MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ilginç tavırlar sergiliyor bugünlerde.

Kısa bir süre öncesine kadar demediğini bırakmadığı, İYİ Parti lideri Meral Akşener'e “Evine dön” diyor.

Zannedersiniz ki, çok düşünceli, sevgi dolu bir ebeveyn.

Babacan bir tutum içinde.

Akşener Ayasofya'yı ziyaret edip namaz kılınca, pek bi hoşuna gitmiş izlenimi verdi.

Bu adımla İYİ Parti'nin Millet İttifakı ile ayrıştığına işaret ediyor.

Oysa ki, yıllardır tanıdığı Meral Hanım'ın ibadetini ihmal etmediğini gayet iyi bilir.

Peki evine dön çağrısının altında yatan sebep ne?

Biraz ayrıntılı düşünüldüğünde çok net anlaşılıyor.

Son anket sonuçları, Cumhur İttifakı'na iktidar şansı tanınmayacağını göstermekte.

Ayrıca MHP'nin baraj sorunu da olabilir. Araştırmalarda baraj sınırında ve de altında çıkıyor oy oranı.

İYİ Parti ise daha girdiği ilk seçimlerde büyük başarı gösterdi. Oyunu da giderek artırıyor.

Bu hafta sonunda Bursa'nın da olduğu İl kongreleri tamamlanacak ve akabinde kurultayla birlikte yola daha güçlü devam edilecek.

Akşener'e yapılan davet üç türlü de okunabilir. Şöyle ki:

İYİ Parti'yi bırak MHP'ye gel,

İYİ Parti'yi de al gel,

Cumhur İttifakı'nın üçüncü ortağı ol.

Belki de yeni kurulan partilere gidecek olan milletvekillerinin boşluğunu doldurmak için böyle bir plan yapıldı.

Daha düne kadar atmadığınız iftira kalmadı, önünü kesmeye çalıştınız.

Ne FETÖ'cülüğünü bıraktınız, ne PKK işbirlikçiliğini. Hatta namusuna dil uzatmaktan bile çekinmediniz.

Şimdi nasıl oluyor da, aranıza katılmaya çağırıyorsunuz

Bu siyaset ne menem bir şey!

İYİ Parti'nin oy oranı MHP'den çok fazla çıkınca, bükemediğin eli öpeceksin misali yaklaşmaya çalışıyorsunuz.

Meral Hanım'ın bu davete yanıtı anlamlı oldu.

Siyasi magazinle uğraşacak vaktinin omadığını, derdinin millet olduğunu ifade etti.

Devlet Bey teklifinde ciddi olsaydı, zaten bunu basın aracılığıyla değil, özel görüşerek dile getirirdi.

Demek ki, samimiyetten uzak ve bu yaklaşım siyasi bir manevradan öte değil.

Bunlarla uğraşacağınıza ülkenin durumuna bir bakın, sorunları çözün.

Döviz almış başını gidiyor,

altının ateşi tavan yaptı,

asgari ücretliler, emekliler darboğazda,

küçük esnaf, orta direk endişeli.

Ekonomik kriz iyice tırmandı.

Koronavirüs salgını bir yandan, ekonomik kriz bir yandan, millet kara kara düşünceye daldı.

İşin magazin kısmını bırakın da, bu krizlerin nasıl aşılacağının planını, programını yapın.

Ticari kaygılarla başlattığınız a-normalleşme adımları yüzünden, hastanelerin dolduğu söyleniyor, sağlık sistemi etkileniyor, sağlıkçılar haklı isyanda. Kurban Bayramı günleri, sahillerin, plajların görüntüsünün sonucu daha tabloya yansımadı.

Okulların açılıp açılmayacağı meçhul. Nasıl eğitim verileceği henüz net değil. 18 milyon öğrencinin sorumluluğu var.

Biraz gerçek sorunlara, ciddi konulara adapte olun.

Siyaset koltuk hesabı için yapılmaz.

Millete hizmet için yapılır.

**********

Günün Sözü

“Önemli olan yaşamak değildir,

başarmak hiç değildir.

Önemli olan

'insan' kalmayı bilmektir.”

George Orwell