Son günlerde çok sık konuşulan bir konu, erken seçim.

Koronavirüs mücadelesinde başarı kazanan iktidarın, şartlar değişmeden bu durumu oya dönüştürme konusu gündeme geliyor.

Verilen rakamlara göre, vaka ve vefat sayılarının birçok ülkeye göre az olması, iyileşen sayısının artması, yeni hastanelerin açılması, Cumhur İttifakı'na seçimde avantaj sağlar deniyor.

Diğer yandan, yaşanan ekonomik kriz, iş yerlerinin kapanması, zorunlu işçi çıkarma, üretimin durması, işsizlik gibi önemli sorunlar adeta göz ardı ediliyor.

İnsanlar evlerine ekmek götürmekte zorlanıyor, bunu düşünen yok gibi.

İşsiz kalanlara biner liralık yardım ne kadar yeterli oldu ki.

Belli bir kesimin işleri aksamadan yürüyor.

İktidar cenahından nemalananlar kepenk indirmiş, işsiz kalmış değiller.

Ama toplumun büyük bir kesimi en ağır şartları yaşadı, yaşıyor halen daha.

Ne zaman toparlanılacağı, işlerin ne kadar sürede rayına oturacağı, zararın nasıl telafi edileceği, açığın ne ölçüde kapatılabileceği meçhul.

Zira Koronavirüs salgınının kesin olarak sonlanacağı tarih bilinememekte.

Hal böyle olunca vatandaşın kafasında iş, aş derdi var.

Erken seçimi önemseyenler sadece siyasiler.

Yollar, otobanlar, hastaneler açılması sayesinde geçmiş seçim dönemlerinde ciddi oranda oy kazanıldı.

Bunların önemli getirisi oldu iktidara.  Ancak o zamandan bu zamana koşullar çok değişti.

Vatandaş karnını doyurabilmeyi düşünüyor.

Korona sürecinde bile ekonomileri etkilenmeden bol keseden yiyenleri gören dar gelirli kesim, ne kadar kanaatkar olsa da, artık olaylara farklı bakmaya başladı.

“Biz zorluk çekerken, başka birileri bolluk içinde yaşamaya devam ediyor” diyerek sitem ediyor.

O nedenle eski seçimlerde kullanılan argümanlar, yeni süreçte işe yaramayabilir.

Virüsle mücadele, sağlık politikalarında gösterilen itina, ekonomi politikalarında da gösterilmeli.

Öncelikle kriz ortamından ülkenin, insanların çıkarılması lazım.

Borcu olanların bundan kurtarılması, yükünün hafifletilmesi gerekir.

Millet borç içerisindeyken, çok güzel yollar, hastaneler yapıldı diye gidip de oy vermez.

Erken seçim iddiaları, söylentileri, hesapları, beraberinde siyasi açıdan birtakım taktikleri geliştiriyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 50 oy barajının kaldırılacağı konuşuluyor.

Keza, yeni iki partinin Meclis'e girmemesi için de çaba sarf edilmekte.

Her ne kadar oy oranları düşük de olsa, liderleri çok samimi bulunmasa da, kilit parti konumunda olabileceklerini ifade etmiştim.

Önlerini açacak olan, milletvekili transferlerinin yasaklanması gündeme alınıyor.

MHP tarafından, Siyasi Partiler Kanunu'nun değiştirilmesi ve Seçim Kanunu'nda değişiklikler yapılması önerildi.

Haziran'da açılacak TBMM genel kurulunda görüşülecek.

Bu sayede Kılıçdaroğlu'nun, Babacan ve Davutoğu'nun kurduğu yeni iki partiyi, Millet İttifakı'na dahil etme çabası ve de Akşener'li üçüncü ittifak girişimlerine engel olunmak isteniyor.

Siyasi kulislerde, AK Parti'den 40 ila 60 dolayında milletvekilinin de Gelecek ve DEVA partilerine geçeceği iddiaları gündemde.

Bütün bunları önlemek adına, birtakım siyasi oyunlar, planlar devreye sokulacak gibi.

Şayet Cumhur İttifakı kendi lehlerinde kararlar çıkarırsa, 2023 yılında normal seçimler yapılır. Ne de olsa daha 3 yıl var.

Ancak istedikleri gibi olmazsa, 2021 yılında erken seçime gidilir.

İşin rengi bu kez biraz değişik.

İktidar açısından çok rahatlıkla ve büyük farkla kazanılan seçimler geride kaldı. Şimdi konjonktür değişti, hiçbir şeyin garantisi yok.

Muhalefet avantajlı konuma gelebilir. Bu süreyi çok iyi değerlendirmeli. Bütün imkanları ele alarak hazırlıklı olmalı.

 

**********

Günün Sözü

 

“Büyük ve saygıdeğer kimseler dağa benzerler;

yaklaştıkça azamet ve büyüklükleri ortaya çıkar.

Ama bayağı ve himmetsiz insanlar, serap gibidirler;

yaklaştıkça bir hiç oldukları anlaşılır.”

Goethe