“Sayfamızda anılar da paylaşılıyor”

Kategori: Bursa - Tarih: 14 Eylül 2019 09:12
“Sayfamızda anılar da paylaşılıyor”

İnşaat yüksek mühendisi ve Eski Bursalılar Sayfası’nın kurucusu Kemal Müezzinoğlu On TV’e özel açıklamalarda bulundu.

HANİFE ÖRSOĞLU/ÖZEL HABER
 


On TV’de yayınlanan Can Ertan ile Türkiye Gündemi programının bu haftaki konuğu İnşaat yüksek mühendisi ve Eski Bursalılar Sayfası’nın kurucusu Kemal Müezzinoğlu oldu. Program kapsamında Bursa’nın kurtuluşu ve önemli mekanları gündeme geldi. Çekirge’deki Havuzlupark’ta anılarının olduğunu söyleyen Müezzinoğlu, “Havuzlupark harika bir yer. 1935 senesinde o zamanki Bursa’da milletvekili olmuş bir büyüğümüz Muhiddin Baha Pars kendi arazisine kendi parasıyla yatırım yapıyor. O zamanlar devlet yardımı yok. Aynı zamanda burası Türkiye’nin ilk spor tesisidir. Havuzlupark’ta toplantılar yapılırmış. Bursa’nın ilk eğlence tesislerinden birisidir. Havuzlupark’ın tekrar eski canlılığına kavuşturulması için hiç beklenmemesi lazım. Bu konuda da bence büyük bir ihtiyaç var. O zamanki cennet Bursa ile bugünkü halini karşılaştırmak mümkün değil. Şu anda Havuzlupark’ı bulmak bile zor. Orada o zamanlar yüzme yarışları yapılıyormuş. Çoğu kişi yüzmeyi orada öğrendi. Bu konuda sayfaya yazılar yazdığımızda alta yüzlerce kişi bu konuda yorum attı. Sanki kitap yazılacak kadar bir malzeme çıktı. Bizim grup sadece fotoğraf değil anı da paylaşıyor. Birileri de bizim grubumuzdaki donelerden kitap yazabilir. İlla bir başka belgelere dayanmaya gerek yok. Öyle bir düşünce var mı kimsede bilmiyorum ama yazarlara buradan seslenelim” dedi.



Eski Bursalılar Burada Sayfası’na gerçekten emek verdiğini aktaran Müezzinoğlu, “78 bin üyemiz ve günde 30 bin civarı ziyaretçimiz var. Sayfanın trafiği hakikaten fazla yerel basında bile bu kadar trafik var mı bilmiyorum. Belki ulusal medyada bazı kanallarda bile bu kadar hareketlilik yoktur” ifadelerini kullandı. Bursa’nın önemli mekanlarından biri olan Kükürtlü Çay Bahçesi hakkında konuşan Müezzinoğlu, “ Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı burayı canlandıracaklarının sözünü verdi. Kükürtlü Çay Bahçesi çok harika bir yermiş. Kükürtlü Kaplıcası’nın devamıdır. Şimdi metruk bir halde. Bundan önceki işletmeciyle sorun çıktığı söyleniyor. 2010 yılından 2015’ kadar 5 yıllık bir sözleşmeleri varmış. Fakat Uludağ Üniversitesi fesih etmiş. Daha doğru kontratı yenilememiş. Buna rağmen işletmeci 2 yıl daha devam etmiş. Bunun üzerine tahliye davası açılmış. Ben öyle okumuştum. Nedir acaba bir hesap mı var ben bilmiyorum. Burası kaplıca ile entegre olarak harika bir bütünlük teşkil ediyor. Konumu da muhteşem. Bunun canlandırılması gerekiyor. ” açıklamasında bulundu.



Ertan ise, “Rektör yardımcısına ben güvenmek zorundayım ve güveniyorum. Çalışmaların sürdüğünü söylüyor. Ben bu konuyu hem köşemde yazdım hem de Eski Bursalılar Burada Sayfası’nda paylaştım. Bunlar Bursa’nın simge yerleri. Hem Çekirge’deki havuz hem de Kükürtlü’deki çay bahçesi. Burada herkesin hatıraları var. Burası ayrıca Osmanlı döneminden gelen bir tesis. Aynı zamanda Bursa kaplıcalar şehridir. Niye turist gelmiyor diyoruz. Hem havuzun hem de çay bahçesinin canlandırılması için ne mümkünse yapılması gerekiyor. Bizden gazeteci olarak söylemesi ve tarihe not düşmesi, siz de bir Bursa sevdalısı olarak çok güzel fotoğraflar getirdiniz” diyerek Müezzinoğlu’na teşekkür etti.
 


“SANAT BURSA’DAN BESLENMELİ”

Bursa’nın işgal sürecine değinen gazeteci Can Ertan, “Bursa, Yunanlılar tarafından işgal edilince meclis büyük bir üzüntüye kapılıyor. Mustafa Kemal’in de talimatıyla meclis kürsüsüne siyah örtü örtülüyor. Mustafa Kemal de Selahattin Eyyübi’den esinleniyor. O sırada Haçlı Orduları, Kudüs’ü işgal edince Eyyübi başındaki sarığın beyaz kısmını atıyor ve siyah kısmı kalıyor. Mustafa Kemal’in de tarih bilincine bakar mısınız ne kadar güzel. Bursa’da 2 yıl 2 ay 2 gün Yunan işgali sürmüş ve çok ağır bir faturası olmuş. 871 kişi ölmüş, 398 kişi yaralanmış, 750 kişi sürgüne gönderilmiş, 128 kadına tecavüz edilmiş, 5 bin 626 kişi dövülmüş veya işkence görmüş, 568 kişi tutuklanmış, Bursa ayrıca 515 evladını yurdun değişik cephelerinde kaybetmiş ve Bursa’nın köyleri yakılıp yıkılmıştır. Bu konudaki detaylar için Yılmaz Akkılıç’ın ‘Kurtuluş Savaşı’nda Bursa’ kitabını okumak mümkün. Atatürk, Cumhuriyet kurulduktan sonra Bursa’nın kurtuluş törenlerininin ilkinde 1924 yılında Bursa’ya gelerek katılmış. Buradan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve silah arkadaşlarına, şehit ve gazilerimize bir kere daha minnettarlığımızı ifade edelim. Yunan işgali sırasında yaşanılanlar mutlaka romanlaştırılmalı. Bu konuda belediyelerimizde yazarlarımızı desteklese, yarışmalar düzenlese ya da onlara olanaklar sağlasalar güzel olur. Bu konunun filmi, tiyatrosu, romanı, şiiri olabilir. Sanat Bursa’dan beslenmeli.” açıklamasını yaptı. 



11 Eylül’ün Bursa için yeni bir milad olduğunu belirten Müezzinoğlu, “1326’da Orhan Bey’in Bursa’yı fethetmesinden sonra Bursa ikinci defa kurtuluyor diye düşünüyorum. İstanbul için de aynı hikayeyi düşünmek lazım. 1453’te Fatih’in İstanbul’u alması ve daha sonra İngilizlerin işgalinden kurtulması olayı gibi Bursa’nın kurtuluşunu da yeniden fetih edilmesi olarak düşünmek gerekiyor. Meclise siyah örtü serileli 97 yıl olmuş. O siyah örtü 2 yıl 2 ay 2 gün meclis kürsüsünde kalmış. Bursa, Osmanlı’nın başkentlerinden biri ve tarihi bir öneme sahip. Bursa’nın işgali sırasında bir yunan subayı Osmangazi’nin türbesinin önünde fotoğraf çektirmiş. Fotoğrafta nazik bir görüntü olsa da bu büyük bir küstahlık. Ama aslında ‘Kalk, bak Bursa’yı geri aldık’ diyerek tekmeliyor. Saygısızca bir tutum sergiliyor. Bursa’nın işgal dönemindeki halinin bir hikayesi bir romanı yazılması lazım. Mesela Bursa’da roman denildiğinde Reşat Nuri Güntekin’in ‘Çalıkuşu’ romanı var. Bursa’da geçmiş bir hikaye olarak romanlaştırılmış. Tabi ne kadar gerçek ne kadar değil bilmiyorum. Yunan işgali sırasında yaşananları romanlaştırma ihtiyacı var. Bu konuda yetenekli insanlarımıza büyük iş düşüyor. Bu romanlar sayesinde izler kalıcı olarak halkımıza kalıcı olarak işleniyor. Ben çok kişiden hikayeler duydum ama bunları fotoğraflı olarak romanlaştıracak edebiyatçılara büyük ihtiyaç var.” dedi.



“ŞEHİTLER ANITININ KALDIRILMASINDAN ÜZÜNTÜ DUYUYORUM”

İşgal bittikten sonra Yunanlılar’ın Bursa’dan Mudanya üzerinden kaçtıklarını aktaran Müezzinoğlu “Mudanya’da iskeleden kendilerini bekleyen muhtemelen İngiliz gemilerine binerek uzaklaşıyorlar. Fakat gitmeden önce de Irgandı Köprüsü’nü dinamitleyerek yıkıyorlar. Şehir içerisinde birçok yeride yakıyorlar. Zarar vererek kaçıyorlar. İzmir’den kaçarken İzmir’i de yakmışlardı. Tophane’nin yanındaki kiliseyi Yunanlılar cephanelik olarak kullanmışlar diye okumuştum. Giderken de cephaneyi infilak ettirip o kiliseyi de yıktıklarını söylüyorlar. Irgandı Köprüsü yıkıldıktan sonra geçici olarak yaya trafiğine açıldı. Daha sonra tamamen onarılarak Irgandı Köprüsü bugünkü duruma getirildi. Atatürk, Bursa’yı 17 defa ziyaret etmiş. 11 Eylül 1924 senesinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Bursa’da halka hitap etti. Atatürk, daha sonradan Romans Çay Bahçesi olan yerde bir konuşma yaptı. Tophane’de ise Şehitler Anıtımız vardı. Maalesef daha sonra yıkıldı. 11 Eylül 1922 Bursa’nın düşman işgalinden kurtuluşunun anısına bir anıt dikilmişti. O anıt bazı gerekçelerde kaldırıldı. Bu konuya ben özellikle dikkat çekmiştim bu anıt neden kaldırılıyor diye. Çeşitli gerekçeler ileri sürülüyordu. Ben onlara girmek istemiyorum ama o gerekçelere katılmıyorum. Şehitler Anıtı’nın kaldırılmasından üzüntü duyuyorum. O alan düzenlendi ve çiçeklendirildi” şeklinde konuştu.
 


“KUMLA’DA ŞEHİRLEŞMEYE UYGUN İMAR PLANLARI YAPILMADI”

Bursa’nın Kumla bölgesi hakkında konuşan Müezzinoğlu, “Kumla’yı beğeniyorum. Kumla çok betonlaştı. Bizim oradan ev aldığımız dönemlerde neredeyse boştu. Maalesef oraya şehirleşmeye uygun imar planları yapılmadı. Geleceği düşünerek değil günlük düşüncelerle imar planları yapıldı. Bitişik nizam diye tabir ettiğimiz bir tarzla yapılaşmaya gidildi. Aslında bahçeli, kendi içinde otoparkı olan tarzda yapılaşmaya gidilseydi Kumla’nın değeri daha da artarak değerdi. Bu kadar yoğun bir nüfusla da karşılaşmazdı. Bugün söylenene göre 200 binin üzerinde insan geliyormuş. Denizi hakkında ölçümlerde bakteri olduğu söyleniyor. Ben orada sabah erken saatlerde denize giriyordum ama saat ilerleyince kalabalığın ve dalganın etkisiyle denizin altı üstüne gelince biraz sevimsiz hale geldiğini de kabul etmek lazım. Tabi ki bir Ege bir Akdeniz değil. Maalesef Gemlik Körfezi çok da iyi bir deniz değil. Gezi gemileriyle körfez turu yapılıyor. Artık körfez turunu da aşmışlar adalar ve boğaz turu yapıyorlar” açıklamasında bulundu.
 


 

https://www.yenimarmaragazetesi.com/haberprint/-sayfamizda-anilar-da-paylasiliyor--432034.html