ÖZEL HABER- ELİF KUŞ BEŞİK

On TV ekranlarında yayınlanan ve Gazeteci/Yazar Saye Yılmaz ile Organizatör/Yaşam Koçu Sinem Özay’ın sunduğu On’da Kadın programınaScottish Irkı kedi üreticisi Serdar Kaplan konuk oldu.

Programda scottish ırkı kediler ve hayvan sahiplenmek isteyen kişilerin nelere dikkat etmesi gerektiği konusunda konuşuldu.

Serdar Kaplan Scottish ırkı kedilere ilgisi ve Scottish ırkı kedilerin özellikleri hakkında ‘’Scottish cinsi neden oldu? Aşırı derecede bir hayvan sevgisinden kaynaklanıyor. Bu hayvan sevgisi de scottish ırkı kediyle beni tanıştıran arkadaşlar sayesinde oluştu. Bundan daha önce birçok ırkı besledim, birçok ırk hakkında bilgiler sahibi oldu. Kedi güzellik ırkları olarak birçok ırkın katıldığı yarışmalar düzenleniyor Türkiye genelinde. Bu yarışmalara katılarak insanlar birçok şey öğrenebiliyor. Yarışmalardan bir gün önce veya bir gün sonra seminerler yapılıyor. Bu seminerlerde bakmış olduğunuz ırklarla ilgili bilgilendirmeler yapılıyor. Birçok yarışmaya katıldım. Bize eğitimleri vermeye çalışan kişilerin hepsi yurtdışından gelen kişiler ve bunun üzerine para ödemek zorunda kalıyorsunuz. Bilgi paylaşıldığı zaman güzeldir. Bunun üzerine ben para vermeyi şey yaptığımda onlardan benim ne eksiğim var dedim ve başladım kendimi eğitmeye. Yarışmalara katıldıktan sonra köşe yazarlarının makaleleri, scottish ırkı üzerine yazılmış kitaplarını okudum, bizim veterinerlik fakültelerinde bu ders veriliyor mu, acaba bu var mı? Çünkü scottish ırkının kalıtsal, genetik bir rahatsızlığın olduğunu herkes söylüyor. Bu ırk üretilmemeli, her doğan hayvan acı çekecek deniyor. Bu yeni bir ırk değil, belki iki yüz yıllık bir geçmişi var. Her doğacak yavru acı çekiyor anlamına mı gelir? Çok güzel bir yapısı var. Bunları yapabilmek için genlerle oynanıyor ama bunu ön planda tutmadan uygun şekilde çiftleri bir araya getirip yavru elde ettiğinizde bu kalıtsal rahatsızlığı tetiklememiş olursunuz. Bugün sokak hayvanlarında bile çiftleşmeden dolayı kör yavru çıkabilir. Kan testinde rahatsızlığı tetikleyecek genler dişilerde ya da erkeklerde varsa, pozitifse o eşle çiftleştirmeyeceksiniz. Negatifse doğacak yavruları yüzde 80-90 bu rahatsızlıkla doğmayacaktır. Bu bilinçli üretimdir.Scotish cinsinde eklem rahatsızlığı olur. Genellikle derler; hayvan canı yandığı için biblo gibi duruyor diye. Canı yanan hayvan bunu belli eder. Arka ayaklarını tırnakları birbirinin üzerinde olabilir, çapraz olabilir. Zaten yavruluk anından itibaren siz bunu gözlemlerinizle anlayabilirsiniz. Scottish cinsi hayvanları bilinçli insanlardan temin etmek çok daha doğru olur.’’ dedi.

Scottish ırkı kedileri çocuklarla çok iyi anlaşan bir ırktır

Serdar Kaplan ‘’Örneğin bir vazo alırsınız evinize koyarsınız ve o vazo o kadar yeri işgal eder ama bu canlı bir yeri işgal etmeyecek, hayatımızı işgal edecek. Seninle birlikte bir ömür sürecek. Scottish ırkı, kedi ırkı içerisinde en az tüy döken kedidir. Köpek gibi eğitilebiliyor. Scottish ırkı karakteristik olarak o kadar evcimen bir hayvan ki sizi üzmemek için her şeyi öğrenebiliyor. O yüzden dolayı da ev ortamında tercih ediliyor. Çocuklarla iyi geçinen bir hayvan. Çocukların sevgi şiddeti bazen fazla olabiliyor. Hayvanlara fazla sarılarak veya canlarını acıtabiliyorlar. Başka tür kediler pati atabiliyor ya da tırnaklamaya çalışabiliyor ama scottish ırkı kediler canları acıdığında kaçmaya çalışır. Çiğ et hayvana zarar vermez. Çiğ et vererek beslemek bir rantın kaynağı değil. Önemli olan hayvana vermeyi düşündüğünüz eti doğru seçmek, doğru zamanlarda vermek. Ben mesela vermeden önce çiğ eti iki gün buzlukta tutuyorum. Oda sıcaklığında çözüldükten sonra veriyorum. Çünkü bu hayvanlara zarar verebilecek bakteriler varsa bile bertaraf oluyor. Bir de onların o kadar güzel bir sindirim sistemleri var ki zaten kendilerine zarar verecek durumu bertaraf edebiliyorlar. Artık Türkiye’de de barf beslemeyle ilgili çok güzel firmalar var. O yönden çok şanslıyız. Artık herkes buna dönüyor. Şu anda mevsim geçişinden dolayı hayvanlarda tüy dökümü söz konusu. Hazır mamayla besleyenlerle çiğ etle besleyenler arasındaki farkı görebilirsiniz. Eti pişirdiğiniz zaman yararlı olacak besinleri öldürebiliyorsunuz, yararlı olmayan şeyleri atamayacak kıvama gelebiliyor. Ama çiğ et konusunda zaten böyle bir altyapısı var bu hayvanın. Eğer hayvan, yediği kadar dışkı çıkarıyorsa, o mama ona hiçbir fayda etmiyordur. Yediğinden kat kat daha az dışkı salımı yapması lazım. O zaman yedirmiş olduğumuz şey hayvanda faydalı anlamına gelir. Mamaların içerisinde hayvanların su içmesini tetikleyecek şeyler var. Mama firmaları bunu yapıyor. Hayvan su içtiğinde o yediği mama içeride yediği kadar şişsin ve tokluk hissi versin diye. Et yiyen hayvan su içmez, yalanmaya başlar. Bu da güzel bir şeydir, hayvan mutludur. Çiğ beslemeden dolayı annelik, babalık içgüdüleri de hat safhaya çıkar. Çiğ etle beslenip ölen hayvan ben duymadım ama mamayla beslenip obez olup ölen hayvanlar var.’’ şeklinde konuştu.

Bakamayacaksanız hayvan sahiplenmenin bir anlamı yok

Serdar Kaplan hayvan sahiplenmek isteyenler için ‘’Bilinçli hayvanseverler bana hak verecektir diye düşünüyorum. Evimize aldığımız hayvan bizim dostumuz, hayat arkadaşımız oluyor. Sokak hayvanlarında hayatta kalma içgüdüsü çok yüksektir. Avcılık içgüdüsü de diğer ırklara göre hat safhadadır. Avcılık içgüdüsü olan bir hayvan 6-7 aylık olduğunda tırmalamaya başlayacaktır. Koltukları tırmalayacak ya da perdeye tırmanmak isteyecektir. Mutfak tezgahınıza çıkacak kristal bardağınızı kıracaktır, televizyon ünitenizin kablosunu kemirecektir. Kıskançlık içgüdüsünden en fazla kullandığınız ayakkabınızı parça parça edecektir. Koku bırakma özelliği vardır. En iyi bildiğiniz deterjanla yıkayın, ya da firma çağırın, o firma o kokuyu çıkartsın ben adımı değiştiririm. O kokudan kurtulmanın tek yolu nereye bıraktıysa o eşyadan yakarak kurtulmaktır. Bu da sokak hayvanının hayatta kalma, çiftleşme içgüdüsünden kaynaklanıyor. Kısırlaştırsanız bile bitmiyor. Sokak hayvanını evinize aldınız, 6-7 ay baktınız, altı ay sonra o hayvandan kurtulmak isteyecek ve kurtulmak için elinizden gelen her şeyi yapacaksınız. Altı ay boyunca sokak hayvanına mamayla baktınız, aşılarını yaptırdınız, kuma tuvaletini yapmasını öğrettiniz diyelim. Sokağa tekrar salmak istedin, barınaklara bakın evlerden terk edilmiş hayvanlarla doludur. Altı ay boyunca o sokak hayvanının bütün dengeleriyle oynadın. Mamayla bakarak onun avcılık içgüdülerini yarı yarıya köreltmeye çalıştın. Dışarı saldığında başka hayvanlarla mücadele edemeyecek. Bakamayacaksanız almanın bir anlamı yok. İngiltere’ye gidin bakın sokak hayvanı yok. Çünkü hepsinin evinde cins hayvanlar var. Adamlar önce ırkların özelliklerini araştırıyor, kendine külfet olamayacak, bakabilecekleri ırkı seçiyorlar. Van kedisi Van Gölü’nü yüzerek geçen bir hayvan.Kedi güya sudan korkuyor öyle değil mi? Van kedisinde böyle bir içgüdüsel şey var. Sen onu sahiplenip on üçüncü katta bir terasta ya da küçücük bir evde bakmaya çalış bakalım ne yapacak? İngiltere’de belediyelere ait barınak yok. Barınak diye bir kültür yok. Çünkü kimse sahiplendiği hayvanı dışarı bırakmıyor. Hayvan sahiplenmeden önce iyi araştırıp, ince eleyip sık dokumak gerekiyor. Her köşeye mama bırakılıyor bu güzel bir şey ama yağmurdan sonra logarlardan çıkan fareleri görüyorsunuzdur. Mama, hayvanların avlanma içgüdülerin köreltiyor. Kasaplarda ya da tavuk çiftliklerinde kullanılmayan birçok kanatlı hayvanın yerleri var. Çiğ olarak onları bırakalım. Evet mamayla bakılsın ama ara ara, mesela haftanın iki günü bir parça ciğer verebilirsin hayvana. Yani bünyeye bir değişiklik, bir şoklama olsun. Bütün hayvanseverleri seviyoruz. Biz üretim yapmıyoruz. Bizim amacımız kesinlikle para kazanmak değil, bir dost, birey kazanmak. Ben neye bakabilirim, bana ne getirecek artısıyla eksisiyle deyip ona göre hayvan sahiplenin. Bunlar evin bir köşesine bakılacak şeyler değil, bunlar birer canlı.’’ diye konuştu.