Üzerine yıllarca konuşulan, kitaplara konu olan, tezler yazılan ancak genel kabul gören bir yanıt bulunamamış, cevapsız bir soru karşımızdaki. Farklı görüşlerden herkesin fikrini bir havuzda toplayınca, dünyanın bize ne verdiği, kesin bir yanıt bulamadan, yerinde sayıyor.

Bir kesime çok adil davranır hayat, ve hatta haddinden fazla iyi davranarak bu dünyada sefa sürmesini sağlarken, adil olmadığı taraf ise cefasını çekmekle görevlendirilir.

Sadece, dünyanın bize yaşamın sonunda ne vereceği belli iken, geri kalanlar sürpriz bir şekilde bizleri bekliyor. Geride bıraktığımız yıllarda yaşadığımız sorunlar, karşılaştığımız manzaralar ise, akıllara Ömer Hayyam’ın o meşhur rubaisini getiriyor:

 

Dünya ne verdi sana? Hep dert, hep dert!

Güzel canım da bir gün uçar elbet.

Toprağında yeşillikler bitmeden

Uzan yeşilliğe, gününü gün et.

Yaşam bize şu ana kadar ne verdi tartışılır, ancak neleri vermediği çok açık. Son birkaç senedir ise bir sabır testinden geçirir gibi felaketleri, dertleri peş peşe sıraladı ve birçok kişinin tabir-i caizse elenmesine sebep oldu.

Vakit çok geçmeden, Ömer Hayyam’ın önerisini dikkate almak gerekli. Bu sistemde daha ne kadar var oluruz ve benliğimizi ne kadar aynı düzeyde sürdürürüz bilinmez, en iyisi geride kalan günleri iyi geçirmenin bir yolunu bulmalı.

Ömer Hayyam’a göre yeşilliğe uzanmak olan gününü gün etme şeklini, kendi hayatlarımızda keşfetmeli ve bu dertli dünyanın ömrümüzden seneler çalmasına artık bir dur demeliyiz.