Tarım ve Orman Bakanlığı, gıdada hile yapan firma ve ürünleri tespit ederek, kamuoyuna ifşa etti.

Keşke daha sıklıkla yapılsa bu denetimler de vatandaş ne yediğini bilse.

Halkın sağlığıyla oynayanlar da buna cesaret edemese.

Yeni denetim kapsamında taklit, tağşiş yapan veya ilaç etken maddesi ilave eden toplam 91 firma ve bunlara ait 113 parti ürün belirlendi.

Bursa'da üretim yapan 9-10 civarında firma da var aralarında.

İçinde neler yok ki, her şey mevcut.

Gıda maddeleri hileye çok açık olduğundan, vicdansızlar bunu sonuna dek kullanıyor.

Dana yerine at eti, yoğurt yerine nişasta, lahmacun yerine sakatat yedirenler yine ortaya çıktı.

Bal yerine şeker, çay yerine talaş, zeytine demir tozu, kırmızı bibere boya, tereyağına patates, zeytinyağına pamuk yağı katmak gibi aklınıza gelecek çok değişik türden hileler yapılıyor.

'Gıda şehri' unvanı bulunan kentimizde, ulusal ve dünya markası ürünlerimizin yanında, malesef sahte ürünler de çıkarak bu unvana gölge düşürüyor.

Durum öyle bir hal almış ki, sağlığa zararlı bu sahte ürünler ünlü market zincirlerinde de satılmakta.

Listeye baktığımda gördüğün iki ürün, milyonlarca kişinin alışveriş yaptığı marketlerde satışa sunulan, Balkaşık bal, Yurdum salça.

Bu yılın başında yapılan denetimlerde de yine Bursa'dan ünü sınırları aşan bir köfteci zincirinde ve tanınmış bir dönercide hileli ürünlere rastlanmıştı. Özür açıklamalarıyla geçiştirilmek isteniyor.

Bana göre ifşa etmek yeterli değil.

Hileli gıda üreten firmalar mutlak surette üretimden, ticaretten men edilmeli ve hatta hapis cezası verilmeli.

Gelişmiş ülkelerde, hem işletme kapatılır, hem sorumlulara hapis cezası uygulanır hem de tüm mal varlığına el konur.

Osmanlı'daki gibi, işinde ihmal ve hileye başvuranları gözden düşürmek için ayakkabısı dama atılan esnaf misali 'pabucunu dama attık' demek yeterli olmaz, olmamalı.

O zamanlar ifşa etmek caydırıcılık için yeterli olabilir ama, günümüzde bu suçu işleyenler arasında pek umursayan yok.

Kesilen para cezaları da anlaşılan hafif kalıyor. Sahtekarlıkla elde ettiklerinin yanında solda sıfır hatta. 100 bin lira kazanan, bunun 20 bin lirasını ceza olarak vermeyi fazla bulmuyor.

Bu yola başvuranlar vazgeçmiyor, yine yapıyor, yine yapıyor. İtibarı zedelense bile meslek ahlakını, iş ahlakını önemsemiyor. İsim ve firma değiştirerek yola aynen devam ediyorlar.

Varsa yoksa kolay yoldan, ucuz yoldan, insanları kandırarak para kazanmak derdindeler. Ballı kaymaklı iş, 3 liraya mal ettiklerini 50 liraya satıyorlar.

İyi de kardeşim, çoluğa çocuğa zararlı ürün yedirerek kazandığınız paralar boğazınızdan nasıl geçiyor?! Bunun vebalini nasıl ödersiniz.

Bir de denetimler anlık, habersiz baskınlarla gerçekleştirilmeli.

Sadece üretim yerleri, fabrikalar değil, restoranların da aynı biçimde habersiz ve sıklıkla denetlenmesi gerekir.

“Size şu gün denetime geleceğiz” diyerek telefonla bilgi vermek, işin gelişigüzel, lalettayin yapıldığını gösterir ki, böylesi durumlar çok yaşanıyor ne yazık ki!

Gıda işi ihmale gelmez.

İşin adalet boyutu iyi işletilmeli.

Bu vicdansızlar az bir para cezasıyla kurtulup, kaldığı yerden devam edemesin aynı şeyi yapmaya.

Malesef birçok alanda olduğu gibi bu alanda da cezaların yaptırımı hafif olduğu sürece, benzer haberleri sürekli okuruz.

İnsan sağlığıyla, hayatıyla oynamak bu kadar ucuz olmamalı.

**********

Günün Sözü

“İnsanlar ne tuhaftır;

kendi zincirlerini çözemezler de

başkalarının azatçısı olurlar.”

Nietzche