Bu koronovirüslü günlerde eğer kendinize kıyarak TV hastalığına tutulmuş iseniz; özellikle sabah programlarına çıkan birçok doktorun gündeme dair ilaç ve yiyecek listeleri verdiğini de  izleyebiliyorsunuz.

Dün sabah; ülkemizin sağlık sektöründeki önemli isimlerinden Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’da FOX TV’de oldukça fazla izlenen programda salgın hastalıkla mücadele için gerekli önerilerini tek tek sıraladı.

Bu listede de gördük ki; ilaçlarımızın çoğu sebze ve meyvelerden oluşuyor.

Bu tür programlarda; tüketmemiz gereken yiyecekler bir-bir sayılıyor ama bunlara ulaşmanın zorluğu ve fiyatları pek açıklanmıyor tabii ki…Yine de “İnsanlığın geleceğinin sağlıklı yiyeceklerde olduğunun” temel gerçeği etrafında durarak, ben de kaynaklarımı kullanarak sağlıklı bir şeyler paylaşmak istiyorum sizlerle…

Grip, soğuk algınlığı ve gündemdeki Covid 19 hastalığı ile mücadele etmek için C vitamini şart…D ve E vitaminlerinin de hastalıklara karşı durmak için” olmazsa olmaz olduğunu” söylüyor doktorlar…Bunun dışında “çinko” diyorlar da başka bir şey demiyorlar. Demir, magnezyum, fosfor, potasyum, selenyum, manganez gibi mineraller de ön plana çıkıyor sağlık uzmanlarının öneri listelerinde…

Omega 3, antioksidan, probiyotik ve lifli yiyecekler gibi sağlıklı bir yaşam için gerekli birçok veri ile karşılaşıyoruz doktor listelerinde…

Yani bu tür bulaşıcı hastalıklarla mücadele işinin altında; bütçemiz yeterli ise doğru ve sağlıklı beslenme var. Anlaşılıyor ki; tüm hastalıkları yiyeceklerin hastalıkları önleme ve iyileştirme gücünden yararlanarak yenebiliriz.

                                  TARIMIN ÖNEMİ GİDEREK ARTIYOR

New York Kanser Önleme Merkezi Onkoloji Bölüm Başkanı Dr. Richard Gaynor’un şu görüşleri, aslında “geleceğin sağlıklı yiyeceklerde olduğunun” net bir görüşünü kanıtlıyor herkese: ”Yediğimiz ve içtiğimiz her şey zamanla hücrelerimizin bir parçası haline geliyor. Beslenme şeklimiz aslında gelecekteki yaşam süremizi de tayin ediyor. Kısacası gelecek yiyeceklerde…Bir otomobil nasıl doğru yakıt konulmadan çalışmazsa, vücutlarımız da gerekli besinleri almadan sağlıklı olamaz. Doğru beslenme; vücudumuzun maksimum derecede sağlıklı olabilmesi ve çalışabilmesi için gerekli besinleri yeterli miktarda almak demektir. Doğru beslenip, doğru çevrede yaşayarak, spor yapıp stresten uzak durarak ilaçlara ve ameliyatlara gerek kalmadan, sağlıklı biçimde uzun yıllar yaşamak mümkündür. Ama modern insan bol şekerli, yağlı ve fabrikalarda işlemlerden geçmiş yiyecekleri tüketerek kendi çatal-bıçağıyla kendi mezarını kazıyor. Artık günümüzün  önemli kısmı suni olarak aydınlatılmış, havalandırmalı ofislerde ve üretim alanlarında geçiyor. Cep telefonları, tabletler ve bilgisayarlar vızır-vızır ötüyor kulaklarımızda..Korna sesleri ile de sinirlerimiz geriliyor. Yaşadığımız kentlerde hava kirliliği sağlığımızı tehdit ediyor. Kimyasal atıklarla zehirleniyoruz öte yandan…Doğru yöntem; risklerden arınmak ve sağlıklı yiyeceklerle kendimizin ve çocuklarımızın geleceğimizi garantiye almaktır”.

ABD’li onkoloji uzmanı Mr.Gaynor’un görüşleri, geleceğin sağlıklı yiyeceklerde olduğunu objektif biçimde kanıtlıyor.

Brokoli, limon, mandalina, portakal, elma, kivi, ıspanak, pırasa, kereviz, maydanoz, semizotu, ceviz gibi sebze ve meyvelerin yanı sıra papatya, ıhlamur keten tohumu, zerdeçal ve çörekotu gibi baharatlar-çiçekler artık geleceğimizi belirleyen sağlıklı yiyecekler olarak hep gündemimizde kalmalı…

Bir güneş ülkesi olan Türkiye’de bu yiyeceklerin çoğu bol bol üretiliyor. Artık tarım sektörüne sahip çıkarak, korona bitiş süreci sonrası tüm dünya ülkelerinden oldukça fazla sipariş gelecek bu tür sağlıklı ürün üretimine geçmeliyiz.

İnsanlığın geleceği yiyeceklerde ise, Türkiye’nin geleceği de tarımdadır.

Covid 19 süreci, sağlığın her şeyden önemli olduğunu ortaya çıkarmıştır zaten…

Hem de herkese….

ÖZLÜ SÖZLER: Ümitsizlikten sonra nice ümitler, karanlıkların sonunda ise nice güneşler vardır.(MEVLANA)

             BU HASTALIKLARA REÇETE GEREKMEZ..!

Yaşamsal stresten gerilen yüzlerimiz ile vücutlarımızda biraz gevşeme yaratması dileği ile bir liste sunuyorum size bugün…Dudaklarınızda hoş bir gülümseme yaratmak için belki de…

Traji-komik bir liste bu…Seçin bakalım, hangisi sizin özel hastalığınız…

Biliyoruz ki; bu ülkede yaşayan” insanlara özel” hastalıklarımız var bizim…Belki de farkında olmadığımız/olamadığımız…Doktor ve reçete gerektirmeyen bize has rahatsızlıkları…Bakın bakalım sizde hangisi var..?

                               SİZİN HASTALIĞINIZ HANGİSİ ?

-Cep telefonu ile kapalı mekanlarda bile bağıra- çağıra konuşma hastalığı

-Gazetelerdeki fotoğraflara sakal-bıyık ve gözlük yapma hastalığı

-Genel WC duvarlarını defter sanma hastalığı

-Son model cep telefonunu elinde tutarak hava atma hastalığı

-Tiki olan insanların tiki ile oynama hastalığı

-Otobüs  ve metro koltuklarını yırtma ve üzerine acaip yazılar yazma hastalığı

-Şahin görünümlü bir yerli otomobili Doğan görünümlü yapma hastalığı

-Tuttuğu takım galip gelince, havaya silah sıkma hastalığı

-Trafikte kırmızı ışıkta dururken sarı yanar yanmaz selektör yapma ve korna çalma hastalığı

-Elektrik, su ve doğalgaz faturalarını son günde yatırma hastalığı

-Kar yağdığında eve bolca ekmek alma hastalığı

-Ünlü biriyle karşılaşıldığında; onunla selfie yapıp “çok samimiyiz” havası atma hastalığı

-Trafikte kırmızı ışıkta beklerken burun karıştırma hastalığı

-Kumsal alanlarda deve güreşi yapma hastalığı

-Derslerini iyi çalışarak sınıfı geçenleri –inek- ilan etme hastalığı

-Reklam panolarına yapıştırılan afişleri yırtma hastalığı

-Trafikte bizi geçen bir aracı mutlaka yakalayıp onu geçmeyi hüner sayma hastalığı

-Yeni dökülmüş bir betona basma ve isim-tarih yazma hastalığı

-En iyi arabayı ben kullanıyorum zannetme hastalığı

-Arabayla giderken tanıdık birini görünce, arabayı şakadan onun üzerine sürme hastalığı

-Ünlü siyasetçinin fotoğraf karesine girebilmek için yanındaki insanları ezme hastalığı

-Mesleki unvanlarını İngilizce söyleme hastalığı

-Evli olanların bekarlara “sakın ha evlenme, yanarsın” deme hastalığı

-Tıkanan trafikte; sirenleri çalarak giden bir ambulansın arkasına takılarak diğer sürücüleri aptal sanma hastalığı

-Yaşamadığımız bir şeyi yaşanmış gibi anlatıp, ona kendimizi bile inandırma hastalığı

-Sinyal verir- vermez şerit değiştirip, kaza olduğunda da “Sinyal verdik, görmüyor musun” deme hastalığı

-Sigara içilme yasağı konulmuş restoranlarda garsona “bir yolunu bulamaz mıyız?” deme hastalığı

-Kente yeni gelen bürokrata, guruplar halinde “hoş geldiniz” ziyaretinde bulunma hastalığı