Yaşlı adam ve eşi iki kerpiç odalı evlerinin altında iki süt ineği besliyorlardı.

Evlerinin önündeki iki evlekli bahçede yetiştirdikleri sebze-meyve ve ineklerin sütünden elde ettikleri gelirle yaşamlarını sürdürüyorlardı.

Eşinin sütten elde ettikleri tereyağını her gün yakındaki bir bakkala götürüp satıyordu adam.

Bakkal aldığı tereyağını hiç tartmıyor ve bir kilo üzerinden ücretini ödüyordu.

Yaşlı adam tereyağı karşılığı kimi zaman para, kimi zaman da evde gereksinim duydukları gıda ve diğer malzemelerden alıyordu.

Uzun süre bu şekilde yapılan alışveriş sürerken, bir gün bakkalın aklına tereyağını tartmak geldi.

En son getirilen tereyağını tarttığında 900 gram olduğunu gördü…

Çok öfkelendi bakkal…

Birkaç gün daha aynı şekilde yaşlı adamın getirdiği tereyağını tarttığında hep 900 gram olarak geldiğini gördü.

Öfkesi büyüdü ve artık bunu yaşlı adamın yüzüne vurmaya karar verdi.

Ertesi gün yaşlı adamın getirdiği tereyağını adamın gözleri önünde burnundan soluyarak teraziye koydu ve ‘Be adam, yaşından başından da mı utanmıyorsun, bak getirdiğin tereyağı 900 gram. Ben sana hep bir kilo üzerinden para ödüyorum. Utanmıyor musun?’ dedi.

Yaşlı adam başı önünde, kızararak, utanarak ve sıkılarak, ‘Beyim bizim evimizde terazi yok, senin bize verdiğin bir kilo şeker miktarı kadar hazırlıyoruz tereyağını’ demek zorunda kaldı.

Bunun üzerine bakkalın başı öne eğildi bu kez ve utancından ne yapacağını şaşırdı…

 

Kıssadan hisse:

Böyledir işte bu dünya…

Kime ne ağırlıkta değer verinsen, o ağırlıkta değer bulursun.

 

Göründüğün gibi olup, olduğun gibi görünmek gerek.

Dürüst insanın hem bedeni hem ruhu rahattır.

Dürüstlüğün, kurala gereksinimi yoktur.

Dürüst olmakla, dürüstü oynamak aynı şey değildir.

Dünyada lekesiz bir alından, daha güzel bir şey var mı?

Dürüstlükle namus, beraber bulundukları tüm hisleri süslerler.

Diğerlerine karşı dürüst olmadan, kendine karşı dürüst ol.

Dürüst insan her zaman gerçeği söyler, akıllı insan ise yalnız zamanında.

Dünyada dürüst insanı kandırmaktan daha kolay bir şey yoktur.

Akıllı, bilgin, zengin olmak zorunda değiliz ama dürüst olmak zorundayız.

Eğer dürüst yaşamışsak, nasıl öleceğimizi düşünmemize hiç gerek kalmaz.

Düşünceleriniz yenilse bile, dürüstlüğünüz zafer çığlığı atmalıdır.

Doğru insan, söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmamasından utanç duyar.

Bir insan parmağını başkasına uzatınca, üç parmağın da kendisine uzatıldığını unutmamalıdır.

Biri size “dürüst insan” diye bir şey yoktur derse, o kişinin bir düzenbaz olduğuna inanın.

Doğruluk tüm erdemlerin temelidir, insanlar doğruluktan şaşmazlarsa çevrelerine güneş gibi ışık saçarlar.

Dürüst olmayanlar hatalarını başkalarından saklarlar, oysa dürüst olanlar hatalarını kabul edip ortaya koyarlar.

Dürüstlük taslayan insanlar, kusurlarını başkalarından ve kendilerinden gizleyenlerdir, gerçek dürüst insanlarsa bu kusurlarını iyi bilen ve itiraf edenlerdir.

Dürüst olmaktan korkma, en fazla yitireceğin yanlış insanlar olur.

Doğru insan, söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmamasından utanç duyar.