Bursa Diş hekimleri Odası Başkanı Emel Eroğlu ile internet ortamında bir söyleşi yaptık; diş hekimlerini ve sorunlarını konuştuk.

Aradan çeliyor sizi söyleşiyle baş başa bırakıyorum.

***************************

Kendinizi tanıtır mısınız?

68 doğumluyum, İ.Ü. Diş hekimliği Fakültesi 1990 mezunuyum. Mezuniyet sonrasında eski eşimin görevleri nedeniyle Kayseri, Samsun ve sonra da Bursa’da 2007’ye kadar muayenehane diş hekimliği yaptım. 2007 de kamuya geçince muayenehanemi kapattım. Halen kamuda çalışmaya devam ediyorum. Turaç adında mimar bir oğlum var, yüksek lisans yapıyor. 1998’de Bursa’ya gelince mesleki politikaları belirleyen örgüt olarak gördüğüm Bursa Diş hekimleri Odası’nda görev almak ve katkıda bulunmak istedim. 2000 yılında yönetim kurulu üyesi olarak katıldığım BDO da 2002 de genel sekreter, 2008 de oda başkanı olarak görev yaptım. Bu süreler boyunca aynı zamanda Türk Diş hekimleri Birliği’nin çok sayıda komisyonunda çalıştım.

Hayata ve mesleğinize sanatın penceresinden de bakıyorsunuz.

Çocukluğumdan itibaren iyi bir okur oldum. Edebiyata, özellikle roman ve şiire hep ilgi duydum, yakından takip ettim. Sinema ve müzik de özel ilgi alanlarım. Gençliğimde gitar çalmıştım. Uzun yıllar sonra çello çalabilmek için çabalıyorum. Kitapsız, müziksiz, sinemasız yaşamak benim için imkânsız, bir de kedisiz. Evinde misafir olduğum 13 yaşında bir kedim var.

Kaç dönemdir Oda Başkanısınız?

12 yıldan uzun süre, 6 dönem oda başkanlığı yaptım. Bu dönem de yeterlilik vermiş olmama rağmen çalışma arkadaşlarımın ısrarı beni yeniden görev almak zorunda bıraktı.  Bu kadar uzun süre boyunca beni ve çalışma arkadaşlarımı seçimlerle göreve getirerek onurlandıran tüm meslektaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Yüklendiğimiz görevi ve aldığımız sorumlulukları yerine getirmek için çok emek verdiğimizi biliyorlar.

Benden önce Oda Başkanı olan çok değerli meslektaşım, abim, Diş hekimi Metin Bozkurt 6 dönem oda başkanlığı yapmıştı, sekiz yıl birlikte çalışmıştık. Onu eleştirirdim bu kadar uzun süre yöneticilik yapmanın risk taşıdığına dair. Ama bu yeni dönem ile onu geçmiş olacağım.

Yönetim Kurulu listeniz nasıl oluştu?

Yönetim Kurulumuz benim de içinde bulunduğum çalışma dönemleri boyunca kendiliğinden oluşa gelmiştir. Toplantılarımız tüm üyelerimize açıktır. Katılan ve devamlılık gösteren, görev alan arkadaşlar bir sonraki seçimde yönetim kurulu üyesi olurlar. Kadın sayısına tüm kurullarımızda her zaman özen gösterilir. Her dönem bu şekilde, 9 kişilik yönetim kurulu 3-4 kişinin katılımıyla yenilenir ve devam eder. Bu dönem ilk kez pandeminin yarattığı özel koşullar nedeniyle yönetim kurulumuz aynı kadroyla göreve devam edecek.

Diş hekimleri Odasın datemel ilkeleriniz neler?

Bizler Bursa Diş hekimleri Odası’nda uzun yıllardır görev alan diş hekimleri olarak; Meslek etiğimizi, toplumun sağlık hizmetlerine eşit biçimde ulaşma hakkını, laikliği, demokrasiyi, cumhuriyet ilkelerini, sağlıklı bir çevre arzusunu, barış ve kardeşliği, toplumsal adalet ve evrensel hukuk ilkelerini, demokrasiyi ve yaşam hakkını savunuyoruz. Sağlık politikalarının hekimlere danışılmadan üretilmesine, meslek örgütlerinin yetkisizleştirilip kapatılmaya çalışılmasına, plansız, tepeden inme biçimde onlarca diş hekimliği fakültesi açılmasına ve kontenjanların ölçüsüz bir şekilde artırılmasına, diş hekimi emeğinin ucuz işgücü haline getirilmesine, ağız diş sağlığı hizmetlerinin sermayeye açılmasına, yönetmelik değişiklikleriyle hekimlere yaşatılan hak kayıplarına,  gereksiz uygulamalarla hekimlere maddi külfetler yüklenmesine de karşı durmaya çalışıyoruz.

Odaya bağlı kaç dişhekimi var Bursa’da?

Odaya kayıtlı diş hekimi sayımız 10 Temmuz 2020 itibarıyla 1147: 647 erkek, 500 kadın diş hekimi. Ayrıntılara baktığımızda geçen yıllar içinde diş hekimlerinin çalışma biçimlerinin nasıl değiştiğini çok net görebiliyoruz. Muayenehane diş hekimliğinden kamuda ve özelde ücretli çalışan diş hekimliğine geçtik artık. Muayenehanede çalışan diş hekimi sayısı 359 iken, özel ağız ve diş sağlığı polikliniğinde çalışan diş hekimi sayısı ise 465 olmuştur. Uzman diş hekimi sayısında da önemli artışla 115 olmuştur. İşçileşmeye doğru yaşanan bu dönüşüm aynı zamanda sorunları da farklılaştırmıştır.

Diş hekimlerinin sorunları nelerdir?

Sorunlarımızın ana kaynağı 2002 den bugüne sayıları inanılmaz şekilde artan diş hekimliği fakülteleridir. 2002 yılında 19 olan diş hekimliği fakülte sayısı bugün 92'ye çıkmıştır. (92 diş hekimliği fakültesinin 66’sında eğitim verilmektedir. Gelecek yıllarda diğer fakültelerde de eğitim başlayacaktır.) 2005 yılında 960 olan kontenjan sayısı; 2019’da ise 66 fakültede 6421’e ulaşmıştır. Ülkemizde her alanda olduğu gibi diş hekimliği alanında da insan gücü planlaması bilimsel kriterlere göre yapılmamaktadır. Sağlık Bakanlığı kendisi şu an 6 bin diş hekimi fazlası olduğunu ifade etmektedir. Buna rağmen Bursa’da da diş hekimliği fakültesi açılmış bulunmaktadır ve bu yıl 60 öğrenci ile fizik ve altyapı koşulları olmadan eğitime başlayacaktır. Ülkemizde; gelişmiş ülkelere göre tüm yaş gruplarında yaygın olan diş ve diş eti hastalıklarının diş hekimlerinin sayısının artırılması ile çözümü mümkün olmayacaktır. Koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine öncelik veren, insan gücü planlamasını; ihtiyaç, talep ve nüfus kriterlerine göre belirleyen ulusal sağlık politikaları oluşturulmadan, diş ve diş eti hastalıklarının çağdaş ülke seviyelerine getirilmesi mümkün değildir. İkincil olarak sorunlarımızın temel kaynağı diş hekimliği alanının ana örgütü olmamıza rağmen siyasi iktidarların, Sağlık Bakanlığı’nın hiçbir görüşümüzü dikkate almaması, süreçlere dâhil etmemesidir. İktidarın meslek örgütlerine bakışı bellidir.  Meslek örgütleri demokratik kitle örgütleri olarak toplumsal muhalefetin ana damarlarından biridir. Bu nedenle de iktidarların hedefinde yer alırlar. Bu özelliklerinden dolayı özellikle savunulması gereken mevzilerdir. Son aylarda Baro üzerinden yapılan müdahaleyi hepimiz gördük. Bu geri gidişata karşı mücadele etmenin yolu merkezde ve odalarda çok daha örgütlü ve dayanışma içinde olmaktan geçiyor. Sağlık alanının diğer temel sorunlarından biri hiç kuşkusuz sağlıkta şiddettir. Yıllardır uygulanan yanlış sağlık politikaları, hekimleri hastaların hedefi haline getirmiştir. Sağlık meslek örgütlerinin yıllardır süren şiddet karşıtı eylemliliği sonucunda yapılan yasal düzenleme ile cezalar arttırıldı. Ama biliyoruz ki cezalar sorunu çözmez. Sorunun kaynağı olan sağlık politikalarında esaslı değişiklikler yapılmadıkça şiddet devam edecektir. Diş hekimliğinde diğer bir sorun toplumun sağlık kültürü bir miktar gelişse bile sahte diş hekimi sorunudur ve ne yazık ki bitmemektedir. Son yasal düzenlemeler cezai yaptırımı ve caydırıcılık etkisini arttırmıştır. Bizim için bu sevindiricidir.

Yeni mezun olan bir diş hekimini neler bekliyor?

Her yıl mezun olan 5 binden fazla diş hekimi ucuz işgücü olarak “piyasada” iş aramaktadır. Muayenehane açan yeni mezun diş hekimi neredeyse hiç yoktur. Önümüzdeki yıllar durum daha da vahim olacaktır. Bu durum sağlık alanının daha da ticarileşmesine, hekim emeğinin değersizleşmesine, mesleki saygınlığın azalmasına yol açacaktır. Genel tıp alanında olduğu gibi diş hekimliğinde de uzmanlık, öğrencilerin temel hedefi haline gelmiştir. Ancak uzmanlık sayısının çok fazla olması ve uzmanlığın ana hedef haline gelmesi diş hekimliği fakültelerinde verilen eğitimin niteliğini de değiştirmiştir. Meslek örgütü olarak toplum ağız diş sağlığı için gereksinimin uzman diş hekiminden çok nitelikli eğitim almış yetkin diş hekimi olduğuna inanıyoruz. Meslek örgütü olarak özellikle sayıları daha da artacak olan genç diş hekimlerine yakın olmaya, sorunlarını birlikte çözmeye çalışıyoruz. Örgütlülüğün her türlü hak aramada ne kadar değerli olduğunu biliyoruz.

Ekonomik kriz ve pandemi diş hekimlerini nasıl etkiledi?

Pandemiden doğan ekonomik ve siyasi olumsuz koşullar da hem kamuda hem de özelde ağız diş sağlığı hizmetlerinin sunumunu olumsuz etkilemiştir ve etkilemeye de devam edecektir. Yaklaşık üç ay diş hekimleri COVİD-19 pandemisi nedeniyle en fazla risk taşıyan sağlık çalışanları olarak kamuda da özelde de acil vakalar dışında hasta bakamadılar. Normalleşme sürecinden itibaren meslek örgütümüz ve bakanlık tarafından belirlenen prosedürler çerçevesinde olağanüstü dikkat ve özenle hasta bakmaya başladılar. Doğal olarak her ne kadar kısa çalışma ödeneği, ertelemeler, düşük faizli krediler olsa da sıkıntılı süreç daha devam edecek görünüyor.