İspanyol faşist diktatör Franco’nun; “Bana yüz bin kişilik bir uyku tulumu yapın” deyip, Santiago Bernabeu’yu inşa ettirmesini bilirsiniz.

Bir başka diktatör Salazar’ın Portekiz’i yönetme formülü ise 3 F (fado, fiesta, futbol) idi.

**********************

Kapitalizmin futbolu bir şal gibi; eşitsizliklerin, sömürünün, adaletsizliklerin, yaklaşan çevre felaketinin, üçüncü dünya savaşının ayak seslerinin üzerini örtmek için kullandığı açık.

Ancak şu da var; futbol kültürü dediğimiz şeyin bir sol damarı da bulunuyor…

Takım olma, takım oyunu oynama, bireyciliği baskılama; saha içinde birbirinin açığını kapatarak dayanışma; ben değil biz duygusu oluşturma; formanın en çok çalışanı sahada en faydalı olanı gözeterek adilce dağıtımı, yani yeteneğin takdiri; mağlubiyeti kabullenmeme son ana kadar mücadele etme ve yenmek kadar yenilmeyi de bilme, olgunluk kazanma.

Bunlar önemli değerler.

 

FUTBOLUN ADALETİ

 

Önce radyo yayınları sonra televizyonlar futbolu büyük kitlelere ulaştırınca; devasa yayın ve bahis gelirleri; bilet ve forma satışlarıyla futbol paranın hâkimiyetine girdi, endüstrileşti.

Futbolculara, teknik adamlara akıl almaz paralar ödendi. Futbol üzerinden kimi gazeteciler, televizyoncular da büyük paralar kazandılar.

Futboldan para almayan taraftardı ama bahisin yaygınlaşmasıyla oluşan rantın büyüklüğü ortada. Yasal ve yasal dışı bahiste de dudak uçuklatan paralar dönüyor; bahis oynayanlar da kazanıyor.

**********************

 “Koronadan sonra bir başka dünya mümkün mü’’ deniyor.

“Bir başka futbol mümkün mü’’ peki

“Futbolun adaleti var mı’’ diye de sorayım.

**********************

Paranın egemen olduğu bir ortamda futbol ne kadar adil olabilir ki. Futbol takımları eşit koşullarda yarışmıyorlar. Dünya futboluna bakıldığında şampiyon olan takımlar belli.

Onların lobileri; taraftar sayıları; stat kapasiteleri; medya destekleri yayın reklam ve gelirleri; transfer bütçeleri; bulundukları şehirler çok büyük.

Diğerleriyle makas epey açılmış; nadiren aradan sıyrılan bir takım sürpriz yapabiliyor.

 

KENDİNİ KANDIRMA İHTİYACI

 

Bile bile lades aslında; bu temel gerçekleri unutup gidiyoruz maçlara, oturuyoruz ekran karşısına.

Gerçeklerle yüzleşme cesareti olanlar az.

Bir sanal dünyada, bir hayal âleminde yuvarlanıyor futbol topu.

**********************

Elektrik, su doğal gaz faturalarını; çarşı pazardaki fiyat etiketlerini; işsizliği, işsiz kalma korkusunu; çocuğun okul taksitlerini; çekleri, senetleri, enflasyonu; dibi delik cüzdanlarımızı unutmaya çalışıyoruz; kafa dağıtıyoruz doksan dakika boyunca.

O yüzden maç izlerken ona buna bağırıyor çağıyor; başta hakeme olmak üzere ağız dolusu küfür ediyor; futbolu günah keçisi gibi, anti depresan gibi kullanıyoruz.

Sonra da televizyondaki futbol programlarına takılıyoruz saatler boyunca. Futbol geyikleri yapıyoruz ve gazetelerin spor sayfalarına gömüyoruz kafamızı.

Ve işte tam da bu yüzden…

Şampiyon olma olasılığı yüksek olan büyük takımları tutuyoruz şehrimizin takımı yerine.

Futbolla ezikliğimizi, yenikliğimizi telafi etmek için.

**********************

Futbol bizim en güzel aldanışımız, aldatışımız.