Tüm dünyayı etkisi altına alan koronovirüs salgını, gerek sosyal gerekse ekonomik anlamda taşları yerinden söküp atacak gibi görünüyor.

Ülke olarak da oldukça gergin ve sıkıntılı bir süreci yaşıyoruz. Salgın haberleri; ülkemizde yaşayan tüm insanlarda negatif bir etki bırakıyor. Buna evde yaşamak zorunda kalanları ekleyince, stres katsayısı daha da artıyor. Koronavirüsün dışında, bir de psikolojik sorunlar yaşanmaya başlıyor artık.                 

Yaşananlar; yarınlara olan umutları da azaltıyor öte yandan…Çünkü bu sorunun bitiş zamanı konusunda ucu açık tarihler var piyasalarda…Dünya Gazetesi’nin ve BTSO’nun yaptırdığı anketler bunu kanıtlıyor zaten…

İşte bu yüzden…Her geçen gün daha gergin, her geçen saat daha stresli ve her geçen dakika biraz daha sıkıntılı oluyoruz. Bunun yanında…Güzel bir şeyler duymaya ve mutlu bir şeyler yaşamaya olan tutkumuz da giderek artıyor.

Bu sıkıntılı anlarda hepimize ilaç gibi gelecek ve içimize yaşam sevinci katacak bir hikaye anlatmak istiyorum bugün…Her şeyin gönlünüzce olması dileği ile, “Hayatımızın büyük taşları” isimli hikayeyi sizlere sunuyorum.                                   

                         MBA ÖĞRENCİLERİNE ANLAMLI BİR DERS…. 

Profesör sınıfa girer. Karşısındaki seçkin MBA öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra, “Bugün zaman yönetimi konusunda, deneyle karışık bir sınav yapacağız” der. Kürsüye yürür, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarır. Ardından kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde taş alır ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başlar. Kavanoz daha başka taş almayacağından emin olduktan sonra öğrencilerine “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar. Öğrenciler hep bir ağızdan “Doldu” diye cevap verirler. Profesör “Öyle mi?” der ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkartır. Mıcırı kavanozun ağzından yavaş-yavaş döker. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağlar. Ardından da öğrencilerine bir kez daha “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar. Bir öğrenci “Dolmadı herhalde” diye atılır. “Doğru” der profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum alır ve yavaş-yavaş tüm kum tanelerini taşlarla mıcırların arasına nüfus edene kadar döker. Gene öğrencilerine döner ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar. Tüm sınıftakiler bir ağızdan “Hayır” diye bağırırlar. Ardından “Güzel” der profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi alır ve kavanoz ağzına doluncaya dek suyu boşaltır. Sonra da öğrencilerine dönerek “Bu deneyin amacı neydi?” diye sorar.

Uyanık bir öğrenci hemen “Zamanımız ne kadar dolu görünse de, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır.”diye atlar. “Hayır” der profesör ve devam eder: “Bu deneyin esas anlatmak istediği, eğer büyük taşları baştan yerleştirmezseniz, küçükler girdikten sonra büyükleri hiçbir zaman kavanozun içine koyamayacağınız gerçeğidir.”

Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam eder: “Söyleyin bakalım…Nedir hayatınızdaki büyük taşlar?”

-Eşiniz / sevgiliniz mi ?

-Sevdikleriniz mi ?

-Eğitiminiz ve hayalleriniz mi ?

-Sağlığınız mı ?

-Bir eser yaratmak mı ?

-Topluma faydalı olmak mı ?

“Büyük taşlarınız belki bunlardan biri, belki bir kaçı, belki hepsi…Bu akşam yatmadan önce iyi düşünün ve sizin büyük taşlarınızın hangileri olduğuna karar verin. Bilin ki büyük taşlarınızı ilk olarak kavanoza yerleştirmezseniz, bir daha hiçbir zaman koyamazsınız. ”

Bu üniversitede MBA öğrencilerine verilen bu ders bittiği halde, öğrencilerin sesi soluğu çıkmaz. Dersi bitiren öğretim üyesi, şaşkın bakışlar içindeki öğrencilerini sınıfta bırakarak çıkıp, gider. Geride; bu ilginç hikayenin çırılçıplak izleri kalır.

                                        YAŞAMI DOĞRU ANLAMAK İÇİN..!

Bu hikayeden de anlaşıldığı gibi; hayatımızdaki tercihleri doğru yapmak zorundayız. Yaşantımıza anlam katan büyük taşları yerine koyduğumuz taktirde, karşılaşacağımız sorunlara karşı daha dayanıklı oluruz. Bu tercih; bizim belki de yaşam boyu gerçekleştireceğimiz en önemli seçimlerden biridir.                                                                                                    Yaşamı doğru yaşamak, onu iyi anlamak ve yorumlamakla da bire-bir örtüşen bu seçim, belki de şu sıkıntılı korona günlerimizin üzerine ilaç gibi gelebilir.

Ne dersiniz ... Hayata bazen sorular egemen oluyor değil mi ? İşte o sorulardan bir tanesi de bu…Peki…Sizin hayatınızın büyük taşları hangileri..?

ÖZLÜ SÖZLER: Rüzgarı suçlamayı bırak. Yelkenleri kullanmayı öğren. (Mümin SEKMAN)