Özel  Haber / Batuhan Ersek

CHP Mudanya İlçe Başkanı Ömer Aydın, CHP’nin Mudanya’daki faaliyetleri ve gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi Mudanya İlçe Başkanı Ömer Aydın ikinci dönem başkanlığıyla ilgili bilgi verirken yeniden aday olma sürecini anlattı. Aydın “Tabi bir kere seçimden zaferle çıkmışsınız. Çok gururlusunuz, muhteşem bir sevgi var etrafınızda. Yani tarif edilemeyecek kadar mutluluk var daha doğrusu çünkü CHP kazandı. Aslında benim şahsi fikrim CHP Mudanya İlçe Başkanlığına ikinci kez aday olmak değildi. Ben istiyordum ki daha genç arkadaşlarım, gelecekte partimizde istikbal vaat eden arkadaşlarımız ilçe başkanı olsun. Bu amaçla daha önce ilçe sekreterliğimizi yapan Volkan Özbek arkadaşımız belediye meclis üyesi olması için istifa etmişti. Ama biz onu genel merkeze gönderirken dokuzuncu sırada gönderdik. Ama genel merkezde oy kaygısıyla değişikliklere uğradı ve Volkan arkadaşımız on yedinci sıraya kaydırıldı. Bu bizim bilgimizin dışında gelişen olaylar, üzdü bizi. Ben de kendisine teklif götürdüm ‘CHP Mudanya İlçe Başkanı ol’ dedim. O da bu kırgınlığından dolayı olamayacağını söyledi ve teklifi geri çevirdi. Ben örgütlerden sorumlu başkan yardımcısı avukat Baran Güneş’e bu teklifi götürdüm. O da bana ‘Başkanım bir sıkıntı yok ki, seçim kazanmış bir insansınız, ben niye aday olayım? Siz aday olun.’ dedi. Belediye başkanımızla konuştuk, onun da bir sıkıntısı yoktu ve aday olduk. Aday olduktan sonra delegelerimizi seçtik. İki kişiyle yarıştık. Demokratik bir yarış oldu. Kazanan CHP oldu. Ve bu vesileyle ben yoluma ikinci kez devam etme kararı aldım” Şeklinde konuştu.

Mudanya’da korona Süreci

Ömer Aydın koronavirüs salgını sürecinde Mudanya’da yapılan destek ve yardımlar hakkında konuşurken Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz’a övgülerde bulundu. Aydın “Dünyayı, Türkiye’yi saran bu salgın, herkesi, bütün devletleri, bütün insanları sıkıntıya soktu. Sonuçta bu sıkıntıyı aşmak için çaba sarf eden birkaç kurum kaldı. Bunlardan birisi sağlık kurumu ikincisi belediyeler ve vefa grupları. Canlarıyla, başlarıyla bir savaş verdiler. Buradan o kişilere ne kadar teşekkür etsek azdır ve hala da çalışıyorlar. Böylesine sıkıntılı günler de geleceğini kimse beklemiyordu ama Mudanya Belediyesi, Mudanya çok şanslı. Sayın Hayri Türkyılmaz 2014 yılında Belediye Başkanı olurken ‘Ben Belediye Başkanı olayım’ diye seçimlere girmemişti. ‘Ben bu Mudanya’ya ne yapabilirim’ diye seçimlere girmiş ve anlıyorum ki planlarını öyle yapmış. Bundan beş sene önce çok güzel iki kuruluş vücuda getirmiş. Bunlardan biri Zeytin Dalı, ikincisi de Uğur Böceği. Zeytin Dalı projesinin amacı şuydu: Mudanya’da yaşayan insanların sosyal yaşam verilerini toplamaktı. Nerede hastamız var, nerede düşkün insanımız var, nerede geçime muhtaç insanımız var yani insan profilini çıkarmak için her sene kapı kapı gezerek bunların tespitini yaptı ve yardıma muhtaç olanları, özürlü olanlar, yardıma muhtaç olanları, hastaneye gitmesi gerekenleri sosyal yaşamın içerisinde her ne varsa insanlara hizmet etmek için kurulan bir kuruluş. Bu sene covid-19’la karşılaştı. Elinde çok güzel bir veritabanı var. Bütün mahallelerde kimin ihtiyacı olduğunu biliyor. Kimlerin 65 yaşında olduğunu da biliyor. Hatta kimlerin hangi partili olduğunu da biliyor. Elinde böyle veriler varken yardım etmek, insanlara ulaşmak çok kolay. Şimdi kaymakamlar, kaymakamlığı arayabilenlere yardım götürebildi ama Belediye Başkanı tespitler üzerinde adrese yardım yaptı. Şimdiye kadar 12 bin 325 adet gıda paketi dağıtılmış. 6 bin 855 telefon gelmiş 153’e ve bunların ihtiyaçları karşılanmış. 499 kg dezenfektan dağıtılmış veya işlenmiş. 8 bin 680 site ve apartman dezenfekte edilmiş.  3 bin 829 kg köpekle için mama, 110 kg kediler için mama sarfiyatı yapılmış. Kahveler, kreşler, okullar, camiler, taksi durakları dezenfekte edilmiş. Sağlık çalışanlarının gece ve gündüz gidiş gelişleri sağlanmış. Hala da devam etmekte. Böylesine güzel hizmetler işte o planın eseri olduğu için diyorum ki sevgili Belediye Başkanım ‘Ben Mudanyalılara nasıl hizmet edebilirim?’ planlarını yapmış ve öyle aday olmuş” ifadelerini kullandı.

“Anıtlar Kurulu Tekrar Değerlendirecek”

Geçtiğimiz günlerde sahildeki Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan bazı yetkilerin ilçe belediyelerine devredilmesi ve Anıtlar Kurulu’yla ilgili konu hakkında konuşan Ömer Aydın “Mütareke Meydanı’yla İDO iskelesi arasındaki kısım Büyükşehir’e kalmak üzere, diğerleri bize devredildi. Belediye Başkanına ‘Böyle bir talebiniz oldu mu?’ dedim. ‘Hayır, böyle bir talebimiz olmadı’ şeklinde cevap verdi. Şimdi turizmin ortası ve yapılması gereken bir sürü işlem var. Yaz sezonu başladı. Belediye Başkanı diyor ki ‘Biz ne kadar süreyle bize devredildiğini, hangi şartlarda devredildiğini, neden devredildiğini araştırmamız bir protokol dahilinde bunu almamız gerektiği görüşü hakim şu anda. Bu karar bize geldi, bunun ne olacağı şu anda araştırılmaktadır.’ Anıtlar Kurulu’yla ilgili, bu olay 31 Mayıs 2017 tarihinden bugüne kadar gelen bir olay. Bu olayda Mudanya’da sit koruma alanı adı altında plan değişikliğiyle ilgili o planda bir revizyon yapılmak istenmiş. O revizyonun amacı Mudanya Mütarekesi’nden başlamak üzere 12 Eylül Caddesi’yle Mustafa Kemal Paşa Caddesi arasındaki sit alanı koruması adı altında bulunan yerlerin revizyon ve turizme açılması. Çünkü orası trafikten arındırılacak, belediyeye bir sosyal fayda alanı olarak orası. İnsanların rahatça hareket edebileceği bir yer tasarlanmış ve bunu Mudanya Belediyesi kendi meclisinden bu değişikliği geçirmiş. Aynı değişiklik Büyükşehir Belediyesi’nde de onaylanmış ama gelin görün ki o günden bugüne kadar anıtlar kuruluyla bu olay bir türlü çözülememiş. Ne istendiyse Belediye de yapmış. En sonunda edindiğimiz bilgi şu: Anıtlar Kurulu’nun belediyedeki bütün ruhsatları iptal edilmiş. Orada yüze yakın esnafımız var. İşsizlik hat safhada. Millet evine aş, ekmek götürürken siz işletmesini çalıştıran insanların ekmeğini elinden alıyorsunuz, ruhsatların iptalini istiyorsunuz. Bu hem Mudanya Belediyesi’nin yapmak istediği turizm yerine engel hem de aynı zamanda orada çalışan esnaflara da engel. Belediye Başkanımız ve orada çalışanlar şiddetle karşı çıktılar. Bu olayı tekrar değerlendirmek için Anıtlar Kurulu’na yazılar yazdılar. Sonucu bekliyoruz. İnanıyorum ki bu bir emsal teşkil etmez çünkü turizm bölgesi olan Türkiye’de bir çok yer var. Çözüleceğine inanıyorum. Çözülmezse esnafın hali de perişan olur. Mudanya’nın da geleceği pek de parlak olmaz. Çünkü burayı halka ve turizme açmak istiyoruz” açıklamasında bulundu.

“Önce Hedef Belirledik”

İkinci kez Mudanya CHP İlçe Başkanı seçilmesinin ardından projelerinden bahseden Ömer Aydın “Mazbatamızı aldıktan sonra tüzüğümüz gereği bir hafta içinde toplanmamız gerekiyordu. Biz de yedek ve asil üyelerimizle beraber bir toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantı tanışma toplantısıydı. Mutlaka kendime bir hedef seçmem gerekir, o hedefe ulaşırsam başarılı olurum. Ben de arkadaşlara bir sonraki toplantıda CHP için Mudanya’da neler yapabiliriz hedefini belirlemek için herkes düşüncesiyle gelsin demiştim. Onlar da gerçekten çok güzel düşüncelerle geldiler. Bunların içinde ben bir tanesini anlatmak istiyorum. Çalışma gruplarının ne şekilde oluşturulacağının anlatımıydı bu. Çalışma grubunu şu şekilde belirlemeye karar verdik hedeflerimizi belirleme açısından: seçim kazandık ama halkla teması bırakmamamız gerekiyordu. Onun için de çalışma komisyonlarını kurmamız gerekiyordu. Çalışma komisyonlarını kurmamız için de o çalışma komisyonlarının içinde mutlaka bir belediye meclis üyesinin olması gerekiyordu. Çünkü hep birlikte çalışmamız anlam ifade edecekti. Bu açıdan belediye meclis üyesi, yönetim kurulu üyesi, kadın kollarından bir temsilci, gençlik kollarından bir temsilci, mahalle temsilcisi olmak üzere bir grup oluşturduk ve bu gruplar 15 belediye meclis üyemiz olmasından dolayı 15 tane oldu. Buradaki amaç o grubun insanlarla partilerle irtibat halinde olup sosyal yaşamı açısından sıkıntılarını, belediyeden beklentilerini, bizden beklentilerini, her ne sıkıntıları varsa bunları toparlamak, bunları rapor etmek ve partimize getirmekti. Böyle bir oluşum içerisinde olduk ve bunu da kurduk. Ve bu toplantıları her iki ayda bir partimizde toplanıp o raporlar değerlendirilecekti. Belediyeye gitmesi gerekenleri belediyemize gönderecektik. Diğer kurumlara gitmesi gerekenleri o kurumlara gönderecektik. Bu çalışmayı, planını, projesini yaptık ama covid-19’dan dolayı hayata geçiremedik ilk etapta bunu hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.

“İyi bir tablo görünmüyor”

Ömer Aydın son olarak 20 yıllık AKP iktidarı hakkında değerlendirmelerde bulunurken ‘’Aslında hiç iyi bir tablo çıkmıyor. Çünkü görünen köy kılavuz istemez. 20 yıl içerisinde hangi sıkıntılar, hangi ayrışmalar yaşadık belli. Her şeyden önce Irak meselesinden dolayı 1 Mart 2003’te bir tezkere imzalanması gerekiyordu. O tezkerenin amacı şuydu: Amerikan askerleri bizim limanlarımızı kullanacaktı, bizim topraklarımızdan Irak’a geçecekti, hava alanlarımızı kullanacaktı ve bu tezkere AKP’lilerin desteğiyle reddedildi. Reddedilmekle kalmadı tabi daha çok baskı yapmaya başladılar ve arkasından Süleymaniye’de bizim komutanlarımızın başına çuval geçirdiler. O dönemde muhalefet ayağa kalktı, AKP’nin lideri ‘nota vermekten ne olacak ki, müzik notası mı?’ şeklinde dalga geçer gibi böyle şeyler konuştu. Onun arkasından tohumculuk yasası geldi. Hibrit tohumla ilgili bir tohum yasaı geldi ve bu yasayı geçirdiler. Ve bu yasadan dolayı bizim yeni tohumlarımız sıkıntıya girdi. Üçüncüsü Büyükanıt’ın Dolmabahçe’deki görüşmesinin sır olarak kalması. Bir türlü çözülemedi. Medyaya ve bizlere yansıyan hali gibi miydi? Değil miydi? O bir türlü çözülemedi. Habur Kapısı’ndaki PKK açılımı. Evet bu kadar insan öldü barışalım amacıyla bunu yaptılar ama tutmadı sonuçta o bir sıkıntı oldu. Mayınlı arazilerimizin 49 yıllığına İsrail’e verilmesi talep edildi. Bizim Suriye sınırımızın tamamını kapsıyordu neredeyse bu. Sonuçta bu talep de bizi sıkıntıya soktu ve reddedildi. Reyhanlı katliamı, Ankara gar katliamı gerçekleşti. Bu katliamları yapabilmek için bir senaryoya ihtiyaç vardı. Senaryo dışarıdan geliyordu, içeride uygulanıyordu. Peşmergenin 29 Ekim’de Kobani’ye geçişi vardı. Özelleştirme adı altında yok fiyatına satılan şirketlerimiz, varlıklarımız sıkıntı yaratmaya başladı. Ergenekon, Balyoz, askeri casusluk davaları üretildi. Bir sürü komutanımız, askerimiz sorgulandı, içeri alındı, rütbeleri söküldü ama dava sonuçta boş çıktı. Bu yetmedi eğitim sisteminde yapılan değişiklikler eğitimi daha kötü duruma getirdi. Yıllarca beslenen FETÖ darbesiyle karşılaştık ve en sonunda iktidarın aklı başına geldi ve bu sıkıntıları bize yaşattı. Kısaca bunca olumsuzluklarla birlikte anayasada demokratik, sosyal bir hukuk devleti tanımlaması var. Şimdi bakıyoruz ne kadar demokratik kalmışız? Ne kadar sosyaliz? Ne kadar Laikiz? Türkiye Cumhuriyeti’nin tanımı; Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik sosyal bir hukuk devletidir. Aslında bunların içi tamamen boşaltılmıştır. Ne kadar laikiz, ne kadar sosyal kurallarımız vardır? Bu da gündemin şartlarında bellidir. İnanıyoruz ki bu iktidardan kurtulmak ve sosyal, hukuk devletini yeniden inşa etmek olmalıdır” dedi.