Cumartesi akşamüzeri internette dolaşıyordum ki bursadabugün’de “Bursa’daki doktorlar koronavirüsle  mücadeleyi anlattı” başlığıyla yayınlanan Anadolu Ajansı kaynaklı haberle, fotoğraflarla ve videoyla sarsıldım.

Büyük bir duygu sağanağıyla bir solukta okudum yazıyı; sonra gözlerime yaş yürüdü.

Kimi yazılar böyledir, biter ama bitmezler; aklınızda, vicdanınızda günlerce sürer giderler yarattıkları farkındalıklarla.

Gurur, hüzün, takdir, hayranlık,  duyguları iç içeydi ruhumda.

********************************

Mal mülk tutkuları, kariyer hesapları, ün aranışları, güç elde etme çabaları; kibirler, egolar, hasetlikler, fesatlıklar…

Diğer yandan, yanı başımızda, bu şehrin hastanelerinde; yaşamla ölüm arasındaki o silik,o ince, o  belli belirsiz çizgide;ne dramlar, ne fedakarlıklar sergileniyor;cesur yüreklerle, kahramanlıklarla yan yana yaşıyorduk.

Günlük rutinimizde, telaşlarımızda farkında mıydık peki?

 

Dr. Gülbahar Çalışkan

 

Bursa Şehir Hastanesinde görevli Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Gülbahar Çalışkan diyordu ki bursadabugün’de yayınlanan yazıda:

"Yoğun bakımdaki hastalarımız çok kendilerinde olmazlar, zaten ağır bir tabloda gelirler ama Kovid'de çok şuuru açık hasta alıyoruz. Çoğu zaman sürece konuşarak başlıyoruz, hasta her şeyin farkında ama o kadar ağır solunum yetmezliği gelişiyor ki makineye bağlanıyor ve süreç sonrasında her zaman olumlu olmayabiliyor. Kaybettiğimiz her hasta, çektiğimiz bu stres yükünün üstüne ayrı bir üzüntü oluyor. Her ne kadar yoğun bakımdan çıkardığımız hastalar bize umut olmaya devam etse de durum hep böyle bir belirsizlik içinde gidip geliyor.’’

Ve şu insanı derinden sarsan yaşanmışlık:

‘’ 40 yaşında genç bir hastamız vardı. Yandaş hastalığı yoktu. Burada solunum cihazına girdi. Bir dönem uyandı ve bir şeyler yazmak istedi. Verdiğimiz kağıda, 'Eşimi çok seviyorum, ona söyleyin' yazdı. Maalesef iki gün sonra hastamızı kaybettik. İşin kötü tarafı biz o kağıdıhasta yakınına veremedik çünkü burası izole bir bölüm. Buradan hiçbir şey çıkaramıyoruz. İnsanların kalacak belki tek hatırasını bile yakınlarıyla paylaşamıyoruz."

***********************

Dr. Çalışkan hastanede fazla vakit geçirdiği için, ailesine çok az zaman ayırabiliyor.Eşi ve çocuklarından, "Evdesin ama aslında burada değilsin", "Bizi dinliyormuş gibi yapıyorsun ama dinlemiyorsun" gibi sözleri çok duyduğunu söyleyen Çalışkan, şöyle devam etmiş:

"İnsanın içini çok acıtıyor ama yapacak hiçbir şey yok. Onlar kendi başının çaresine bakmaya alışsa da ben sağlık çalışanlarının arkasında duran ailelerine teşekkür etmek istiyorum. Çünkü hem bize bir şey olursa diye tedirginler ama onlar da biliyorlar ki burada olmamız lazım, bu savaşın içindeyiz, görevimizi yapmamız gerekiyor."

Bu nasıl bir iradedir, meslek aşkıdır, insan sevgisidir, görev bilincidir; aşk olsun Dr. Gülbahar Çalışkan.Bir soyadı bir insana bu kadar mı yakışır.

Fotoğrafına bakıyorum Çalışkan’ın; ışıltılı bir yüz, sevecen bakışlar, masumiyet dolu bir ince gülümseyiş ve vakur, metin, sade bir duruş.

****************************

Ölümle burun buruna olmak; acılara kaygılara tanıklık etmek; hastalığı kapma olasılığına karşın yılmadan moralini bozmadan, meslek ahlakı ve onurundan güç alarak;  içindeki merhamet ve şefkatle dik durarak mücadeleyi sürdürmek; hayran olunası, her övgü cümlesinin çok ötesinde bir insanlık hali.

Doktor Gülbahar gibi insanların varlığı; bu dünyanın geleceğine umut bağlamamı sağlıyor.

******************************

Doktorlarımız, sağlık çalışanlarımız ve tabi aileleriniz.

Yaptığınız fedakârlıkların, sergilediğiniz cesaretin,verdiğiniz mücadelenin farkındayız.

Sizler kahramanlarımızsınız; bunu bütün kalbimle, bütün yazarlık vicdanımla, namusumla yazıyorum.

Alınlarınızdan, şifa dağıtan ellerinizden öperim.

Bursa sizlere minnettardır.