Organik sözünü son yıllarda oldukça sık duymaya başladık.

GDO’lu ürün kavramını da…

Artan hastalıklar, yaşam tarzımızın getirdiği değişiklikler, GDO’lu ürünlerin artışına dair alınan duyumlar ve medyanın bu konuda ki duyarlılıkta eksik ve yanlış olanlar!..

Bilen bilmeyen insanları eskiye dönmeye, doğal olanı arayıp yeniden bulmaya yöneltmekte.

Peki,GDO’lu ürünün karşıt seçeneği organik ürün müdür?

Ve her organik ürün doğal, her doğal ürünorganik midir?

 

* * *

 

Soruyu yanıtlarken öncelikle bazı kavramların ne olduğunu ve açılımını bilmemiz gerekir.

Tüm insanlığı tehdit eden GDO'lu ürün, genetik mühendisliğinin çeşitli teknikler kullanarak yaptığı müdahalelerle kalıtımsal değişikliğe uğrattığı organizmalara denir.

Yani insan hariç olmak üzere, doğal yolla gerçekleşmeyecek bir şekilde genetik materyali değiştirilmiş canlıya(bitki, hayvan, bakteri, (vb.) genetiği değiştirilmiş organizma(GDO) adı verilmektedir.

Organik tarım ise, yapay dış girdileri kullanmaksızın, sürdürülebilir verimliliğe dayalı, çevreye ve insan sağlığına zarar vermeden, toprak verimliliğini ve gıda güvenliğini esas alan üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve kayıtlı olan sertifikalı bir üretim şeklidir.

Bu,hem kavram olarak hem de uygulanabilirliği olarak ülkemizde bazı yanlış anlaşılmalarla gündemdedir.

Bunların başında da organik tarımın doğal tarım olarak görülüp doğal ürünler elde edildiğinin düşünülmesi gelmektedir.

Bu açıdan insanların kafalarındaki‘organik ürün doğal yetiştirilmiş üründür’ imajını iyice bir sorgulamamız gerekiyor.

* * *

Doğal tarım, zirai mücadele ilaçları, ticari gübreler, hormonlar ve sentetik organik maddeler kullanılmadan, geleneksel usullerle yapılan tarımsal faaliyetlerdir.

Bu maddeler kullanıldığı tarımdan elde edilen ürünlerin organik olma özelliği ortadan kalkmaz ama doğal yapısı tamamen bozulmuş olur, dolayısıyla ürün artık doğal bir ürün değildir.

Doğal tarımda hedef organik tarımdaki gibi ürün miktarını arttırmak değil tam aksine ürünün kalitesini ve niteliğini arttırmaktır.

* * *

Babalarımızın veya dedelerimizin yıllar önce, petrol kaynaklı inorganik gübrelerin (tarımsal ilaçlar) yokluğunda, yapmaya çalıştığı tarımsal üretim her ne kadar bugünkü anlamı ile organik tarım olarak tanımlanamaz ise de, organik tarımın temelini oluşturduğunu söylemek pek de yanlış olmaz.

Ancak, 2050 yılında 10 milyarı aşması beklenen dünya nüfusunun beslenmesi büyük bir sorun olacağı açıktır.

Ekilebilir alanları arttırmak olası olmadığı gibi tarımsal üretimde kullanılan sukaynakları da hızla azalmakta, dolayısıyla artan nüfusu besleyebilmek için birim alandan elde edilen ürün miktarının arttırılması gerekmektedir.

Bunun için de çözüm ne organik tarım, ne doğal tarım ve ne de GDO’lu ürün elde etmektir.

Sorunun çözümü konvansiyonel tarım içinde ‘İyi tarım uygulamalarıdır’.

İyi Tarım uygulamaları ile organik tarım birbirinden farklı üretim yöntemleri uygular.

GDO kullanımının yasak olması, izlenebilirlik, hayvan refahı ile kontrol ve sertifikasyon aşamaları gibi pek çok ortak yönleri olsa da, organik tarımdan farklı olarak, İyi Tarım Uygulamalarında sentetik kimyasal girdiler kabul edilebilir oranlarda kullanılır.

Yapılması gereken, GDO’lu ürün yetiştirilmesi ve tüketilmesini önlemek ama ürün artışını da sağlayacak iyi tarım uygulamalarını yaygınlaştırmaktır.