Geleceği çizen bizler miyiz, yoksa bizim dışımızda gelişen olaylar mı?

Konumumuz, çalışacağımız pozisyon, bilgi seviyemiz, yazgımızda belirlenmiş değişmesi mümkün olmayan olgular mıdır, yoksa hayatta kendi yolumuzu çizerek geliştirdiğimiz durumlar mı?

Kaderci bakış açısıyla düşünmeye alışık bir toplumuz. Yaşanan güzel günleri de kötü günleri de kadere bağlarız. Doğal afetler de yazgı, yaşanan kayıplar da kazanılan para da kaybedilen para da. İnsanoğlunun kadere bağlamadığı tek şey ise başarının kendisi. Tırnaklarımızla kazıdığımız, alın teri döktüğümüz her türlü başarıya kendi başarımız deriz, ancak yaşanılan en ufak başarısızlık ise kaderin bir getirisidir. Artık insanlığın kendini sorgulaması ve bu bakış açısını değiştirmesi gerekli. İleriye dönük hiçbir adım atmadan, her şeyi kadere teslim etmek bizleri nasıl ileriye taşıyacak?


"Beş yıl sonra olacağın insan, tamamen bugün okuduğun kitaplara, zaman harcadığın insanlara, tükettiğin gıdalara, alışkanlıklarına ve giriştiğin konuşmalara bağlı."
Sizce bu söz bizleri olduğumuzdan daha iyi konuma sürükler mi? Yapacağımız en iyi yatırım, kendimize yaptığımız yatırım değil midir?


İçinde bulunduğumuz zorlu koşullar bizleri birçok konunun "uzmanı" haline getirdi. Basit bir örnek verecek olursak, bu meşakkatli hayat bizleri sözde politikacı, ekonomist, tarihçi, sosyolog, psikolog yapıverdi. Bu zor alanlarda "uzmanlık" mertebesine ulaşmışken, kendi hayatlarımıza yatırım yapmakta neden bu kadar tereddüt ediyoruz?
"Söylemesi kolay, peki ya uygulaması" sorusu okuyucunun aklından geçiyor olması muhtemel. Soruya soruyla karşılık verecek olursak, en son elinize hangi kitabı aldığınızı düşünün. Bu kitap sizlere ne gösterdi, bakış açınızı ne denli şekillendirdi, sizlere ne kattı? En son işinizle alakalı hangi eğitimi aldınız? Başladığınız zamanla şu anki zaman arasında ne türlü farklılıklar var? Kötü alışkanlıklarınızdan kurtulmayı denediniz mi? Sizleri aşağıya çeken, negatif unsurları yok etmek için çabaladınız mı?

Emek vermeden, çaba sarf etmeden ileriye adım atmanın imkânsız olduğu bir dönemde, kendimize yatırım yapmadan daha iyi bireyler haline gelmenin mümkünatı yok.


Dünyayı daha yaşanabilir hale getirmekle uğraşmak hepimizin boynunun borcu.

Lâkin, bu yolda ilerlemek için yapılacak ilk iş kendimizi daha iyi bireyler haline getirmekten geçiyor. Bilgiye, eğitime ulaşmanın bir tıkla gerçekleştiği bir dönemde bunu yapmak zor olmasa gerek.
Bundan sonra geri dönüşü yok, geç kaldım, olan oldu artık gibi kaderci bakış açısından uzaklaşmalı ve başlamak için asla geç kalınmayacağı idrak edilmelidir.


Pes etmek elbette kolay, peki pes etmeyenler çabalamaya ne zaman başlayacak?