Sabahları, gazete satıcısının sokakta yankılanan ‘’Gazeteci geldi’’ haykırışını duyunca heyecanla fırlar; kanatlı, demir işlemeli, buzlu camlı sokak kapısına koşar; kapının altından mermer zemine atılmış Cumhuriyet gazetesini kapar;  anneannem Şükriye Ortaç’ın eline tutuşturur, beklerdim ki; anneannem saçımı okşasın, yanaklarımı avuçlarına alıp öpsün;  bana ‘’hadi okuyalım’’ desin.

Gazete okurluğumun en güzel hatırasıdır; anneannemin bana manşetleri, haber başlıklarını okuması; fotoğrafları izah etmesi; merakla, öğrenme anlama tutkusuyla kalbimin sevinçle çarpması.

Gazete, dergi, kitap alınan bir evde büyümek ne büyük şansmış zamanla anladım.

 

ÇALIŞAN GAZETECİLER BAYRAMI (!)

Dün "Çalışan Gazeteciler Bayramı"ydı. Bayrama(!) ilişkin birkaç rakam vereyim:

Dünyadaki basın özgürlüğü endeksinde Türkiye 180 ülke arasında 154. sırada.

On bin gazeteci işsiz. Şu anda 67 gazeteci ve medya çalışanı hapiste. Son bir yılda gazetecilere 76 soruşturma açılıyor. Son bir yılda 103 gazeteci, 108 kez gözaltına alınıyor. Gazetecilerin sanık ya da davalı olduğu 166 yargılama yapılıyor. 48 gazeteci beraat ediyor. (Yalçın Doğan’ın dökümü)

*********************************

Dün Facebook’da, ON TV’de yayına hazırlanırken çekilmiş bir fotoğrafımı paylaştım ve üstüne şunları yazdım:

’Okurun gerçekleri bilme talebinden, kararlılığından bağımsız bir gazeteci özgürlüğü yoktur. Gazetecinin özgürlüğü halkın haber alma bilgi edinme özgürlüğüdür.’’

GERÇEĞİN GAZETECİLİĞİ

Medyanın devasa çarkları içinde en somut gerçekler eğilip bükülüyorsa; haberin yerine algı oluşturma konuyorsa; itibarsızlaştırma operasyonları yapılıyorsa; yandaşlık almış yürümüşse; manşetlere haber başlıklarına yalan bulaşıyorsa; nelerin konuşulup nelerin konuşulmayacağına karar verilmeye çalışılıyorsa; RTÜK ve Basın İlan Kurumu’nun haksızlıkları ortadaysa yine de umutsuzluğa kapılmaya gerek yok.

Çünkü gerçeklerin ortaya çıkma gibi bir huyu vardır ve biz onları görmezden gelsek de kaybolmazlar.

Gazeteci; her zaman her koşulda gerçeğe sadakat besler. Aklı gördürür, vicdanı itiraz eder, cesareti yazdırır.

*******************************************

Gazetecilik bir cesaret ve bedel ödeme mesleğidir. İşin ucunda sansür, işsizlik, tehdit ve hakaret vardır; düşük ücretle çalışmak zorunda kalırsınız; soruşturmalara uğrar hapse girebilirsiniz. Dahası; fiziksel saldırıya uğrar, dövülür, yaralanır öldürülebilirsiniz.

Ama gazeteci dokuz canlıdır; çünkü insanın hakikat arayışı, özgürce düşünme arzusu, gerçekleri bilme merakı evrimle genlerine işlemiş bir varoluş özelliğidir

YALNIZLIK MESLEĞİ

Gazeteci bir yalnız insandır.

Buza yazar, kuma yazar, fırtınaya yazar, sele yazar, ateşe yazar.

Bir şişeye konmuş; insan vicdanının aklının okyanusuna fırlatılmıştır köşe yazısı.

Gazeteci; bekler ki sesine bir yankı bulsun; harfleri cümleleri bir kalpte, bir zihinde çoğalsın.

Her köşe yazısı; bir aynadır, bir tanıklıktır, bir el sıkışmadır okurla.

Her köşe yazısı; bir ayıklamadır, bir seçimdir. Okurlar sizi seçerken siz de kimlerce okunmak istediğinizi seçersiniz.

Köşe yazarı; herkesin hakkını ararken kendi hakkını aramayı unutandır.

Köşe yazısı niteliktir; nicelik değil.

Köşe yazarı; yazdıkları kadar yazmadıkları, yazamadıklarıdır.

*****************************

Çalışan gazeteciler günümü kutlayan tüm okurlarıma, dostlarıma minnettarım; moral verdiniz onurlandırdınız.