Kıldan incedir diye rivayet olunan o yüzden de ancak iman sahibi olanların üzerinden geçebileceği söylenen öteki dünyaya ait bir mimarlık harikası var, Sırat Köprüsü.

O köprünün altından da bir nehir geçtiği söylenir, o nehrin bir yerinde de derin bir çukur olduğundan bahsedilir. O çukurun adı da Gayya Kuyusu. İçine bir kere düştün mü yandın ki ne yandın, aynı bizim TFF 1.lig. Bir o kadar zor, bir o kadar korkunç, bir o kadar sıkıcı, bir o kadar belirsiz, tuhaf mı tuhaf bir lig.

Bir lig düşünün, ligin en fazla gol atan takımı maç başına 1.5 gol atıyor, en fazla gol yiyen takım da maç başına 1.5 gol yiyor. Yani maç başına 3 gol oluyor, maçların çoğu ya berabere bitiyor ya da takımlardan biri 2-1 kazanıyor.

Maçların neredeyse tamamı orta sahada kör dövüşü şeklinde geçiyor, tamamen fiziki güce ve kondisyona dayalı bir taktik anlayışı var, öyle ki Uzakdoğu dövüş sporlarını hatırlatan ikili mücadelelerden her maçta birkaç tane görmek mümkün.

Stadyumlar desen içler acısı, zeminler bozuk, hakemler hem çok kötü hem de otoriter, öyle kolay-kolay penaltı noktasına gidilmiyor, hakeme itiraz minimum çünkü cart diye çıkarıyorlar kartı. Tüm takımlar birbirine denk, tüm maçlar ortada, favori yok, tecrübeli iki üç oyuncu tabelayı değiştiriyor ve işin en ilginç kısmı ise hiçbir camia puan tablosundaki yerinden memnun değil, adeta teknik direktör değirmeni. Haftalardır lider olan Hatayspor şu an 3. hocasıyla yola devam ediyor, takım 2-3 maç üst üste kaybetmeye görsün hocayı kapının önüne koyuyorlar. kovulmuş hocayı da 2 hafta sonra aynı ligden başka bir takımı çalıştırırken görüyorsunuz, böyle acayip bir lig.

Bursaspor camiasının hiç alışkın olmadığı bir düzen bu. O yüzden de adapte olmakta çok zorlandık açıkçası. Ligin başlangıcından bu yana Bursaspor bir şekilde puan alıyor ve zirve yarışının içinde ama futbol diye bir şey ortada yok. onu da geç kendi sahasında bu kadar mahkum oynayan bir Bursaspor’a hiç alışık değiliz. Sezon başından bu yana bu durum böyle, İbrahim Hoca geldi, yine aynı. Demek ki bu ligde iyi futbol yok, 3 puan var, galip geliyorsan futbola bakmayacaksın, tamamen skor endeksli değerlendireceksin, belli ki ligin sonuna kadar da bu tablo değişmeyecek.

Ara transfer dönemini şu şartlar altında iyi geçtik diye düşünüyorum, bir tane de tecrübeli stoper alabilmiş olsaydık mükemmel olurdu ama şartlar malum. Yeniler takıma kolay adapte oldular, hepsi de camianın büyüklüğünün ve beklentilerinin farkındalar, bence bu konu çok önemli. Hem futbol olarak hem de karakter olarak katkı vermeye başladılar ki; özellikle karakter kısmı çok mühim. Mesela Traore’nin timsah yürüyüşü. Çok güzel hareketler bunlar.

Sonuçta takım kıpırdandı daha da mühimi küskün seyircinin de gönlü alınmış oldu, tribünler şenlendi. Adanademirspor’un hocası Uğur Tütüneker de zaten maç sonu belirtti, Bursaspor değil, Bursaspor seyircisi maçı aldı dedi.

Zaten de süper ligin şifresi burada gizli. Bursaspor seyircisinin tribünlere dönmesi önemliydi. Bu camianın havaya girmesinden daha büyük ne bir hoca var ne de bir futbolcu, bu camia harekete geçti mi önünde hiçbir bent duramaz, o yüzden ben artık süper ligden çok umutluyum ve lafı gelmişken de bu havada Erzurum’a kadar takımını desteklemeye giden bu cefakar taraftara geçmiş olsun diyorum.

Elbette beklentimizin büyük olduğu futbolcuların performansları ve sağduyuları bu yolda önemli, misal Erzurumspor maçını kaybetmemiş olabilirdik ama şunu unutmamak lazım bu ligde puan kayıpları olağan, başka puan kayıpları da yaşayacağız ama yine de ben süper lige döneceğiz çünkü efsane geri döndü. Önümüzdeki Altay maçıyla beraber iç sahada oynayacağımız 6 maç var, efsane taraftarımız sayesinde 6 maçtan da yüzümüzün akıyla çıkarız, süper lige de selamı çakarız.