Zaman son hız ilerlemekte, kış iyice yaklaştı…

Salgın da buna koşut etki alanını genişletmekte.

Ülkemiz dâhil bütün dünyada salgın vakaları ve ölümler artmakta.

Ne ki, henüz bu belaya karşı ne bir kesin etkili bir ilaç bulunabilmiş ne de aşı konusunda yakın gelecekte iyimserlik uyandıracak bir şey söz konusu.

Salgına karşı tek tutanağımız bilim insanlarına göre maske, mesafe ve temizlik

Ve kimi kısıtlamalar…

Bu önlemlere uyanların da bu virüsü kaptıklarına yönelik çokça örnek olsa da başkaca yapabileceği bir şey pek yok gibi görünüyor insanoğlunun.

Yaradana sığınmaktan başka…

Dur bakalım, Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler

* * *

Çember daralıyor, korkular artıyor!..

Her gün bir yakınımızın testinin pozitif çıktığı haberini alıyoruz.

Sosyal medyada her zamankinden çok tanıdığımızı bu bela yüzünden yitirdiğimize tanık oluyoruz.

Bir yandan çocuklar büyümekte, gençler yaşlanmakta

Süresini dolduranlar göçüp gitmekte…

Bir ünlü sanatçımız salgın nedeniyle kısıtlama getirilince ağzından çıkıverdi; ‘Beş yüz ceketin, üç yüz ayakkabın, evlerin, barkların, düzinelerce araban ve paran olsa neye yarar’

Sınav sürmekte…

Yol zorlu ve uzun, yük ağır, omuzlar cılız…

Şer gördüğümüzün çoğunda hayrın, hayır olarak gördüğümüzün çoğunda ise şerrin var olduğunu bildiriyor Yaradan.

En umutsuz zamanda bile beklenmedik, olumlu bir durumla karşılaşmak olanağı vardır kuşkusuz.

Yarın ne gibi olaylar çıkacağını kimse bilmez.

Umutları taze tutmak gerekiyor yani...

Kötü bir durum bir gün sonra düzelebilir, iyi bir durum kötüleşebilir. Kim bilir daha neler olur…

Kim bilebilir ki?

İnsan, içinde bulunduğu durum ne kadar kötü olursa olsun hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmamalı.

Umutlar diri tutulmalı…

Yaşadığı mutluluğun sürmesinden de güvende olmamalıdır.

Yarının nelere gebe olduğu bilinemez hiç kuşku yok ki….

* * *

Yol O’nun, varlık O’nun, Mülk ve tasarruf etme hakkı O’nun.

O’nun sınırını aşıp, Mülk sahibinin mülkünde hovardaca tasarruf etme hakkımız yok yani, olamaz da?

Şikâyet etmeye hiç hakkımız yok, olacaksa bu kendi kendimize olacak kuşku yok ki.

Akıllı insan, dünyayı ahiretine tercih etmeden, dünyasını da mamur ve insanın inşasına uygun bir yer olması için çalışan kimsedir…

İnsanı erdemli kılan; İman, amel, ilim ve irfandır

Yaşamımızın her alanını kolaylaştıran, iletişim ve ulaşım araçlarının dünyayı bir ucundan öbür ucuna bağlamakla yakınlaştırdıkları, ölümcül silahların bu denli çoğaldığı şu çağda; insanların, toplum ve devletlerin neden bu kadar huzursuz, mutsuz, gergin ve çaresiz oldukları görülmüyor mu?

İnsanın insandan, en yakınından, hısım ve akrabasından; toplumdan, hatta yetki ve etki sahiplerinden kaçış yollarını arayıp, nasıl ve ne şekilde bir huzur ortamı bulacakları konusunda kafa yormamız gerekiyor.

Hak şerleri hayr eyler, zannetme ki şer eyler.

Arif anı seyr eyle, Mevla görelim neyler. Neylerse güzel eyler!