Gündemde aşı tartışmaları sürüyor.

Bugün Sinovac şirketinin Covid-19'a karşı geliştirdiği CoronaVac aşısı, yani bir diğer tabirle Çin aşısı geliyor ülkemize.

İki haftalık bir güvenlik testinin ardından aşılama çalışmaları başlayacak.

Türkiye, Endonezya ve Şili ile birlikte klinik deneyler yapılan Brezilya'da, Sinovac'ın Faz 3 sonuçlarına dair açıklamalar geldi.

Aşının yüzde 90'larda bir etkililik özelliği taşımadığı, ancak 'kritik eşik' diye bilinen yüzde 50 eşiğini geçtiği, bunun başarı olarak düşünülmesi gerektiği belirtildi.

Ülkemizde henüz Faz 3 sonuçları tamamlanmadı.

Hazırlanan ön rapora ilişkin bir ara değerlendirme yapan Bakan Fahrettin Koca, yüzde 91,25 oranında başarılı olduğu bilgisini paylaştı.

Bütün aşılarla ilgili esasında çok da etkililik ve koruyuculuktan bahsedilemiyor.

Zira uzun araştırmalar ve deneyler için yeterli zaman olmadığından yeterli sonuçlar da alınamıyor.

Kimi uzmanlar, sağlıkçılar, hekimler Çin aşısını daha güvenli bulurken, bazıları ise Alman aşısı üzerinde olumlu görüş belirtiyorlar.

Bazı insanlar Çin aşısını küçümseyip, Alman aşısını tercih edeceğini söylüyor.

Bazıları ise eski klasik yöntemle yapılan ve inaktif yani ölü virüsün kullanıldığı Sinovac aşısının daha güvenli olduğuna inanıyor.

Bu konuda görüşünü merak ettiğim U.Ü.'den değerli bir profesöre, aşılarla ilgili fikrini, tercihini, ne yapmayı düşündüğünü ya da ne yapmamız gerektiğini sordum.

Şu anda kafaların çok karışık olduğunu, yapılan açıklamaların hiçbirinin tam güven vermediğini ve aşı üzerinde algı çalışmaları yapıldığını ifade etti.

En iyi yapılması gereken şeyin; 'maske, mesafe, hijyen' kuralına uyup korunarak, kazanabildiğimiz kadar zaman kazanmak olduğunu vurguladı.

“Aşılama çalışmalarının sonuçlarını bir ölçüde görmek lazım” diyor.

Sonrasında ise şayet aşı olmak mutlak gerekiyorsa, inaktif aşıların tercih edilmesi gerektiği fikrinde. Bu da Çin aşısını işaret ediyor.

Yeni teknolojiyle üretilen aşıların, aynen GDO'lu gıdalar gibi, genleri etkileyebileceği, bunun sonuçlarının da zaman içerisinde olumsuz şekilde görülebileceği fikrinde.

Şayet böyleyse hepimizi nasıl bir yaşam bekliyor hakikaten tam bir muamma!

Yani aslında, aşı olacak Korona bitecek diye de bir şey yok.

Belki belli bir süre koruyucu olacak ama, yan etkilerini de unutmamak gerekir.

Bu yan etkiler ise sadece ilk vurulduğunda kolda ağrı, hafif ateş gibi semptomlar değil.

Valla insan bunları düşününce ne yapacağını bilemiyor açıkçası.

Müthiş bir bilgi kirliliği ve bunun yarattığı kafa karışıklığı var.

“Aşı olmayacağım” ve “güvenmiyorum” diyenlerin sayısı hiç de azımsanmayacak boyutta.

Yapılan araştırmalarda, gençlerin çoğu güvenmezken, 65 yaş üstü olanlar gençlere kıyasla daha çok güveniyor.

Bu arada yerli Türk aşısını bekleyenler de bir hayli çok. Çin aşısına güvenmeyip, Alman aşısını bekleyenlerden bile fazla bu sayı.

Ancak tabi yerli aşının ne zaman çıkacağı da belli değil henüz. Bahar aylarında dense de, 2021 yılı sonunu işaret edenler var. Bu süre de geç. Belki daha sonraki yıllarda kullanılır.

Bir de tabi virüsün mutasyona uğraması durumu söz konusu. İngiltere başta olmak üzere birkaç ülkede yeni şekli ortaya çıktı. O zaman bu aşılar etkili olacak mı, bunun da cevabı kesin yok.

En koruyucu olacak yegane şey; maske, mesafe, hijyen olarak net.

Akademisyen dostumdan öğrendiğim maskelerle ilgili bilgileri de paylaşmak istiyorum. Şöyle ki:

N90 maskeler takan kişiyi korurken, diğer kişileri ise korumuyor. N90 takan kişi Koronalı ise damlacıklar maskeden geçip ortama yayılıyor.

En koruyucu maske, arada filtre özelliği olan üç katlı cerrahi maskeler.

Bunun yanında ipek kumaşın virüs önleyici özelliği olduğunu belirtti.

Gümüş iyonlu maskelerin antivirüs değil, antibakretiyel olduğunu vurguladı.

İpek kumaşa gümüş iyonlar katılarak yapılabilecek maskeler, hem virüs hem de bakterilerden koruyucu olacaktır.

Bursa'da gümüş iyonlu maske üreten firmalar mevcut. Fakat kullandıkları kumaşlar ipek değil. Bunu ipekle birleştirirlerse şahane bir ürün elde ederler.

Bursa ipeği de bu konuda değerlendirilebilir.

Konu böyle hassasken, öyle uyduruk maske takanlar görüyoruz ki, aman dikkat diyelim. En iyisi diye bildiğimiz bazıları bile tam korumazken, bunlar nasıl koruyacak.

Yapmamız gereken şimdilik gelişmeleri izlemek, izlerken de değişik kaynaklardan araştırıp sorgulamak.

Bir de tabi en temel tedbirlere ve kurallara uymak.

Bunu yaşamımızın bir parçası haline getirmek.

**********

Günün Sözü

“İki nimet vardır;

vücut sağlığı,

vicdan rahatlığı.