.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2020 yılı çevre cezalarınıyeniden belirledi.

Buna göre, konutlarda vatandaşın neden olduğu gürültü kirliliğine yönelik uygulanan bin 192 lira ceza miktarı, yeni yılda bin 461 liraya yükseldi dünden itibaren.

Yere çöp atmanın cezası 351 lira oldu..

Poşetleri ücretsiz veren marketlere her bir metrekare için 15,16 lira ceza uygulanacak.

Hava kirliliğine neden olan işletmelere verilen ceza 72 bin 197 liradan 88 bin 499 liraya çıkarıldı.

Havayı kirletenlere karşı önlemler arttırıldı.

Eğlence yerlerine de büyük cezalar öngörüldü.

Bu cezalar caydırıcı olacak mı, yeni bir toplumsal duyarlılık geliştirmek açısından bir işe yarayacak mı tartışma konusu.

Çünkü geçmiş cezaların pek de caydırıcı olmadığı, uygulamada pek de kullanılmadığı görüldü, yaşandı.

Asıl olan yasa ve yönetmeliklerin uygulanabilmesi önemli…

* * *

 

Trafikte gereksiz yere korna çalmak, Pazar yerlerinde avaz-avaz bağırmak, düğün konvoylarında trafiği altüst ederek kornalarla hiç gereksiz insanları rahatsız etmek, Pazar sabahı matkap sesiyleuyanmak, gece yarıları evlerde ve araçlarda yüksek volümlü müzik dinlemek gibi eylemler çağdaş dünyada salt bize ait olsa gerek!

İçecek kutusunu arabanın camından yola atmak, piknikte kullandığı alanı çöp yığını halinde bırakmak, yollara tükürmekde!..

Yapılan araştırmalara göre dünyadaki mevcut çevre kirliliğinin %50’si son 35 yılda meydana gelmiş.

Gürültünün de buna benzer nedenlerle gerekçelendirilmesi olası.

Çevre ve gürültükirliliğinin bu kadar artmasının nedenleri hızla gelişen teknoloji ve sanayinin etkileri, nüfus artışıgibi nedenler olsa da toplumsal bilincin de önemli olduğunu görmek sanırım.

 

* * *

 

Hızla artan dünya nüfusu, plansız sanayileşme ve sağlıksız kentleşme, bölgesel savaşlar, verimi artırmak amacıyla kullanılan tarım ilaçları, yapay gübreler ve artan deterjan gibi kimyasal maddelerin kullanımı giderek çevre kirliliğine neden olarak çevre sorunlarının ortaya çıkmasına sebep olmakta.

Türkiye, OECD ülkeleri arasında sanayileşmesiyle birlikte en yüksek nüfus artış oranına da sahip ülkelerden biri.

Birleşmiş Milletler’ in yaptığı nüfus tahminlerine göre, Türkiye nüfusunun 2025 yılında 92 milyona yükselmesi bekleniyor.

Bu durum ülkemizin bugün olduğu kadar, gelecekte de çevre sorunlarıyla karşılaşacağını göstermekte.

Nüfus artışı, sanayileşme ve doğal kaynakların bilinçsiz tüketilmesigürültü ve görüntü kirliliğine neden olarak gösterilse de yaşamımızı kolaylaştıran teknolojik gelişmelere dur diyemeyeceğimize göre, en azından çevreye olan zararlı etkilerini azaltmaya yönelik önlemler alabiliriz, alabilmeliyiz.

 

* * *

 

Cezalarla birlikte yeni bir toplumsal duyarlılık geliştirilmesi için de harekete geçilmesi gerekiyor.

Sıfır Atık Projesi’ni bu kapsamda değerlendirip, buna gürültünün de eklenmesiyle sürdürülmesi gerekiyor.

Evimizde ve iş yerimizde su, kağıt ve elektrik tüketimini bilinçli olarak yapmalı, bu konuda çevremizi uyarmalıyız.

Cam, plastik ve kağıt gibi atık maddelerin geri dönüşümünü sağlayarak doğamıza katkıda bulunmalıyız.

Otomobil egzozlarının verdiği zararlı etkiyi azaltmak için olabildiğince toplu taşıma araçlarını kullanmaya özen göstermeliyiz.

Plastik tabak, bardak gibi eşyaların yerine karton olanları tercih etmeliyiz.

Alışverişlerde gereksiz yere plastik poşet harcamamaya dikkat etmeliyiz.

Evimizde kağıt havlu yerine bez havlu kullanmalıyız.

Gürültü için de çevreyi rahatsız edenleri uyararak, ilgili yerlere şikayet etmeliyiz.