Ayasofya, bu günlerde YİNE tarihini bilmeyen, cahil,düşünme yetisi noksan yobazlara politik meze oldu.

Dediler ki;

*Cami kıtlığı mı var da Ayasofya’yı camiye çevireceksiniz?

*Ayasofya,bir Dünya Mirası, camiye dönüştürülmesi inanç hürriyetinin ihlali.

*Ayasofya yetmez, Sultanahmet te müze olsun… Yahu el insaf!

 

            Böylesine hassas bir konu artık bu gibi yersiz söylemlerle harcanmasın. Bunun için Ayasofya'yı doğru tanımlamamız, camiye çevrilme arzusunu doğru anlamamız, tarihini ve günümüz açısından mahiyetini iyi bilmemizgerektiğine, hiç değilse farkında olmanın yararlı olacağına inanıyorum.

Bu mesele gerek hukuki statüsü gerek milli boyutu gerek dini boyutlarıyla oldukça kapsamlı bir mesele ancak tüm bunlar bir yana her şeyin ötesinde bir egemenlik meselesi.

İstanbul’un fethiyle birlikte Ayasofya’nın cami olması, İstanbul’un Müslümanların egemenliğinde olduğunun deliliydi.Müze oluşunun ardından bunca sene tekrar ibadete açılmaması da egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın tartışmalı halde olduğunun delili.Bu konudaki egemenlik meselesinin artık modern dünya da yeri olmadığı seslerini de duyuyoruz. Ancak bu sesler, modern olmayı sahip olduğu değerlerden arınma olarak algılayan bir zihniyetin ürünü, o sebeple ciddiye alınası değil.

Diğer mesele, Ayasofya’nın fetihle camiye çevrilişinin cami ihtiyacından öte bir anlamı ifade ettiği gibi müzeye geçişinin de o denli bir manayıifade ettiğidir.

Müze kelimesi anlamı itibariyle bir zamanlar var olan ama artık mevcut olmayanın, yitip gitmişin sergilenmesini çağrıştırıyor. Bu imgeyle farkında olmamız gereken,batılılaşma ile milletimizin öz benliğinin müzeye kaldırılması arzusu.

İstanbul,  fethin acısını hala unutamamış Batı ve Hristiyan aleminin gözünde hala ulaşılması büyük bir hedef ise, Ayasofya'da öyle.

        Bugün Yunanistan’ın Ayasofya’da Kuran-ı Kerim okunmasından hadsiz söylemlerle rahatsız olması da bu psikolojinin anlaşılması açısından önemlidir.

Hal böyle iken bunca yıl,göz göre göre nasıl bir milli irade ki, bir müzeyi camiye çeviremiyor diye düşündük.

            Halbuki bir Bakanlar Kurulu kararıyla müze olan Ayasofya, yine bir Bakanlar Kurulu kararıyla kolaylıkla camiye çevrilebilirdi. İdari ve hukuki açıdan hiçbir engel de yoktu.

Üstat Necip Fazıl Kısakürek, Ayasofya Hitabesiyle öyle güzel özetlemiş kibu durumu;

            “Ayasofya’yı kapalı tutmak, manada bütün camileri ve cami mefhumunu kapalı tutmaktır. Çünkü onların hepsi birer mekân, Ayasofya ise ruhtur. Ayasofya’yı kapalı tutmak, Yunanlıya ben yapamıyorum, sen gel de kendi hesabına aç! demekten farksızdır.

            Bizim camiden müzeye döndürdüğümüzü, onun müzeden kiliseye çevirmek istediğini açıkça görüyoruz da anayurt içindeki mukaddesat sembolünü nasıl asli heyetine getiremiyoruz!

            Ayasofya’nın manasını, Yunanlı kadar olsun idrak edemiyoruz. O bizim müze yaptığımızı müze halinde istemiyor. Biz de ona ters elimizde cami varken,cami yapalım demiyoruz. Bu meselede Yunanlıya olsun uymayı, Yunanlıdan ders alarak ona karşı durmayı anlayamıyoruz.”

 

                                                                                                                                                         Av. Zehra Nur DALGIÇ