Manzara şöyle.

                     Domates, tarım ürünü olarak, mutfaklar için evlere üretiliyor, bir de, salça için sanayiye..

                      Mebuslar, salça krizindeki hatayı iki sebebe bağlıyorlar. Allah’ın bereketi (hâşâ), bir de, köylünün, izinsiz sahaya dikimi.

                      Öyle olduğunu var sayalım. (Haşa)ya..

                     Salçacının hiç suçu kabahati yok mu? 

                     “Yanıktı, yarıktı yamuktu” gerekçesiyle, “patronun beyanı esastır” tarzındaki tek görüşlü İstanbul formülüyle üretilen yüksek dozlu fire ıskontosu! mesela ?..

                      Haa, ne dersiniz, hakperestlik mi ?..

                                                                                                              

                         Politika, bedeli karşılığında topluma hizmet satmaktır. Toplumun istediğini temin edeceksin, eksiğini gediğini kapatacaksın ve yarasına merhem olacaksın. Bunların karşılığında ücretini, maaşını vergilerden alacaksın. Bu kadar basit, hafif ve kolay olup, ayni zamanda da, verimli bir gelir kapısıdır. Politika işçiliği denilen mebusluk, halk tarafından seçilerek kazanılır. Seçilmek için beğenilmek gerekir. Salça krizini kazasız belasız atlatma başarısı da, bu meslek için başlı başına kazandırıcı bir kozmetik.

                        Seçimlerde gurubunu kazandırmak, hizmetlerinle kendini seçmene beğendirmekle olur. Olmuyorsa, paranla. Tanıtım harcamaları parana bağlıdır. Paran yoksa hava alırsın.

                       Seçim yarışında adayları, kazandıran etki, alanındaki domatesçiyle salçacı memnuniyetleri ters yönlü çalışır. Köylü parasız ve güçsüz olduğundan, salçacının finansörlüğü karşısında boynu büküktür..

                                                                                                                       

                       Domates pazarlığında mahsul daha çiçeğe yönelmeden, alivre satışla elli kuruştan tokalaşırmış. Salçacılar, geçersiz gerekçelerle ödeme günü otuz kuruşu elli kuruş yerine saydırmaya kalmışlar. Köylü de, gücü kuvveti olmadığından, ağlaşmaya başlamış..Mebuslar da görevleri icabı, krizi çözmeğe yürümüşler.

                      Kendilerine en yakın olarak Türk Şeker’e gitmişler.

                      “Al” demişler, “Köylünün elinde kalan şu domatesleri elli kuruştan”

                       Mebusların partileriyle ilişkimiz yok. O partiden olabileceği gibi, bu partiden de olur. Türk Şeker, usulen kimin emrinde ise, ondan olması daha doğrusudur.

                                                                                                            

                       Türk Şeker’in elli kuruşluk domates salçasında maliyeti, özel sektörün otuz kuruş ödenmiş domatesine göre daha pahlı ve yüksek olacak. Elde kalıp kokuşmaması için mecburen salçacıdan daha aşağıya satılacak..

                       Neticede, Türk Şeker, bilançosunu hizmet zararıyla kapatırken, özel sektör salçacısı da, bol kazançlı bir bilanço yılı yaşayacak..

                        Kamu zararını kim ödeyecek ?.. 

                       Vasıtalı vergi zamlarıyla işçiler, köylüler ve memur takımından dar gelirliler. Her zaman ödedikleri gibi..

                       Mebuslarımız da, salça krizinden paylarına düzen seçimleri kazanacak..

                                                                                                

                      Bu yazı. Haşa, geleceği okumak değil. Onu Allah bilir. Bizimkisi, politikacının çizdiği idarede klasik uygulama projesini okumak..