Yeni bir 'İnfaz Yasası' hazırlanıyor.

Şartlı salıverilme oranı yüzde 67’den yüzde 50’ye indiriliyor. 

Kadına şiddet, cinsel istismar ve uyuşturucu suçluları için yatma süreleri göz önüne alınarak, kapsama alınması ya da kapsam dışı tutulması tartışılıyor.

Bu yeni düzenlemeyle 100 bin mahkumun tahliyesi hedeflenmekte.

Bu şekilde, kalabalıklaşan cezaevlerinin biraz rahatlatılması da düşünülüyor!

Hapishanelerin ne denli sağlıksız koşullarda olduğu bilinen bir realite. Demir parmaklıklar ardında bir gün bile geçirmenin zorluğundan bahsedilir hep.

Allah düşürmesin denir. İçeriye sağlam giren hasta çıkar.

Her ne kadar önlem alındı dense de, kalabalık koğuşlarda ne kadar dikkat edilirse edilsin, hijyen pek de mümkün görünmüyor.

Bu ortamda mahkumları bile bile tehlikeye atmak doğru olmaz elbette.

Tabi af yasasının adaletli uygulanması da çok önemli.

Kadına şiddet, cinsel istismar ve uyuşturucu suçlularının dahi, belli bir oranda cezalarını çekmişlerse dışarı çıkma durumları olabilecekken,

yıllardır neden yattıklarını bilmeyenler, henüz mahkemeye bile çıkarılmayanlar, düşünce suçundan hapis tutulanlar var...

Onların durumu ne olacak? Hak, hukuk, adalet herkes için olmalı.

Asıl olan; insanların eğitilmesi, hukuk sisteminin objektif kurallara bağlanması, yargı mensuplarının karar verirken vicdanlarının sesini dinlemeleri, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede bitirilmesi gibi kıstaslara dikkat edilmesidir.

Gerçek adalete ilişkin yaşanmış bir hikaye var. Yeri gelmişken paylaşmak istiyorum...

Mustafa Kemal Atatürk'ün, Aralık 1917'de Şehzade Vahdettin'le birlikte davet üzerine Almanya'ya yaptıkları bir gezi sırasında, Berlin'e 20 km. uzaklıktaki Potsdam kentinde bulunan 'Sans Souci Sarayı'nı ziyaretiyle ilgili bir anekdot.

Saray, geniş bir parkın içindeydi. Üst tarafındaki tepede eski bir yel değirmeni vardı. Bu iki zıt yapıyla ilgili şunlar anlatılıyordu:

Prusya Kralı Frederick; bir gün atıyla gezmeye çıkar. Gördüğü bu yeri çok beğenir ve bir saray yaptırmaya karar verir. Ancak yıkık dökük değirmenin sahibi, buranın yıkılıp yerine saray yapılmasını kabul etmez. Kral sinirlenir ve sert konuşur:

-Sen nasıl oluyor da bana karışı çıkıyorsun?

Değirmenci:

-Ben bu değirmenin sahibiyim. Burası bana babamdan kaldı. Ona da babasından kaldı. Ben de oğluma bırakacağım. Oğlum da torunuma bırakacak. Onlara hatıra kalacak. Burayı satmam doğru olmaz.

Bu sözler üzerine kral daha da kızar:

-Senin bu eski değirmenin kaç paraysa ben 10 kat fazlasını vereceğim diye teklifte bulunur.

Değirmenci:

-Ben hayallerimi parayla satmam der kral, laf anlamayan bu yaşlı değirmenciye çıkışır:

-Ben kralım. İstersem zorla alırım.

-Alamazsın der değirmenci.

-Nedenmiş o diye sorar kral.

-Çünkü Berlin'de hakimler var der yaşlı değirmenci.

Kral Frederick bu yanıt karşısında adeta küçük dilini yutacak gibi olur. Şaşırır kalır. Bir yanıt veremez. Bitişik araziye yapar sarayını.

Bunları öğrenen Mustafa Kemal, anı defterine;

'Adalet mülkün temelidir' diye yazar.

Bugün o arazi üzerinde bir saray ve değirmen yanyana duruyor.

Adalet, Almanya'da bir kral ve bir değirmenciyi komşu yapmayı başarıyor.

İbret alınacak bir olay.

İşte hak, hukuk, adalet.

**********

CİDDİ ÖNLEMLER ALINMASI İÇİN ŞEFFAFLIK ŞART

'Koronavirüs' yaşamın normal akışını alt üst etti. 

Şehrimizin de bu global salgından etkilenmemesi düşünülemez.

Resmi olarak açıklanmasa da, Bursa'daki çeşitli hastanelerde Korona hastalarının olduğu haberlerini duyuyoruz.

Virüs dünyaya Çin'den yayılırken, Türkiye'ye yurt dışından, özellikle de Umre ziyareti için Suudi Arabistan'a gidenler tarafından getirildiği biliniyor. 

Virüsün en yoğun olarak görüldüğü illerin; İstanbul, Ankara, Kayseri ve Van olduğu söylendi.

En riskli olarak da sırasıyla İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Van görülüyor. Havaalanları işlek olan iller ve İran sınırındaki ilimiz.

Bursa'nın da, İstanbul'un yanı başında ve göç şehri olması nedeniyle bu kategoride yer alması şaşırtmaz.

Bakanın verdiği bilgi, yayılımın ülke genelinde olduğu.

Esasında şeffaf bir şekilde durum açıklanmalı. Hangi ilde, ilçede ne boyutta olduğu haritalandırılırsa, gerekli önlemler de daha ciddi alınır.

Zira insanlar yapılan açıklamalara çok fazla itibar etmemeye başladı.

Kulağa yansıyan haberler, bilgiler, yetkililerin aktardıklarından daha farklı.

**********

Günün Sözü

“Kendilerini özgür sanıyorlardı.

Oysa felaketler oldukça,

kimse özgür kalmayacak.”

Albert Camus