Babamız ölünce sırtımızı yasladığımız dağ devrilir; içimizdeki çocuk silikleşir.

Her baba kaybında aklıma Cemal Süreya’nın,‘’Sizin hiç babanız öldü mü?’’ şiiri gelir:

‘’Sizin hiç babanız öldü mü?

Benim bir kere öldü kör oldum

Yıkadılar aldılar götürdüler

Babamdan ummazdım bunu kör oldum.’’

**************************

Kör edicidir sevdiklerimizin, akrabalarımızın, dostlarımızın kaybı.

Ölümün o soğuk mutlaklığı; ölüm karşısındaki aczimiz,çaresizliğimiz kalbimizde bir uçurum açar; her şey anlamını yitirir.

Her ölümle eksiliriz; bizim de bir parçamız yok olur.İnsan insanın tanığıdır çünkü.

.

KEMALETTİN PALA

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi,dostluğuyla onurlandığım Prof. Dr. Kayıhan Pala’nın değerli babası Kemalettin Pala’nın vefatını acıyla öğrendim.

Salgın boyunca,özveriyle; aydın sorumluluğu ve meslek ahlakıyla; halkı aydınlatmak için büyük emek harcayan sevgili Kayıhan’a sabır diliyor, acısını paylaşıyorum.

***********************************

Bir babayı en iyi kim anlar, kim anlatır; elbette evladı.

Kayıhan Pala; Facebook sayfasında biricik babacığının vefatı üzerine babasının iki fotoğrafını paylaşıp şunları yazmış:

‘’26 Ocak’ta, hayatta en çok sevdiğim kişilerden birini, babamı, kalp krizi nedeniyle yitirdik. Pandemi koşulları nedeniyle cenaze törenini duyuramadık. Buna rağmen cenaze törenine katılan, telefonla arayan ve mesaj yazarak acımızı paylaşan herkese çok teşekkür ediyoruz.

Babam 18 Şubat 1935’te İstanbul’da dünyaya gözlerini açmıştı. Erzincan Sanat Okulu motor/tesviye bölümünü bitirdikten sonra Yıldız Üniversitesi İnşaat Teknikerliği bölümüne kayıt yaptırmış, ancak ekonomik koşullarının elvermemesi yüzünden okula ilk dönemden sonra devam edememişti. Yüksek okulda okuyabilmek için motorlu tren makinisti olmuş (motortren makinisti demeyi severdi), ancak Doğu Ekspresi ile İstanbul-Erzurum arasında gidip gelirken okula devam edemeyince bir süre sonra TCDD’den ayrılarak, hidrolog olarak çalışmak üzere Elektrik İşleri Etüt İdaresi’ne (EİE) girmişti.

EİE’de Elazığ’da, Ankara’da, Keban’da ve Bursa’da emekli olana kadar çalıştı. Bir emekçi olarak işçi sınıfının mücadelesine de elinden geldiğince katıldı, 1980 öncesinde DİSK’in enerji işkolundaki örgütlenmesine katkıda bulunmak için aylar boyunca yurt çapında dolaştı.

İyi bir babaydı. Üç evladının da üniversiteyi bitirmesi için annemle birlikte özveri ile uğraş verdi. Atatürk’ü çok seven, Cumhuriyet değerlerine sıkı sıkıya bağlı iyi bir insandı. Gazete Cumhuriyet idi O’nun için, Uğur Mumcu’nun ve katledilen bütün aydınların acısını yüreğinde taşır, gelecek güzel günlere inanırdı.

Çok üzgünüm.’’

Eksikliğini hep hissedeceğiz…’’

BORCUMUZ SORUMLULUĞUMUZ

Ne mutlu Kemalettin Pala’ya; alın teriyle, kimseyi sömürmeden çalışmış, namuslu bir ömür sürmüş; emek mücadelesine omuz vermiş; Atatürk devrimlerini, cumhuriyeti, Anadolu aydınlanmasını sahiplenmiş; Cumhuriyet gazetesinin okuru, CHP’nin üyesi olmuş veçok sevdiği vatanına üç hayırlı,üç nitelikli evlat yetiştirmiş (Aşiyan fizikçi, Rahşan elektronik mühendisi, Kayıhan akademisyen)

*******************************

Ne yazsam ne söylesem eksik kalır; kavuşmasız ayrılıkların tesellisi olmaz.

Borcumuzdur, sorumluluğumuzdur…

Kemalettin Pala gibi bu vatanı ayakta tutan değerlerimizin onurlu, özverili mücadelelerinden güç alarak; gelecek güzel günlere inanmaya; bu uğurda birbirimize omuz vermeye; umudu örgütlemeye; yorgunluk, yılgınlık bilmeden mücadeleye devam.

*******************************

Kemalettin Ağabey

Keşke tanışabilseydik; keşke elinizi öpebilsem, size saygımı minnettarlığımı sunabilsem; keşke sohbet edebilseydik. Bu naçizane yazımı bir özür kabul ediniz lütfen.

Ruhunuz şad olsun.