Bir avcı bir gün bir serçe avlar.

Serçe dile gelerek; “Bana ne yapmayı düşünüyorsun?” diye sorar.

Avcı;
Seni kesip yiyeceğim!”

Kuş da; “Vallahi benim ne etim lezzetlidir, ne de senin karnını doyurur! Ben sana üç şey öğreteyim, bunlar senin işine beni yemekten daha çok yarar. Bunların birincisini senin elinde iken söyleyeceğim, ikincisini karşıdaki ağaca konunca söyleyeceğim, üçüncüsünü de ilerideki tepeye varınca söyleyeceğim!”

Avcı;
Birincisini söyle öyleyse!”

Kuş:
Elinden kaçırdığın şeyler için asla hayıflanma!

Avcı kuşu elinden bırakır ve ikincisini de söylemesini ister. Kuş ağca konar ve

Olmayacak bir şeye sakın inanma!” der.
Sonra kuş uçup karşı tepeye konar ve şöyle der:

Ey bahtsız adam! Eğer beni kesmiş olsaydın, kursağımdan her biri yirmi miskal ağırlığında iki tane inci çıkaracaktın!”
Avcı bunları duyunca kaçırdığı fırsatlara hayıflanarak dudaklarını ısırır ve der ki:
Hadi üçüncüyü de söyle!”
Sana söylediğim ilk iki nasihati unuttun, üçüncüsünü ben sana nasıl söyleyeyim?

Ben sana, elinden kaçırdığın şeye sakın hayıflanma, olmayacak şeylere sakın ha inanma demedim mi? Benim etim, kanım ve tüylerim yirmi miskal ağırlığında gelmezken, nasıl olur da kursağımda her biri yirmi miskal ağırlığında iki inci bulunduğuna inanırsın!”

Kıssadan hisse:

 

Çok hırslı ve tamahkâr insanlar toplumda övülür ve hep başarıya ulaştıkları düşünülür.

Ama hırslı insanlar; kendilerini durmadan yıpratan, hiçbir zaman doymayan, ‘başarı için her yol geçerli’ diyecek kadar ilkelerinden uzaklaşabilen insanlardır. (Albert Einstein)

İnsanlık denen şeyi yitirdik, açgözlü, doyumsuz, mutsuz, sıkılgan, kalbi bile sanal dünyaya bağlı, aklı ve ruh ipleri başkalarının denetiminde canlılar olduk biz.

Bazı insanlar yemekle doymak bilmiyor, dünyayı versen yine de doymuyor.

Pek çok kişi, bir insanın isteyebileceği her şeye sahip olduğunu düşünüp, aynı zamanda daha fazlasını elde etmekten zevk alıyor.

Hırslı ve doyumsuz insanlar, her şeyi silah haline getirirler.’

(Nevzat Tarhan)

Bu dünyanın nimetleri tüm insanların gereksinimlerini karşılayabilir ama bazılarının gözünü doyuramaz.

Kalpte bir doyumsuzluğu Allah’tan başka hiçbir şey asla gideremez.’

(İbni Kayyim El Cevziyye)

Yoksul insan bir şeyi ister, doyumsuz insan her şeyi.

Gökten altın yağsa insanın arzuları doyurulamaz. İsteğin küçük bir zevk verdiğini ve aslında acıya neden olduğunu bilen kişi, bilge kişidir.’(Buddha)

Eninde sonunda ‘doyumsuzluk’ denen duvara toslayacağını bilesin.’ (Paulo Coelho)

Oburluk ile sağlık birbirini hiç sevmezler.

Doyumsuz kişiler her zaman açgözlüdür, ne yese ne kazansa yine de açtır.

Dünyayı versen de doymayıp uzaya gidenler olacaktır aramızda.’ (Sebastian)

Gözü doymayan insanın karnı doysa bile fayda etmez.

‘Dünyalık peşine düşenlerin aç gözünü, ya kanaat ya da mezar toprağı doyurur.’ (Sadi Şirazi)

Öyle bir kimseyle arkadaşlık edin ki; onda dünya malı hırsı bulunmasın.’ (Hz Ali)

Dünyada daima açgözlü insanlar olagelmiştir.

‘Sen, kendini bu dünyaya çok lazım mı sanırsın? En ummadığın insan keşfedebilir en gizli sırları. Sen herkesi kör, alemi de sersem mi sanırsın?’ (Ziya Paşa)
Zenginlik mal çokluğuyla değildir. Bilakis zenginlik göz tokluğuyladır.’ (Hz. Muhammed (S.A.V)