Çocukken yağmurun sesine bayılır; cam kıyısına oturup yağmurun camda yol yolakışına,erik ağaçlarının dallarını, yapraklarını şimşirleri ıslatışına;kümesin kiremitlerinden sıçrayışına bakmaya doyamazdım.

Bir gümüşi yağmur aydınlığı yansırdı yüzüme; gülümserdim.

****************

Bazen de bahçeye çıkar avuçlarıma yağmur suyu doldurur yüzeme çırpardım.Yağmurlu toprak kokusunu içime çekerdim uzun uzun.

Bahçeli bir evde erik ağaçlarıyla, tavuk ve horozlarla, kedilerle, köpekle, karıncalarla, salyangozlarla, kuşlarla büyümüş biri olarak;şimdi,şu betonarmeşu soğuk apartman dairesinde yaşamak ruhumu boğuyor.

Hele de koronayla birlikte eve kapanmak yok mu?

Korona, bahçeli evlere olan özlemimi canlandırdı.

****************

Anneannem yağmur yağdığında sevinçli bir sesle; ‘’oh,oh; yağsın berekettir’’derdi.

Ben de Şükriye Ortaç gibi yapıyorum; ‘’berekettir’’ diyorum içimden; ne vakit yağmur yağsa.

YAĞMURDA YÜRÜMEK

Cumartesi sabahı yağmurda yürüdüm; yanıma şemsiye almadan. Şemsiyem yok zaten. Şemsiyenin yağmurla arama girmesine izin vermedim ömrümde.

Yağmur serinliği ne iyi geldi bana; ruh duşu yapmış oldum.

****************

Eve gelince de Porto Riko’lu Jose Feliciano’nun ‘’Rain’’(Yağmur) şarkısını dinledim. O benim en sevdiğim aşk şarkılarındandır.

’Yağan yağmuru dinle/ Kulak ver yağışına dinle/ Ve her yağmur damlasıyla/ Biliyorsun, seni daha fazla seviyorum’’

MOLA VERDİK HAYATA

Cumhuriyet’te İpek Özbey’in psikiyatrist Gülcan Özer’le yaptığı söyleşiden şu bölümün altını çizdim;

‘’Kapitalizmin çocuklarıyız. Durmak, yavaşlamak literatürümüzde yok. Tüketmeye, mutlak şekilde ihtiyaç fazlası tüketmeye kodlandık. (…) Çıkış yok, hayat gailesi bu” deyip yaşayıp gidiyorduk. Ne kendimizi ne etrafımızı görüyorduk. Şimdi durduk, isteğimiz dışında mola verdik hayata. Ben hayat gailesinin, gönüllü köleliğin, çok çalış, çok tüket, az düşün, söyleneni yap, illa kuracaksan tatilde nereye gideceğin ile ilgili kur, onu da illaki bütçenin ötesinde yap, illaki borçlan ezberi olduğunu ve kaybolup gittiğimizi düşünüyorum.’’

****************

Bir hayat, bir vicdan muhasebesine ihtiyacımız yok mu?

Kendimizi temize çekmeye, ezberleri unutmaya, hayatımıza yeniden başlamaya ihtiyacımız yok mu?

Mutluluk ve insan kardeşliği odaklı olarak; rekabet etmekten çok dayanışarak var olmaya ihtiyacımız yok mu?

****************

Biraz yavaşlamaya, hayata mola vermeye; tüketmekten çok üretmeye, ürettiklerimizi de adilce bölüşmeye ihtiyacımız yok mu?