Türk Edebiyatı adeta ulu bir çınar, gölgesinde serinlerken uçsuz bucaksız dallarında Yaşar Kemal’i, Sait Faik’i, Sabahattin Ali’si ve daha niceleri...

Uzanacak sonsuz dal var iken; popülerizm ile yozlaşmış, kapağı albenili ancak içi değersiz kitaplara(!) gidiyor insanımız heyhat!

Bir ömür yetmez Türk edebiyatındaki başyapıtları okumaya, kavramaya ve de özümsemeye. Kitap okuma alışkanlığının en düşük olduğu Avrupa ülkelerinden birinde yaşıyor iken, bu kısıtlı vaktini edebi değeri olmayan, sahip olduğu şan ve şöhreti bir başka şekilde para kazanma aracı olarak kullanmak isteyen, edebiyatın e’sinden bir haber olan yazarların(!) kitaplarına harcayan kişiler hayatlarından büyük miktarda zaman çalmaktalar.

Çok trajli kitaplar poptur sözüne katılmıyor olsam da, kitapçıların ‘’Best Seller(en çok satanlar)’’ reyonundaki kitaplar, ülkemizde ne tarz kitapların değer gördüğünü ve onca güzelim kitabın değersizleştirildiğinin bir hüzünlü kanıtı.

Yıllarca kendini geliştirmekten aciz olan birçok bireyin, kişisel gelişim kitabı yazması ve bu kitapların milyonlar satması... Birçok Türk yazarın; Amerika’da pek fazla bilinmeyen, tirajı olmayan kitapların bölümlerini Türkçe’ye uyarlayarak kendim bir kitap yazdım, işte bu benim eserim diye böbürlenmesi ne kadar hazin bir durumla karşı karşıya olduğumuzun bir başka göstergesi...

Tılsımlı olduğu iddia edilen kitaplar ve kitaptaki tılsımın sadece bir kişi için geçerli olduğunun söylenmesi, dört kişilik bir ailenin her bir bireyinin bu kitabı satın alırsa tılsımın onların hayatında etki edeceğinin söylenmesi; edebiyatta şarlatanlık kelimesinin doğumuna sebep oldu.

Hiç mi utanması olmaz kendisini yazar olarak adlandıran bu bireylerin?

Dünyadaki en zor sanatlardan birisi olan sözcük sanatı, düşünceyi kağıda aktarabilme yeteneğini hor görmek, aşağılamak, ötekileştirmek bu kadar mı basit onlar için?

Bu ülkede Orhan Veli ceketsiz öldü...

36 yaşında, gençliğinin baharında, parasızlık yüzünden sevdiğini mektup dahi gönderemeyen bir şair..

Peki ya popüler kültürün etkisi ile kitapçılarda; en çok satanlar bölümünde zirveyi oynayan, eli kalem tutmayan yeni nesil yazarlarımız ne alemde?

Tılsımlı, sihirli kitaplar ile okuyucunun parasını ele geçirmeyi hedefleyen, insani gelişimini tamamlayamamasına rağmen kişisel gelişim kitapları yazan para avcıları, sizleri yıllar sonra kimler hatırlayacak?

Yüzlerce ağacın katledilmesine ve edebiyata saplanan hançere üzülür dururum. Sizler unutulacaksınız elbet, ancak Orhan Veli’nin bu dörtlüğü unutulur mu hiç;

Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;

-Akşam üstüne doğru, kış vakti

Benim de sevdalar geçti başımdan.

Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;

Zamanla anlıyor insan dünyayı.