Gündemdeki sıcak konu başlıklarını değerlendirelim bugün.

Koronavirüs salgınının geldiği nokta, ulaştığı boyut ortada.

Özellikle plajlardaki görüntülerin sonucu belirgin şekilde yansımaya başladı.

Normalleşme adımları ve denetimlerin göstermelik yapılması buna çanak tuttu.

Önceki gün kent merkezine kısa bir iş için gittiğimde, gördüğüm manzara hiç iç açıcı değildi.

Şehreküstü Meydanı ve Zafer Plaza yakınlarında ara sokaklardaki çay ocaklarında oturanlarda ne maske ne mesafe bulunuyor.

Yine Zafer Plaza'nın girişinde yer alan o meşhur marka kafelerde de durum aynı.

İnsanlar içiçe, hiçbir şey yokmuş gibi maskesiz sohbete dalmışlar.

Oysa ki, daha bir önceki gün protokol tarafından merkezdeki yerler denetlenmişti.

Benim gittiğim gün esnaf aralarında konuşuyordu bu durumu;

“Denetim bitti, önlem ve maske gitti. Cumhuriyet Caddesi'nin girişinde polis bile yok. Oldukları gün de maskesizleri görmezden geliyorlar, ceza uygulamıyorlar” diyorlardı.

Şimdi de kentte festivaller, etkinlikler planlanıyor. Valla bu denli risk varken, hiçbirinin zamanı değil esasında. Olağandışı bir süreçten geçiyoruz.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca twitter hesabından uyarıcı cümleler paylaşıyor sürekli olarak.

Ancak gelin görün ki; normalleşme adı altındaki gevşemeye de sebep devlet yetkilileri.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.

Turizm sektörü sekteye uğramasın diye insanların canını, sağlığını hiçe saydılar.

Kural tanımaz ve vurdumduymaz kişiler de salgın yokmuş gibi hareket etti.

Açıklanan son veriler gösteriyor ki, pandemi sürecinde adeta başa dönülüyor.

Kaldı ki, bu rakamların çok da gerçekçi olmadığını biliyoruz. Kat kat daha fazla olduğu belirtiliyor.

Bazı hekimlerin, sağlıkçıların verdiği bilgilerle, bakanlığın açıkladığı rakamlar örtüşmüyor.

Bu verileri saklamak sadece kendini kandırmak olur. Sonrasında daha çok uğraşmak demek.

Vaka artış hızının yüzde 8-9'larda olduğunu vurgulayan hekimler, yeni önlemlerin alınmasının şart olduğunun altını çiziyorlar.

Karantina kurallarına uyulmadığı, filyasyonun da iyi yapılmadığı  belirtilmekte.

Bazı kısıtlamalara geri dönülmesi gerekiyor mutlak surette.

Gündemde bu tabloyla alakalı okulların açılıp açılmaması meselesi var.

31 Ağustos'ta açılması planlanan okulların durumu muallakta.

Kısmi açılma konusu ise tamamen yüze göze bulaştırma olur ki, salgını hiç bir şekilde önlemez.

Yapılan araştırmalarda veliler okulların açılmasını uygun bulmuyor. Güvenli olmadığını düşünüyorlar haklı olarak.

Açılırsa çocuklarını göndermeyeceklerini söyleyenlerin oranı çok fazla.

Bence de eğitimin okullar açılarak başlatılması bu ortamda çok yanlış olur.

Online eğitim modeliyle devam edilmeli.

Sonuçta eğitimin telafisi var ama, canın telafisi yok.

Gündemdeki bir diğer sıcak başlık, Muharrem İnce'nin yeni parti çıkışı.

Her ne kadar İnce parti kurmayacağını, hareket başlattığını söylese de durum pek öyle görünmüyor.

Bu hafta içerisinde Ankara'da düzenleyeceği toplantıda konu netlik kazanacak.

Kurultayda İnce'nin hiçe sayılması, hakkındaki iddialar, hakaretler konuyu bu aşamaya getirdi.

Muharrem İnce, halkta karşılığı olduğunu, hatta Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecindeki oy potansiyelinden daha fazla ilgi gördüğünü bir şekilde kanıtlamak istiyor.

Deyim yerindeyse, yakında CHP'de dananın kuyruğu kopacak.

Beştepe'ye giden genel başkan yardımcısının da kim olduğunu açıklarsa, yer yerinden oynar.

Kim hain, kim bölücü görülecek demesi de bunun göstergesi.

Gündemin bir diğer önemli konusu ise döviz ve altındaki rekor yükseliş.

Öyle ki, anketlerde birinci sıradaki sorun olarak çıkıyor.

Ekonomik kriz tırmanırken vatandaşın alım gücü iyice düşüyor.

Düşünebiliyor musunuz, asgari ücret sadece üç çeyrek altın ediyor.

Yıl sonuna doğru o kadar da etmeyeceğini uzmanlar dile getirmekte. Sadece vitrinlerde seyirlik olarak kalacak.

Velhasıl, zor bir ortam, birçok sıkıntı var.

Allah hepimizin yardımcısı olsun.

Siyasiler artık koltuk kapma yarışını bırakıp gerçek sorunlarla ilgilenmeli.

Bu olağanüstü günlerde iktidarıyla, muhalefetiyle beraber hareket etmek, sıkıntıları el birliğiyle aşmak gerekiyor.

Millet bunu bekliyor.

**********

Günün Sözü

''Göz, ancak o kişinin

bildiği kadarını görür.”

Goethe