Her olayda siyaset işin içine karışıyor.

 

Siyasetçiler birbirini suçlamaya devam ediyor.

Bu olağanüstü günlerde bile öne geçmek için çoğu zaman maksatlı yapılan siyasi çekişmeyi bir kenara bırakamıyoruz.

Herkes kendi yaptığının doğru olduğunu düşünüyor, karşıdakinin ise yanlış.

Yanlışı söylemek siyaseten yapılıyor ve de böyle algılanıyor.

Önemli olan hatalardan ders çıkarmak ve öncesinde istişare mekanizmasıyla karar almak.

Gündemdeki en taze konu malumunuz, sokağa çıkma yasağı ve buna bağlı istifa süreci.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, geçen hafta sonunda uygulanan sokağa çıkma yasağının, iki saat kala açıklanmasıyla birlikte vatandaşların dışarıya akın etmelerinin sorumlusu olarak kendisini gördü ve yapması gerekeni yaptı, görevinden istifa etti.

Sokağa çıkma yasağını açıklarken, 'Cumhurbaşkanımızın talimatıyla' vurgusu yapmıştı oysa ki.

Gelen yoğun tepkiler nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı atılan oklardan korumak için, bunları göğüsleyerek sorumluluğu üzerine aldı.

Onurlu bir davranış sergiledi esasında.

İstifa ettirildiyse de birileri günah keçisi arıyordu ve buldular.

Bu gelişmeden iki saat sonra Erdoğan, Soylu'nun istifasını kabul etmediğini açıkladı.

Soylu'nun geri dönüş için ısrar üzerine ikna edildiği söyleniyor.

Muhalefet kanadı, bu yaşanan gelişmeleri tiyatro, kötü senaryo, göstermelik olarak değerlendirse de, böyle olduğunu düşünmüyorum.

Bu defa yapılan hatanın büyüklüğü bu sonucu doğurdu.

Koronavinüs yüzünden yaşanan olaylar, hayatın hemen bütün alanlarını etkiliyor.

Önümüzdeki süreçte ekonomide de, siyasette de yeni kararlar alınması gündemde ve kaçınılmaz.

Okuduğumuz makalelerde, yapılan yorumlarda, çeşitli analizlerde ve ortamdan yansımalar ekseninde öngörülen, hedeflenen konular var.

Vakaların seyrine göre, şayet Korona inişe geçerse, mayıs sonu ya da haziran başı itibariyle izolasyon konusunun bir miktar gevşetilmesinin gündeme gelebileceğini uzmanlar dile getiriyor.

Bu da piyasalardaki durumu gösterecek bir tablo oluşturacak.

Ekonominin durumunu net biçimde yansıtacak.

Gerçi durum ortada. Kepenkler inmiş, üretim durmuş vaziyette.

Ekonomik kriz, sosyal çöküş, geçim sıkıntısının, toplumu, ülkeyi daha kötüye götürmemesi için alınması gereken önlemler masaya yatırılıyor.

Ekonomiyi canlandırmak için para basılabileceği yönünde bilgiler var. Ancak basılacak para miktarının da rahatlama sağlayamaya yetmeyeceği endişesi taşınıyor.

IMF ile temas içinde olunduğunu, bizzat IMF yetkilileri duyuruyor.

Dolar ihtiyacı için ABD FED'e başvurulduğu bilgisi de yansıdı.

Piyasaları rahatlatmak, krizden çıkmak için çözüm aranıyor anlayacağınız.

Bu arada, parlamenter sisteme dönüş yapılabileceği konusunda da önemli kulis bilgileri dolaşmakta.

Zira, sermaye gruplarından ziyade, sosyal sermayenin daha önemli olduğunun, bu sıkıntılı günlerde daha iyi anlaşıldığı kaydedilmekte.

Yine, kabinede önemli değişim sinyalleri olduğunu da işitiyoruz.

AK Parti'nin, MHP ile yolları ayırma konusu da kulislerin gündeminde.

Bunun nedenleri çeşitli.

Birlikte yapabilecekleri işler bitti diyenler var. Son olarak imza attıkları Af Yasası da tamam.

Yapılan araştırmalarda da, Cumhur İttifakı olarak yüzde 50'yi elde edemeyecekleri sonucuna işaret ediliyor.

Bu durum yeni süreçte muhalefet partileri etkisini, gücünü artırabilir.

Bu minvalde farklı alternatif düşüncelerin uygulamaya konması da olası.

Bunlardan biri de Süleyman Soylu'nun, AK Parti'nin ya da MHP'nin başına geçirilmesi. Ki daha önce MHP için bu bilgi kulislere yansımış ve olması muhtemel görülmemişti.

Soylu, yeni bir lider olarak Türk siyasetinin gelecek sürecinde daha aktif konuma gelebilir.

Yeni süreçte siyasi arenada da yepyeni gelişmeler bizleri bekliyor.

 

 

**********

 

Günün Sözü

 

“Tanıdığım en mutlu insanlar

sürekli olarak kendilerini

değerlendiriyor ve geliştiriyorlar.

En mutsuzlar ise genellikle

başkalarını değerlendiriyor ve

yargılıyorlar.”

 

Lisa Villa Prosen