Güzelyalı sahiline gittim önceki akşam.

Hem pandemi hem de gelişmişlik açısından gözlemlerimi paylaşacağım.

Açık söyleyeyim, sahil bandını son derece bakımsız buldum.

Her yer toz toprak içerisinde, birçok yerde çöp bidonları tıka basa dolu vaziyette.

Merkezdeki kahvehanelerin önlerine konulan sandalyelerde oturanlar maske ve mesafeyi hiçe sayıyor.

Sahilin başlangıcındaki dondurmacıların önünde sık biçimde konumlandırılan masalar da dolu ve hatta oturmak için sıra bekleyenler var.

Sahilde yer alan banklarda ikişerli, üçerli oturanlar, denizi izlemek yerine ağız ağıza sohbet etmeyi tercih ediyor.

Bu banklar yetmeyince, kamp sandalyelerini yanyana dizerek muhabbete dalan kadın ve erkek grupları dikkatimi çekti.

En aşağı 15-20'şer kişinin bir araya geldiği gruplardaki kadın ve erkeklerin kimisinde maske var kimisinde yok.

Sahilin başında ve orta kısmında, iki yerde lokma dağıtımı yapılan araçlar vardı o gün.

Önlerinde de kuyruk olan, hatta sıra tartışması yapan çok sayıda maskeli, maskesiz, ama hep mesafesiz insanlar.

Gördüğüm manzaralarda, Koronavirüsü takan eden yok, böyle giderse bu salgın bitmez!

Kordon boyunca seyyar satıcı bolluğu da mevcut.

Yine, dükkanların önünde kaldırıma dizilen, ayakkabı, giysi, takı gibi satış ürünü tezgahları da adeta panayır görüntüsü oluşturmakta.

Kural tanıyanı da kuralları denetleyeni arayın ki bulasınız.

Bakımdan yoksun küçük plajları, plastik masa ve sandalyeleriyle kafe ve çay bahçeleri hiç hoş değil.

Hem kalabalık hem terk edilmiş havasında, sanki 30-40 yıl öncesinden kalmış bir yer gibi.

Deniz kenarında yer alan bir iki yazlık sitenin kendi bahçeleri düzenli ve bakımlı halde o kadar.

Apartmanların bahçelerinden yol kenarına taşarak çevreye renk katan ortanca çiçekleri ve akşam sefaları da olmasa, Güzelyalı'da güzellikten eser yok, kalmamış.

Bir zamanlar en fazla tercih edilen sayfiye yerlerinden olan Güzelyalı, Burgaz, bitme noktasına gelmiş durumda.

Merkezinde ve sahilinde araç ve insan yoğunluğu ile karmaşa, gürültü, kirlilik, bakımsızlık, estetikten yoksunluk, her türlü olumsuzluk göze çarpıyor.

Çevredeki zeytinlikler yok edilip durmaksızın konut yapılırsa olacağı bu.

İlgisizlik, duyarsızlık da eklenince hal böyle.

Elimizde olan değerleri göz göre göre kaybediyoruz. Yazık.

Değişim, dönüşüm gerekli.

**********

BİR ŞEHRE ANCAK BU DENLİ İHANET EDİLİR

İki üç ay önce kaleme almıştım.

Geçen hafta içerisinde gittiğimde, Şehreküstü Meydanı'nda Müftülük'e ait yıkılan binanın yerine yapılan inşaatın neredeyse tamamlandığını gördüm.

Bir şehre bu denli ihanet edilir!

Yıkılan binanın yeri meydana katılarak alan genişletilmeliydi oysa ki.

Ama gelin görün ki, birileri illa bizim dediğimiz olacak diyor.

Koskoca bir şehre ve o şehirde yaşayan insanlara, bile isteye yanlış yapıyorlar.

Bakınız, Doğanbey TOKİ konutları nasıl da bozdu Bursa'nın çehresini.

Bu bina da meydanın görüntüsünü bozdu.

Bursa'nın binaya değil, artık bundan böyle geniş meydanlara ihtiyacı var.

Bu kafayı, bu zihniyeti kınıyorum, eleştiriyorum bir kez daha.

**********

Günün Sözü

“Bence yara izleri savaş yaraları gibidir,

bir bakıma güzeldir.

Neler yaşadığınızı ve bundan çıktığınız için

ne kadar güçlü olduğunuzu gösterir.”

Demi Lovato