Yeni yıla zamlarla başladık.

Elektriğe yüzde 6, doğalgaza yüzde 1,

pasaport ve ehliyet vergi ve harçlarına yüzde 9,11,

emlak vergilerine yüzde 4,55,

geçiş garantili köprü ve otoyollara yüzde 25 oranında zam yapıldı.

Motorlu taşıtlar vergileri,

mahkemeye ve icraya başvurma harçları,

telefon aboneliği vergileri artırıldı.

Genelden yerele dönersek;

Bursa'da dört gün ekmek fiyatları zamlandı.

1,5 liraya satılan 210 gramlık ekmeğin gramajı 230 yükseltildi, fiyatı da 2 liraya çıkarıldı. Diğer ekmek çeşitlerinin fiyatı da 2,5 liradan 3 liraya yükseltildi. BESAŞ da 1,5 liraya sattığı 400 gramlık ekmeğinin fiyatını, 1,75 lira yaptı.

Yine kentimizde 1 Ocak'tan geçerli olmak üzere ulaşıma da zam yapıldı. Hem de tam yüzde 15 oranında.

Bursaray'da tam biniş 2.90 lira, indirimli ise 2,55 lira oldu. 

Otobüs bilet fiyatları da uzun hatlarda 3,80 lira, kısa hatlar için ise 3 lira olarak belirlendi.

Ekmek, ulaşım zamlarının dar gelirli aileleri zora sokacağı aşikar.

Özellikle ekmek zammı, kalabalık ve ekonomik geliri az olan vatandaşların belini hayli bükecek.

Zamlar elbette kaçınılmaz.

Lakin maaşlarda da bunu karşılayacak düzeyde artışlar yapılmalıydı.

Asgari ücreti biliyorsunuz, 3 bin liraya dahi çıkarmadılar. 2 bin 825 lira. Ha bir de 90 kuruşu var unutmayalım.

Milyonlarca işçi umutla bekledi ancak, hayal kırıklığı yaşadı.

Emekliler de ona keza.

İşçi ve memur emeklilerine yapılan zamlar, 8,3 ve 7,3 oranında.

Dört milyon emeklinin, asgari ücretin altında maaş aldığı düşünülürse durum daha net anlaşılır.

Emekli maaşlarının asgari ücretin altında olması doğru değil.

En düşük emekli maaşının en azından asgari ücrete eşitlenmesi gerekir.

Bu zamları yapanlar kendilerinin bu kadar parayla geçinmek zorunda olduğunu bir düşünsünler.

Neye, ne kadar yetirebilecekler?

Hayat pahalılığı ateş gibi yakıyor.

Kirası var, eğitim masrafı var.

Market, pazar alışverişleri ciddi anlamda önemli bir yekun tutuyor.

Markette aldığın birkaç ürün için kasiyerin söylediği rakamı duyunca, ne vardı ki bu kadar diye afallar kalırsın.

Pazarda almak istediklerinin hepsine paran yetmeyince, çocukların gözünün önüne gelir için yanar.

Pandemi sürecinde uzmanlar özellikle sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenmenin önemini vurguluyorlar.

İyi de bu nasıl mümkün olacak?

2020 sonlarında yapılan araştırmada, dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması 2 bin 432 lira olarak hesaplandı. Asgari ücretten geriye sadece 400 lira kalıyor.

Türkiye Kamu-Sen aralık ayında bir araştırma yaptı.

Dört kişilik bir ailenin geçim sınırı 6 bin 859 lira olarak belirlendi. Bir kişinin yoksulluk sınırı da 3 bin 388 lira.

Ocak ayının ilk haftasıyla birlikte yürürlüğe giren zamlarla, bu rakamlar daha arttı doğal olarak.

Her zamanki gibi kaşıkla verildi kepçeyle alınıyor.

Hayat pahalılığını görmeyenler fark etsin artık.

Haksız kazançlar ve gelir dağılımındaki adaletsizlik giderilsin.

Siyasetçiler empati yeteneğini geliştirsin.

Yaşam standartları dar gelirliler için iyileştirilsin.

İnsanların feryadına kulak verilsin.

Bi zahmet!

**********

Günün Sözü

“Eşit davranarak değil,

hakkını vererek

'adil' olunur.”

Ali Suad