Bursa'da önemli projeler için kollar sıvandı, harekete geçildi.

Bunların arasında kentsel dönüşümler de yer alacak.

Altıparmak için plan yapıldığı bilgisi var.

Büyükşehir Belediyesi'nin hazırlık içinde olduğunu Ahmet Abi yazdı.

Kentin merkezinde bir zamanların en güzel semtlerinden, en işlek caddelerinden olan Altıparmak'ta dönüşümün şart olduğu her halinden belli.

Caddede sağlı sollu çok katlı eski binaların da, ara sokaklarındaki köhnemiş apartmanların da bir deprem sırasında yıkılması kaçınılmaz.

Ne günlerdi...

Nilüfer diye bir ilçe yoktu henüz.

FSM açılmamış,

AVM nedir bilinmezdi.

Bursa'da yaşayan hemen herkes için Altıparmak Caddesi adeta bulvar gibiydi.

Burç pasajına gidip de kitap almayan, mağazalarına uğramayan var mı acaba?

Ya kafelerinde öğle molası, iş çıkışı sohbeti için oturup soluklanmayan?

Muhabirlik yaptığım yıllarda bizim de arkadaşlarımızla ilk tercihimiz burası olurdu.

Zamanın çekim merkeziydi.

Çok daha eski fotoğraflarında, caddenin orta kısmında ağaçlar var ve iki tarafta da genellikle iki katlı ahşap Bursa evleri görülmekte.

Daha iç kısımlarda tek, iki, üç katlı bahçeli evlerin olduğu anlatılır.

Osmangazi Kaymakamlığı binası da tarihi bir bina. Bir dönem ilkokul, sonra akademi olarak hizmet verdi.

Bu binanın arkasında da kafe olarak işletilen ahşap Bursa evleri vardı.

70'li yıllarda nüfus artışıyla birlikte, ahşap evlerin yıkılıp yerine yapılan 7-8 katlı binalar bölgenin kaderini değiştirdi ne yazık ki.

Arada bir oradan geçmem gerektiğinde görüyorum; sanki hayalet bir şehir, terk edilmiş bir mekan gibi.

Hem caddede hem iç kısımlardaki sıkışıklık insanı adeta oksijensiz bırakıyor.

Eskilerin anlattığı gibi, herkesin birbirini tanıdığı, selam verip hal hatır sorduğu, güzide insan topluluğu yapısından çok farklı bir hale geldi burası.

İmkanı olanlar genellikle evlerini satıp ya da kiraya verip farklı yerlere, çoğunlukla da Nilüfer'e taşındı.

Kalanlar için birçok sorun, sıkıntı devam ediyor.

 

Bazı mahallelerinde yoğunlaşan değişik kesimlerle adeta bir gettoya dönüşmüş durumda.

Mülteci gettosu deyip ayrımcılık yapmak istemiyorum, bazı sorunlar onlar gelmeden önce de vardı, tabi yine de bir ölçüde arttı.

Bundan nasibini en çok Çarşamba, Ahmetpaşa, Selimiye mahalleleri alıyor.

Mahalle sakinlerinin anlattıklarını dinlediğimizde şaşırıp kalıyoruz.

Uyuşturucu kullananların, fuhuş yapanların bu bölgeyi mesken tuttuğunu söylüyorlar.

Boş mekanların bu amaçla kullanıldığını, geceleri kavgalar, olaylar çıktığını, artık yaşanamaz hale geldiğini dile getiriyorlar.

Parklarına bile çıkamaz olduklarından dem vuruyorlar.

Esasında kentsel dönüşüm projesi çok daha önce ele alınmalıydı burası için.

Boş alanlara kentsel dönüşüm yapmak kolay.

Apartmanları rezidansa çevirmeye de dönüşüm denmez.

Nilüfer'in bazı semtlerinde kentsel dönüşüm adı altında öyle binalar yapılmış ki, buraları gören afallar kalır.

Önemli olan plansız yerleri değiştirmek.

Eski yaşam alanlarını nefes alınır hale getirmek, insanları rahatlatmak.

Binaları sağlamlaştırırken aynı zamanda çirkinliği de ortadan kaldırmak.

Kentsel dönüşüm bunun için yapılır.

Tophane sırtlarından aşağıya doğru manzaraya bakanlar Altıparmak Caddesi'ni görüyorlar.

Caddenin kasvetli havası her tarafa yansıyor.

Hanlar Bölgesi ve Hisariçi projeleri tamamlandığında turistler gelmeye başlayacak.

Dünyanın dört bir yanından insanlar neden tarihi kentlere gidiyor?

Tarih ve kültür hazineleri merak uyandırıyor, ilgi çekiyor.

Şehir merkezindeki tarihi yerler korunuyor ve hem mekansal hem de sosyal anlamda çok daha değerli hale geliyor.

Oysa bizde kent merkezi terk edilen, beğenilmeyen, kıymeti azalan konumda.

Bunun önüne geçmek için dönüşüm şart.

Geç de olsa isabetli bir karar olur.

**********

Günün Sözü

“Mutluluk bile

haddini aşınca

acıya dönüşür.”

Montaigne