Her insan anne karnında eşittir, aynı şartlarda dünyaya gelir.

Teoride karşılık bulan eşitlik kavramı, pratikte karşılık bulablir mi?

Her çocuk size eşit mi doğar? Eşit şartlarda mı büyür? Birçok düşünür evet dese de, yeryüzünde eşitlik asla tam anlamıyla var olmadı.
Maddi eşitsizlik, doğacak bir bebeğin kaderini etkilemekte. Anne karnındaki bir bebek bile eşit şartlarda büyümezken, eşitlik ilkesinin geçerliliğini nasıl savunabiliriz?

Charles Spurgeon’ın akılda kalıcı sözü aslında her şeyi özetlemekte; "Eşitlik! Evet, kavramı anlıyorum ama örnek bulamıyorum."

 

Ülkemize, dünyamıza bu söz ne kadar da uygun, değil mi? Herkesin savunduğu, uğruna naralar attığı eşitlik, karşılığını asla bulamamakta.
Modern köleliğin hat safhada olduğu çağımızda, eşitliğe örnek olarak ne verebiliriz?
Patronun çalışanlarını hor gördüğü, haklının ezildiği, emeklerin boşa gittiği bir dünyada; bizler eşit miyiz?
Eşit şartlarda mı çalışıyoruz? Emeğimizin karşılığını alıyor muyuz? Alnımızdan akan terler, ay sonunda cebimize yeterli banknot miktarında giriyor mu?
Ya da, eşitliğin parayla ölçülmesinin kapitalizmin dayattığı bir ilke olduğunun farkında mıyız?Dört gözle ay sonunu beklemek, sonunda ise birkaç yüzlük banknot edinmek harcanan zamanın telafisi mi?

Başkalarının servetini güçlendirmek için mi alın teri harcanır, yoksa hayatta varlığımızı sürdürmek için mi?Hayattan zevk almayı sağlayan banka hesabımızdaki sıfırların çoğalması mı sadece?

Şu ana kadar hayır cevabını verdiyseniz, ne mutlu size. Hala eşitliği sağlamak için bir umut var demektir.
Esas olan, boyun eğmemek ve düzenin doğru işlemesini sağlamak amacıyla adım atmak.
Azınlık olursak ezilir, çoğunluk olursak güçleniriz. Hakkı,hukuku, doğruyu ve eşitliği aramak varken, yozlaşmış düzene boyun eğmek, bu hayatı boşa harcayarak son nefesi vermemizi sağlamaktan başka bir şey getirmeyecek bizlere.

Bu dünyadan göçüp giderken, eşitlik kavramına örnek bırakıp gitmek ne kadar da onur verici olurdu. Eşitliğin ütopik bir olgu olmadığını bir sonraki nesillere kanıtlamak ve insanlığa bir hediye bırakmak biçilmiş kaftan değil de nedir?

Hala geç değil. Kendi çevremizle, toplumumuzla yola başlamak; dünyada bir harekete sebep olabilir. Yeter ki bize dokunmayan yılan bin yaşasın diyenlerden olmayalım...