumlardan kaçmaması ve yanına bir mahkum yaklaştığında eğilerek tekme pozisyonu almasıdır. Köpeğin her yanından geçen her mahkum köpeği tekmelemekte ve köpek buna bir tepki vermemektedir.

Dostoyevski de, bir gün köpeğe yaklaşır ve onun başını okşar. Köpek bir süre şaşkın şaşkın ünlü yazara baktıktan sonra, acı acı havlayarak hızla yanından uzaklaşır.

Köpek o günden sonra nerede Dostoyevski’yi görse, ondan kaçar ve bir daha asla yanına yaklaşmaz.”

Bu durum bize neyi gösterir?

Yaşamı boyunca kötü davranışlara maruz kalanların, gerçek sevgiyle, içten ilgiyle karşılaştığında, buna uyum sağlamakta zorlanacaklarını.

Hemen herkesin ortak yakınma konusu olan, günümüzün de en büyük sorunudur sevgisizlik.

Bazı insanlar, siz ne kadar iyi davranırsanız davranın, ne denli iyi niyetli olursanız olun, ne derece severseniz sevin, kendisine değer verildiğine asla inanmazlar.

Bunun altında sebep bile ararlar. Sevgi, ilgi sunulmasının perde arkasında, kendilerince türlü nedenler vardır.

Bu kişiliğe sahip olanlar, karşılarına çıkan her insanı aynı kategoriye koyarlar, kolay kolay inanmazlar, güvenmezler. Hatta kırarlar, iterler, incitirler, kendilerinden uzaklaştırırlar.

Hepimizin çevresinde mutlaka böyle insanlar vardır.

Birçoğumuzun şu anki ruh hali bu ne yazık ki.

Kıymet verdiğimiz bu yapıdaki insanlarla olan ilişkilerimizde, nasıl davranacağımızı şaşırıp kalırız. Öyle ki bazen dumura uğrayacak kadar.

Dostoyevski, bize hayatın görünmeyen yanını, duvarın öbür tarafını, işte bu güzel deneydeki örnekle göstermiştir.

Sonuç olarak ne yapacağız?

Ne tür davranışlarla karşılaşırsak karşılaşalım; anlayışlı olmaktan, hoşgörüden, sevgiden, dostluktan, paylaşmaktan, iyi niyetten vazgeçmeyeceğiz.

Sağlıcakla kalın.

 

**********

Günün Sözü

“Şüpheye düşürmeyen

samimiyetin ve

sevginin kölesiyim.”

Frida Kahlo