"Eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı" deyiminden hareketle ‘hadi gel köyümüze geri dönelim’ sözünün haklılığına döndü iş.

 

1999'dan 2000'yılına geçtiğimiz 31 Aralık yılbaşı gecesi TV programlarını anımsadım da gelişi güzel hazırlanmışta olsa programların çekildiği stüdyolar adeta birer uzay merkezi, sanatçı kostümlerinin çoğuna yakını astronot kıyafetlerini çağrıştıran türden idi.

Dünya'da olduğu gibi, bizde de yeni ‘Milenyum’ çağına giriyoruz diye inanılmaz sevinç naraları atılmış ve sihirli bir değneğin zamana ve hayatlarımıza dokunacağını sanarak adeta kendimizi her şeyin değişime uğrayacağına inandırmıştık.

 

Oysa birçoğumuz milenyum ‘un yeni binyıl demek olduğunu bile bilmez iken, birde yanına "Çağı’nı ekleyince kendimizi dünyadan soyutlayıp yeni gezegenlerde yaşıyor gibi hissettik.

Ben bile 1 Ocak 2000 sabahına bambaşka duygular ile uyandığımı çok iyi hatırlıyorum.

 

Yıl 2020 ve yapay oluşturulmuş gündemle ortaya çıkan heyecan ve sevincimiz kursağımızda kaldığı gibi, eski zamanların da ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha öğrenmiş olduk.

Mesela Kaldeliler ve Sümerlerden günümüze kadar gelmiş olan kerpiç yapılardan bahsedelim.

Su saman ve toprağın birbirine karıştırılarak kalıplara dökülüp daha sonra güneşte kurutulan kerpiç blokların Hititler tarafından dahi kullandığı bilgisine ulaşılmıştır. Kerpiç bloklar arasına tahta koyularak yapılan yapılar kireç ve toprakla karıştırılan sıva ile sıvanır ve en son duvarlara kireç sürülerek en sağlıklı yasam alanları oluşturulurdu. 

Günümüzde de Anadolu köylüsü evini ekonomik açıdan ve sıcağı muhafaza bakımından kerpiçten yapmayı yeğlemektedir. Kerpiç, aynı zamanda rutubeti önlediğinden dolayı bu gibi evler daha sağlıklı olur. Böylece bu evlerde oturanlarda romatizma pek görülmez ve tedavi için uygun olduğu sağlıkçılar tarafından da ortaya konulmuştur.

 

Toprak kaplar da, aynı şekilde eski çağlardan beri çok amaçlı olarak kullanılmakta olup, özellikle yemek yaparken ısıyı ağır ağır yaydıkları için, uzun sürede ve kısık ateşte hazırlanması gereken yemekleri pişirmek için idealdir. Böylece toprak kaplar ile yemek pişirirken, sebze ve meyvelerin vitaminleri kaybolmamaktadır.

 

Tencere, testi, saksı, kiremit ya da boru olarak kullanılan toprak kaplar binlerce yıldan beri  kullanılmaya devam edilmekte olup, uzun ömürlüdür.

Birçok sentetik madde günümüzde toprak kapların yerini alsa da, teknoloji sayesinde üretilen çelik ya da plastik kaplar, başta sağlık olmak üzere birçok nedenden dolayı topraktan yapılan kapların yerini almaları mümkün olmamaktadır.

İfade etmek gerekirse, topraktan yapılmış güveçler içinde pişirilen yiyecekler, besleyici özelliklerini ve özsularını kaybetmemektedirler. Veya topraktan yapılan kiremitler ve borular kırılmadıktan sonra onlarca yıl paslanmadan, çürümeden ve çevre şartları nedeniyle bozulmadan aynı şekilde kalabiliyorlar. Bunun dışında, saklama ve depolama amaçlı  kullanılan dev toprak kaplar içerisine konulan şarap, zeytinyağı gibi asidik ya da bazik bileşiklerin yapısı uzun yıllar bozulmadan kalabilmekte ve sahip oldukları doğal yapı nedeniyle bu kaplar, onların lezzetlerini de olumlu yönde değiştirmektedir. Toprak kapların en önemli özelliği de porlu yapılarından  dolayı  nefes alıp verebilmeleri. Gözenekler sayesinde bu tür kaplar suyun geçmesine engel olurken, havanın geçmesine ise izin vermektedirler.  Örneğin testilere koyulan suyun havadar bir yere bırakılması haline suyu soğutmasının nedeni de budur. Bu nedenle bu tür kaplarda saklanan besinler uzun süre bozulmadan saklanabiliyor.

Günümüzde toprak kaplar örnek alınarak nano teknolojiyle nefes alıp verebilen kumaşlar ve malzemeler üretilmektedir.(bir bölümü alıntı)

Tahta kaşıklar cilasız ve boyasız olduğunda en sağlıklı mutfak gereçlerinden olup, günümüzde hâlâ vazgeçilmezdirler.

Doğanın biz insanlara sunduğu nimetlerin farkına ne yazık ki,  sağlığımızı ve huzurumuzu kaybettiğimizde anlayabilmiş olduk.

Bu nedenle eskiye rağbet insanın özüne dönüşüdür.

 

Teknolojinin içinde kaybolup beton blokların içinde hapsolduğumuz zamanımızda gelecek nesillerimiz adına, "Hadi gelin köyümüze geri dönelim ve özü toprak olan fabrikalarımızı yeniden harekete geçirerek kalkındıralım.