Milli Görüş anlayışının, ülkemiz menfaatlerini koruma hususundaki çalışmaları daima memnuniyet verici olmuştur. Merhum hocamız bu vasfıyla da son derece isabet dolu beyanlarıyla milletimizi bilhassa ülke siyasasının mensuplarınca olsun vatansever ve İslami anlayışın gereği, devleti ve kurumlarının takip ettiği anlayışı, ikaz, tavsiye gibi örneklemeler ile takviye edici beyanları yanında kitaplaşmış çalışmaları da bulunmaktadır.

Nitekim; Prof. Dr. Necmettin Erbakan Külliyatı adlı muazzam eserin, 4. cildinin 299'uncu sayfasından bir alıntıyla okurlarımın huzurundayım.

Yeni Marmara gazetesinin muhterem okurları: Bu değerli eserin ülkemizin idaresinde çok büyük ehemmiyetini taşıdığı eserden haberdar olanlarca ve de okuyup, toplumumuzun siyasi hayatında bir kılavuz olması pek tabiidir. Çünkü bir mükemmelin, ifade ettikleri teşhis ve teşebbüslerine, milletimizin gerçekleşmesine şahit olması merhum hocamıza ve yeniden Refah Partisi mensuplarına, her kesimin yaklaşım göstermesine yol açacağı kaçınılmaz bir anlayış ortaya koyacaktır.

AVRUPA BİRLİĞİ’NE ÖNCEDEN NİÇİN KARŞIYDIK ŞİMDİ NİÇİN DESTEKLİYORUZ?

30 Aralık 1999 tarihinde Teknik Elemanlar Birliği İstanbul Şubesi’nin yayınladığı bu kitaptır. Nisan 2000 tarihinde Marmara Bölge Başkanlığı’nca düzenlenen iftar programında Erbakan Hoca'nın yaptığı konuşması kitaplaştırılmıştır.

ERBAKAN NE DİYORDU?

"Bugüne kadar hep siz AB'ye karşıydınız, şimdi nasıl oluyor da taraftar oluyorsunuz diyenler için bu açıklamayı yapıyorum. Değişen biz değiliz, Avrupa'nın kendisidir" şeklinde yazan Erbakan, kitapta Avrupa Birliği'nin geldiği noktayı ve Milli Görüş hareketinin durduğu noktayı da şu şekilde özetliyor; şimdi Avrupa Birliği çıkıyor ve diyor. Hayır biz bir Hıristiyan grubu değiliz; çok kültürlü topluluğuz. Herkes dinine sahip olacak. Din serbest olacak, inanç serbest olacak, fikir serbest olacak, ticaret serbest olacak, rekabet serbest olacak, biz bir hürriyet çevresiyiz; insan hakları temelimizdir, beraberce karar vereceğiz, el birliğiyle barışı yaşayacağız. Öyleyse o zaten sizin değil bizim tezimiz. Biz bunu 30 yıldır, 40 yıldır 50 yıldır söylemişiz; 'Yeryüzünde beraber yaşıyoruz, kararları beraber almalıyız, yeni dünyayı birlikte kurmalıyız, birlikte yaşamalıyız.' Özellikle İstanbul Şubesi'nin sayın başkanına, bütün TEKDER mensuplarına huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Kısaca da olsa bir Ramazan sohbeti yapacağız. Türkiyemiz 65 milyon nüfusa sahip bir ülke. 300 bin teknik elemanı, yetişmiş insanı var. TEKDER bu 300 bin insanı kucaklamak için bu teknik elemanları, şuurlandırmak ülke kalkınmasında bunların en büyük katkıyı sağlamasını temin etmek için kurulmuş son derece önemli bir kuruluştur. Kısa bir süre içerisinde bütün Türkiye'ye yayılmış olan 80 tane şubesi ile 30 bine yakın üyesiyle bugün Türkiye'nin en büyük teknik kuruluşudur. TEKDER'in çok önemli bir özelliği de, ülkemizdeki çeşitli kuruluşlar arasında hedeflerini tespit etmiş, çalışmalarını planlamış programlamış olmasıdır. Teknik Elemanlar Derneği kendisine yaraşır şekilde disiplinle bu çalışmaları yürütmekte örnek bir kuruluştur. Bu itibarla bütün mensuplarını ayrıca huzurlarınızda candan tebrik ediyorum.

TEKDER Türkiyemiz içinde hayati önemi haiz bir kuruluştur. Çünkü eskiden beri herhangi bir işi yapabilmemiz için 6 tane altın halka mutlaka gerekir. O halkalardan birincisi inanç, inanmak... Her şeyin temelidir. İnanç tekeden bile süt çıkartır bu sözümüzü hatırlıyorsunuz. Bu inançlı insanlar da bunu hakikatten gerçekleştiriyorlar, gözümüzle de görüyoruz.

İkinci halka, inanç her şeyin temeli olmakla birlikte bilgi... Bilgi dediğimiz zaman bunun içerisine ilim ve teknik giriyor.

Üçüncü halka ise plan ve program... O işin nasıl yapılacağının planlanması ve programlanması. Sonra kim hangi kadro ile işi yapacak? Dördüncü halka kadro... Bunlar temel halkalar olmakla beraber işin başarılması için yetmez. Bunlara ilaveten bir beşinci halka takıp... Her iş takip ister. Ve altıncı bir halka da intaç yani netice yani asıl sonucun üretilmesidir. Bu olmadıktan sonra öbürleri bir şeye yaramaz. İşte biraz önce konuşmacı arkadaşımız teknik eleman dediğiniz zaman üretim yapan, üretimi başaran insanlar kadrosu düşünüyorum diye buyurdular. Çok doğru bir tariftir. Ancak üretimin yapılması için bütün bu söylediğimiz unsurların hepsinin titizlikle yerine getirilmesi icap eder. Bir ülkede işler yapılırken, bu söylediğimiz halkalar içerisinde bilhassa teknik elemanlar, bilgiyi ve teknik bilgiyi temsil etmesi bakımından çok önemli unsurlardır. Plan ve programları hazırlamak bakımından çok önemli unsurlardır. Ne bunları yürütecek kadro olmak bakımından çok önemli unsurlardır. Bundan dolayıdır ki, bir ülkenin güçlenmesi, bu teknik elemanlarının güçlenmiş olmasına yakinen bağlıdır.

Hepimizin bildiği gibi bizim hareket noktamız şefkattir, insan sevgisidir. Bundan dolayıdır ki, biz ülkedeki 65 milyon memleket evladı kardeşimizin hepsinin saadetini istiyoruz. Herkes Allah'ın kuludur. Yeryüzündeki 6 milyar insanın hepsinin saadetini istiyoruz. Türkiye'deki 65 milyon insanın mesut olabilmesi için Türkiye'nin yeniden büyük Türkiye olması lazımdır. Yeniden sözünü söylerken biz her zaman aynı heyecanı duymuşuzdur. Tüm bu yeniden kelimesinin altında milletimizin şerefli geçmişi var. Biz asırlar boyu zaten büyük idik, yeniden büyük olacağız. ‘Büyük Türkiye değil; yeniden büyük Türkiye...’ Bundan dolayıdır ki 65 milyon insanın saadeti için yeniden büyük Türkiye'nin gerçekleştirilmesi lazım. Yeniden büyük Türkiye'nin gerçekleştirilmesinde en önemli kadro teknik kadrodur. Bunun için elemanlar derneği, hakikatten en fazla önem verilmesi lazım gelen bir dernektir. Buraya gelirken arkadaşlarımız bendenizden, ‘Efendim, AVRUPA BİRLİĞİ'NE girilmesi için önemli adımlar atılıyor, bundan dolayı teknik elemanların Türkiye'nin AB'ye girmesi olayı karşısındaki önemini de belirtmenizi hassaten rica ediyoruz’ dedikleri için onların bu arzusuna uymak üzere AB'ye girerken teknik elemanların önemini bilhassa birkaç kelime ile de bu konu üzerinde durmak istiyorum.”

Muhterem okurlarım Türkiye'nin sanayileşmesi ile hayatını birleştirmiş olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın bu tarihi konuşmasını hatırlatmayı bir Milli Görüşçü olarak elzem bulduğumu arz eder zaman zaman bu yönde hatırlatmalar yapmaya gayret edeceğimi bildirirken, hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Fiemanillah.