Bursa'nın güzelliklerini, zenginliklerini, üretimini, potansiyelini sıkça yazarım.

Durum tespitinin yanında, hem önerilerde bulunur, hem de eleştirilerimi yöneltirim.

Eleştiri yaparken düzeyli olmasına da ayrıca dikkat ederim.

Önemli olan, bu şehre fayda sağlamak, katkı sunmak.

Niyetim üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil.

Genele baktığımızda, malesef ki, şehrimizde hiçbir sorun çözülebilmiş değil.

Ne ulaşım sorunu, ne trafik sorunu.

Ne çarpık kentleşme.

Ne hava kirliliği, çevre kirliliği, gürültü kirliliği.

Hepsi yerli yerinde duruyor.

Ufak dokunuşlar bir şeyi rahatlatmıyor, bütününde her şey aynı.

Şimdi yaz mevsiminde; sahiller, plajlar yine düzensiz ve bakımsız halde.

Sosyal donatı alanları yetersiz.

İnsanlar AVM'lerin merdivenlerine oturarak sosyalleşiyor,

küçücük, daracık alanlarda, okul sırası gibi konulan estetikten yoksun banklarda soluklanıyor.

Kentsel dönüşüm hatalı uygulamalarıyla çok önemli bir sorun.

Betonlaşmanın giderek artması, yeşil alanların azalması ona keza.

Kültür ve tabiat varlıklarını, tarihi mirası korumada da duyarsızlık var.

Tarihi eserler aslına uygun korunmuyor. Restorasyonlar gelişigüzel yapılıyor.

Bakınız, en son kaç milyon lira harcanarak İznik sahil şeridi düzenlendi, amma velakin, ilçenin girişindeki çok özel tarihi yapı ise sizi cam kapısıyla karşılıyor, anıt çınarlarında halen kablolar uzanıyor.

Buna benzer çok örnek var.

En basitinden, tarihi hanlarda bile doğru dürüst bir düzenleme yapılabilmiş değil. Ne göze ne ruha hitap ediyor. Buraların nasıl olduğunu bilen bilir.

Hanlar Projesi için adım atıldı atılmasına da, bütünüyle tamamlanması uzun sürecek, öncesinde bazı düzenlemeler yapılamaz mı.

Kent dinamiklerinin birbiriyle koordinasyon içinde olduğu söylenemez.

Ara sıra bir araya gelseler de, öneriler dikkate alınmıyor, herkes yine bildiğini okuyor.

Projeler, çalışmalar ağır aksak yürümekte.

Yapılan bazı işler şehrin dokusuna uymuyor, bir artı değer kazandırmıyor.

Bütün bunlara siyasetçilerin kafa yorması gerekirken, bizler ele alıyoruz.

Onlar ise sosyal medya sayfalarında ziyaret paylaşımlarıyla yetiniyorlar.

Bir dahaki dönem koltuklarını korumanın hesabı içerisinde.

Gelişmiş ülkelerden örnekler veriyorum zaman zaman.

Uyarlanabilecekleri, esin kaynağı olabilecek işleri anlatıyorum.

Ama herhangi bir yansıma göremiyorum.

Sanırım yerel yöneticiler yaptıklarının yeterli olduğunu düşünüyorlar.

Yol yapımını, park açılışını, temizlik hizmetlerini, yeni otobüs hatlarını büyük vizyon hizmet gibi sunanlar şaşırtıyor.

Valla hiç kimse bu milleti hafife almasın. Herkes her şeyin farkında.

Yaptıklarınız zaten olması gereken rutin hizmetler.

Üzülerek söylüyorum, şehirleşme konusunda birçok açıdan Bursa geri kalmış durumda.

Araştırmalarda 'en yaşanabilir' kentler arasına girmesini gerçekçi bulmuyorum.

Yıllar geçtikçe daha iyiye gideceğine, daha kötüye gidiyor.

Parklarında, küçük meydanlarında dahi bakım yok.

Merkezi tıkalı, giriş yolları çirkin.

En gelişmiş denilen yerleri dahi karmaşa içerisinde.

Kentlilik bilinci çalışmaları eksik.

Her açıdan ulaşım imkanı varken sağlanamıyor.

Her çeşit turizm potansiyeline sahipken çekim merkezi yapılamıyor.

Dolayısıyla kimse övünmesin, şunu yaptık, bunu yaptık diyerek.

Bu haliyle mega bir taşra kentten farksız.

Çok yazık.

Haksızlık mı ediyorum acaba diye düşünüyorum ama, yaptığım sadece mevcut tabloyu gözler önüne sermek.

40 yıldır yaşadığım bu güzel şehrin daha iyi hale gelmesini istiyorum.

Son dönemde yapım aşamasında olan üç önemli proje var;

Tarihi Hisar Bölgesi yenileme, Osmangazi Kent Meydanı, Hanlar Bölgesi projeleri.

Tabi bunların tamamlanmış hallerinin nasıl olacağı çok önemli.

İyi bir şekilde yapılıp yapılamadığı, yerel yönetimlerin maharetini, vizyonunu gösterecek.

Bursa'yı artık hep birlikte bu geri kalmışlıktan kurtaralım.

Çok kolay olmasa da bu başarılabilir.

Aksi halde, sanayi şehri, eğitim ve sağlık üssü özellikleriyle, göçle gelen nüfusu giderek artarken, önümüzdeki yıllarda bu halini dahi bulamayız.

Yaşanacak şehir olmaktan tamamen çıkar.

**********

Günün Sözü

“Uygarlığın gerçek ölçüsü;

ne nüfus çokluğu,

ne kentlerin büyüklüğü,

ne de üretim bolluğudur.

Gerçek ölçü,

ülkenin yetiştirdiği

insanların nitelikleridir.”

Ralph Emerson