Biyolojik savaş ilk çağlardan bu yana uygulanan bir savaş tekniğidir.İlk biyolojik silah Hititler tarafından M.Ö. 1500 yıllarında kullanılmıştır.

Hititler, tularemi hastalarını kuşattıkları şehirlere göndererek hastalığın yayılmasına yol açmış ve böylelikle şehrin savunmasını çökertmişlerdir. Asurlular M.Ö. 600'lerde kuyulara zehir dökerek Persler  ve Atinalılar düşmanlarının  içme sularına hayvan leşleri atarak kullanılmaz hale getirmişlerdir. Canlı bir organizmanın ilk kez biyolojik bir silah olarak kullanımı Tatarlar tarafından uygulanmıştır. 1346’da Kırım’daki Kefe şehrini kuşatan Tatarlar,(şimdiki  Ukrayna sınırları içerisinde kalan Feodosiya şehri )  uzun süren kuşatmayı veba'ya  yakalanmış hastaları ve  ölenlerin  cesetlerini mancınıklarla şehrin surlarından içeri atarak meydana getirdikleri veba salgınıyla kırmışlardır. Tıp tarihçilerine göre bu olay, Ortaçağ’da 1347 ve 1351 yılları arasında yaşanan ve 25 milyon insanın ölümüne neden olan veba salgınının nedeni olarak kabul edilir. Veba pandemisine Kefe'den Tatarların önünden kaçarak hastalığı İstanbul, Cenova, Venedik ve  Akdeniz limanlarına taşıyanlar neden olmuştur.

1863 yılının Temmuz ayında Amerikan iç savaşında konfederasyon ordusunun geri çekilmesi sırasında General Johnston gölleri Tifüs salgınında ölen asker cesetleri ile doldurtarak su kaynaklarını zehirlemiş ve General Sherman’ın kuvvetlerini bu yolla etkisiz hale getirmişti. Birinci Dünya Savaşı sırasında Almanlar İtalya'da kolera Rusya'da veba mikroplarını kullandılar,  Rusya'ya gönderilecek at, koyun ve sığır sürülerini şarbonla, Irak ve Filistin cephelerinde at ve katırları ruamla enfekte ettiler.2. Dünya Savaşı sürerken, 1942 yılında İngiltere Alman şehirleri üzerine  Antrax yani Şarbon bombaları attı.Savaş tarihi boyunca biyolojik saldırılar her zaman varoldular.

İçinde bulunduğumuz çağda biyolojik silah olarak kullanılmak üzere, el atılmamış mikroorganizma ve toksin kalmamıştır. İngiltere'de Porton Down, ABD'de Fort Detrick, Japonya'da Unit 731 ve Sovyetler Birliği'nde Biopreparat gibi laboratuvarlarda Bacillus anthracis, Francisella tularensis, Brucella suis, Coxiella burnetti, Clostridium türleri (perfringens dahil), Escherichia coli, Salmonella türleri, Proteus türleri, Streptococcus türleri, çiçek virüsü, “Venezuelan equine encephalitis”, “Yellow fever”, “Ebola, Marburg, Bolivian hemorrhagic fever”, “Argentinean hemorrhagic fever”, “Lassa fever”, “Japanese encephalitis”, “Russian spring-summer encephalitis” botulinum toksini, stafilokok enterotoksini ve risin gibi toksinler biyolojik silah haline getirilmiştir. Günümüzde DSÖ, NATO, Biyolojik Silahlar Konvensiyonu gibi  uluslararası kuruluşların tespitlerine göre 42 mikroorganizma insanlara karşı kullanılmak üzere biyolojik silah haline getirilmiş ordu envanterlerine girmiştir. Pek çok İmmünolog SARS, H1N1 virüsleri Kore Kanamalı Ateşinin (Hemorrhagic Fever with Renal Syndrome - HFRS) Hantavirus akciğer sendromu (Hantavirus pulmoner Syndrome) Ebola virüsünün ve KKKA (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi) virüsünün Uganda Marburg virüsünün kesinlikle laboratuvarlarda üretilmiş olduklarını ama bunu kanıtlamanın mümkün olmadığını iddia ediyorlar. Biyolojik savaşa hazırlık için ülkelerin hepsinin laboratuvarları, biyolojik savaş birimleri var. İnsanların gen haritalarını çıkarıyor, kan örneklerini topluyorlar. Sadece bir ulusu ya da etnik topluluğu etkileyecek virüs oluşturmak için çalışıyorlar. Bu konuya ne kadar önem verildiğini şu örnek ile açıklayabiliriz Sovyetler yıkılınca Amerika Sovyetler Birliği'nin biyolojik silah birimi Biopreparatın bir numaralı adamı Kanatyan Alibekov'u (sonraları Ken Alibek adını aldı ) Büyük bir para karşılığı ABD vatandaşı yapmıştı. Alibekov Sovyetler Birliği'nin biyolojik silah programlarını ayrıntılarıyla Amerikalılara aktardı.

 

CORONA VİRÜSÜ BİYOLOJİK SAVAŞ UNSURU MU?

Corona 1963'de keşfedildi, büyük bir virüs ailesinin üyesi. Corona Latincede ‘’taç’’ anlamına geliyor. Virüse mikroskopla bakılınca görülen, güneşin etrafındaki Korona tabakasına benzeyen haleden dolayı bu isim verilmiş. Bugüne kadar bulunan onlarca Corona virüsünden 6 tanesinin insanlar arasında bulaşıcı olduğu tespit edilmiş. 2002’de ki SARS ve 2012’de ki MERS salgınları bu virüslerden ortaya çıkmıştı. Corona virüsü, Çinlilerin yarasa çorbası ve yılan yemesine bağlı değil. Bu iddialar temelsiz varsayımlardan ibaret. Çin’in 5 bin yıllık bir kültürü var ve Çinliler 5 bin yıldan beri yarasa çorbası ve yılan yiyorlar. Eğer Corona Virüsü bu yemeklerden kaynaklanmış olsaydı, bu güne kadar dünya yüzünde tek bir Çinli sağ kalamazdı. Bilim insanları, Novel Coronavirüs (2019-nCoV) adıyla kodlanan yeni salgının, SARS ve MERS virüslerinin bileşiminden oluştuğunu söylüyor. Virolog Dr. Alan Cantwell, 2003’teki makalesinde SARS virüsünün kedilerde görülen Coronavirüs mutasyona uğratılarak laboratuvarda üretildiğini yazmıştı. Cantwell, “Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, hayvan ve insanlarda görülen corona virüsleri, genetik mühendisliğiyle üretilmiştir” demişti. Yine dünyanın önde gelen virologlarından , Rusya Tıp Bilimleri Akademisi üyesi Dr.Aleksander Kolesnikov, SARS’ın doğal bir virüs olmayıp,genetik olarak tasarlandığını ”AIDS, SARS, MERS, Kuş Gribi, Domuz Gribi, Hanta Virüs, Lyme Hastalığı, Batı Nil Virüsü, Lassa Ateşi, Ebola, Suriye Çocuk Felci, Yeni Şap Hastalığı, Zika Virüsü, hastalıklarının tümünün, laboratuvarda üretildiğini ve biyolojik savaş ürünü olduğunu söylemiştir. 

Eğer teknik olarak bilimsel temelli bir kanıt sunacak olursak bu virüslerin insan eliyle üretilmiş olduğunu şöyle anlatabiliriz; Bir Hücrenin mitokondrisinde bulunan RNA’yı etkileyen virüs, insan vücudunda belli bir direnç gördüğünde etkisiz oluyor. Başka bir şöyleyiş ile Corona Virüsü, laboratuvarlarda zayıflatılmış bir virüs anlamına geliyor. Eğer böyle olmasaydı, belirtilen virüs hiçbir direnişten etkilenmezdi. Çünkü bilindiği üzere virüslerde DNA (Dinamik Nükleik asit) yoktur. Sadece RNA (Ribonükleik asit) vardır.Bu yüzden de kendiliğinden oluşan bir virüs, hiçbir dış etkene bağlı kalmadan, bir başka hücrenin içerisine girer ve bu hücre içerisinde bulunan mitokondrinin zarını deler ve mitokondrinin içerisinde bulunan RNA’ya kendi RNA’sını sarmalar ve bu şekilde yayılır. Ama 2019-nCoV kod adı ile bilinen virüs böyle davranmıyor ,bu da virüsün bir biyolojik saldırı olduğu tezini kuvvetlendiriyor.

 

SONUÇ

Salgın ile ilgili dünyaya müthiş bir korku pompalanıyor.Virüs şimdiye kadar, Çin dahil toplam en az 23 ülkede görüldü. Virüsün Çin'in doğu bölgelerinin yanı sıra Japonya, Tayland, Güney Kore, ABD, Singapur, Vietnam, Almanya, Fransa, İtalya ve Tayvan'a da yayıldığı biliniyor. Dün sabah itibariyle corona virüsünden ölenlerin sayısı 259'a yükseldi. Ölen kişilerin dışında virüs ile enfekte olan kişi sayısı da dünyada toplam 11.374 olarak ifade edildi. Oysa ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) Başkanı Dr. Robert Redfield, verdiği bilgiye göre Amerika'da geçen kış grip yüzünden 80 bin kişi hayatını kaybetmiş.Dünya Sağlık Örgütü’ne göre her yıl tüm dünyada 500 milyon kişi grip oluyor. beş milyonu hastalık yüzünden hastaneye yatıyor ve 400 bine yakın kişi hayatını kaybediyor.Evet işin içinde kuru gürültüde var.

Çin, ABD'nin tahtını sallayan ülke. Salgının Çin – ABD ticaret savaşının kızıştığı bir zamanda Wuhan gibi ticaret merkezi olan bir yerde ortaya çıkması ve Çin ekonomisine büyük bir darbe vurması bu virüsün kaynağı konusunda akla her türlü şüpheyi getiriyor.Çin ekonomisinde büyük kayıplar oluşurken, ABD bu işten büyük ekonomik kazanç sağlıyor. Dün itibariyle Çin borsası, Toyota Fabrikası ve daha birçok üretim tesisi kapatıldı.Çin hükümeti, Corona virüsünden dolayı günlük yaklaşık olarak 300 milyon dolar zarar ettiğini açıkladı.

Dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticaret savaşı tarım, ham madde, teknoloji, fikri mülkiyet hakları, enerji ve otomotiv gibi birçok sektörde kıyasıya sürüyor.Bu kapsamda ABD, Çin'den ithal ettiği toplam 550 milyar dolar değerindeki ürüne gümrük vergisi uyguladı. Çin hükümeti ise 185 milyar dolarlık ürüne gümrük tarifesi getirerek misilleme yaptı. Denge ABD aleyhine bozulmaya devam ediyor ABD'nin Çin'le olan ticaret açığı 2017'da 347 milyar dolarken 2018'de 375 milyar dolara, geçen yıl ise 420 milyar dolara yükseldi.Çin, ihracat yapıp ticaret fazlasını ABD devlet tahvillerini yatırıyor ABD bundan çok rahatsız.En çokta Çin'in ucuz iş gücünden rahatsız.

Sözü Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütü’nden araştırmacı yazar akademisyen ve ekonomist Peter Koenig ile noktalayalım. Diyor ki; Kissinger,1970’lerde”Nüfusun azaltılması üçüncü dünya ülkelerine karşı temel politikamızdır. Çünkü ABD’nin az gelişmiş bölgelerdeki petrol, maden ve diğer kaynaklara olan ihtiyacı artacaktır.”demişti  Bunu gerçekleştirmek için Nükleer savaş çıkaramazlar, yoksa kendileri de okkanın altına gider. O yüzden yumuşak bir geçiş planlıyorlar. Bölgesel çatışmalar ve iç savaşlar, genomik salgınlar, ırk ıslahları gibi yöntemlerle bunları yapmaya çalışıyorlar Esas savaş biyolojik sosyolojik psikolojik amaçları Hem dünya nüfusunu azaltıp istedikleri gibi yönetebilmek hem de ilaç sektörünü zengin etmek.