Yaşam olarak adlandırılan nefes alıp verme mücadelesi binlerce yıldır sürmekte. Dünya her geçen saniye değişmekte, ancak insan profilleri yüzyıllardır değişmemekte. Değişen yalnız takvim yaprakları, insanlığın karakteri ise varoluş gününden beri aynı. Habil-Kabil olayı ile başlayan kan dökme sevdası, 2020 senesine kadar hızını azaltmadan sürdü. Yazmış olduğum yazının mürekkebi kurumadan yüzlerce kişi cinayete kurban gitti, dünyaya gözlerini yumdu.

Hikayelerimiz hep aynı, baş rollerdir değişen.

***

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama, daha büyük bir ev alırdım, başka bir şehre taşınırdım, ailemle daha çok vakit geçirirdim, daha çok okurdum, bu hatayı bir daha yapmazdım...

Herkesin düşünmekte olduğu şey; hayata bir daha gelebilme ümidi ve eski tatsız hatalarını düzeltme arzusu. Şimdi genç olsam, daha çok para biriktirirdim, şimdiki aklım olsa başka bir işte çalışırdım gibi yakarışlar yüzlerce yıldır sürmekte.

Bir daha bu dünyada var olabilme ümidi, geçmişe dönüp işleri yoluna koyabilme arzusu sarmış dört bir yanımızı. Ne kadar da Pollyana bir bakış açısı, bilmezler ki bu sadece onların hüsnükuruntusu.

Jorge Luis Borges’in o muhteşem şiirinden birkaç satıra bakalım, ne olurdu şayet gelebilsek tekrar yaşama;

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama,

İkincisinde, daha çok hata yapardım.

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.

Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,

Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.

Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.

Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.

Elbette mutlu anlarım oldu ama,

Yeniden başlayabilseydim eğer,

yalnız mutlu anlarım olurdu.

Farkında mısınız bilmem.

Yaşam budur zaten:Anlar, sadece anlar.

Siz de anı yaşayın.

Bir şansım daha olsaydı, eğer.

Ama işte 85‘indeyim

ve biliyorum…

Ölüyorum…

 

Ve işte böyledir hayat... Bir şeylerin farkına vardığın zaman çok geçtir artık. Keşkeler ile yaşar, bir şans daha dileriz umutsuzca. Ağır ağır çıktığın yaşam merdiveninin üst basamaklarında iken, alt basamaklara geri dönebilme hayali sarar içini. Yalnız mutlu anlara sahip olabilmek, anı yaşayabilmek, neşe dolu bir yaşama tutunabilmek.

Peki ya siz ne yapardınız bir daha gelebilseniz?

Şimdiki aklınız ile dünya topraklarına adım atsanız, hangi sorunu çözerdiniz?

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama, ülkemdeki kadına şiddet oranını azaltırdım diyenlerden misiniz?

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama, ülkemin muasır medeniyetler seviyesine çıkması için savaşırdım diyenlerden mi?

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama, yan gelir yatar ve kısacık ömrümün her gününü tatile çevirirdim diyenlerden mi?

Hem iğneyi hem de çuvaldızı kendimize batıralım, ülkemizde son cümleye katılanların sayısı çoğunlukta olduğu için bu halde olabilir miyiz?