Bursa Ticaret Borsası’nı seviyorum.

Son dönemde yaptıkları her iş ses getiriyor da ondan…Başkan Özer Matlı’nın yaptığı her açıklama da bir haber oluyor medya dünyasına…Bir STK olarak işlerini iyi yapıyorlar kısacası…

Öyle her gün “Ettten-püften şeyler” paylaşmıyor BTB Basın bürosu da…Suya-sabuna dokunan ve gündemi de yakalayan basın toplantıları, açıklamalar ve çabalar var BTB’da…Kutluyorum kendilerini…

Biliyoruz ki; FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) 29 Eylül’ü bu yıl ilk kez Küresel Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalılık Günü ilan etti. Gıda kaybı ve israfının dünyanın savaşlar ve salgın hastalıklardan sonra karşı karşıya kaldığı en büyük 3.tehlike olması, organize edilen günün gündeminin tam isabet olduğunu da gösterdi zaten…

FAO’nun bu çalışmasını görmezden gelmeyerek kendi alanında bu gündemi yorumlayan Bursa Ticaret Borsası, gıda israfına dikkat çektiği bir açıklama yayınladı 29 Eylül’de…Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Özer Matlı; ülkemizde her yıl 18,8 milyon ton gıdanın israf edildiğini belirterek, yapılacak bir tasarruf kampanyası ile ilgili bilgileri paylaştı.

                        400 MİLYAR DOLARLIK GIDA ÇÖPE GİDİYOR

İstatistikler; dünyada her yıl yaklaşık 400 milyar dolar değerindeki gıda maddesi çöpe gittiğini gösteriyor. Sadece çöpe giden bu gıdaların üretimi sırasında ortaya çıkan 1,5 milyar ton sera gazının atmosfere salınması da, küresel çevre sorununa neden olacak bir başka ayrıntıyı oluşturuyor.

Hem gıdaları çöpe atıyoruz, hem de dünyayı kirletiyoruz.

Milyonlarca çocuk açlık ve sefalet çekerken hem de…

Şu anda dünya genelinde 3 milyar kişi sağlıklı ve güvenli gıdaya erişemezken, her 9 kişiden biri de akşamları yatağına aç girmek zorunda kalıyor yeryüzünde…

Ve bizler; evdeki bayat ekmeği, tencerede kalan lezzetli yemeği, hafif kararan muz ve elmayı ve de iyi korumayı beceremediğimiz birçok gıdayı hiç umursamadan çöpe atıyoruz.

Bu gıdalara muhtaç olan milyonlarca insanı hiç düşünmeden hem de…

Daha da vahim olan şey; şu anda dünyada üretilen tüm gıda maddelerinin 3’te birine denk gelen 1,3 milyar ton gıda maddesi çöpe atılıyor.

Türkiye’de ise her yıl 18,8 milyon ton gıda heba ediliyor.

Pandemi salgını gösterdi ki; biz bu savurganlık ve israf nedeniyle ileride çok pişman olacağız.

Olaya daha derinden bakıldığında farklı bir noktaya ulaşıyoruz zaten...Özellikle Afrika ülkelerinde yoğun olan açlık ve yoksulluğun temel sebebi; üretimdeki yetersizlik değildir. Bunun tek nedeninin; gıda dağıtımındaki adaletsizlik olduğu ortaya çıkıyor.

Oysa “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir “diyebilen derin bir hümanist felsefeye sahibiz biz…Ama gıda kaybı ve israfı neden had safhadadır ve neden birçok ülkede açlık yaşanmaktadır..?

                            “ GIDANI KORU, GELECEĞİNE SAHİP ÇIK”

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı’nın 29 Eylül’de yaptığı açıklamada; gıda israfına dair oldukça ayrıntılı bilgilendirmeler yer aldı. Matlı’nın açıklamasından bu bilgileri paylaşmak istiyorum şimdi sizinle…

-Türkiye’de günde 4,9 milyon adet ekmek çöpe atılıyor.

-Üretilen sebze ve meyvenin yarısı, tüketilmeden heba ediliyor.

-İşletme başına yılda 4,2 ton gıda atılıyor.

-Yurt genelinde israf edilen gıda tonajı:18,8 milyon ton civarında

-Gıda israfının ülke bütçesine zararı: 500 milyar TL

-Oysa biz bu kayıpların sadece yüzde 2’sini önleyebilsek; 360 bin ailenin yani 1,4 milyon vatandaşımızın asgari geçim miktarını karşılayabiliyoruz.

Bu bilgilerden de anlayacağımız gibi; durum oldukça ciddi…

Tüm dünyayı saran COVİD-19 salgını; sağlıklı ve güvenli gıdanın ne kadar önemli olduğunu herkese anlattı. Bu konuda mutlaka bir şeyler yapmak gerek…İşte bu noktada Tarım ve Orman Bakanlığı’nın FAO ile ortaklaşa hayata geçirdiği “Gıdanı Koru-Sofrana sahip çık” başlıklı kampanyasının önemi ortaya çıkıyor.

BTB Başkanı Özer Matlı; israf edilen gıdanın yüzde 60’ının yeniden kazanabileceği bir kampanya olarak yorumlarken: ”Dünyaya rol model olabilecek bir kampanya planlandı. Ülkemizde gıda okuryazarlığı kavramının da toplumun her kesimine yayılması gerek…Böylece hem gıda kaybı ve israfını önleriz, hem de geleceğimize sahip çıkarız” dedi.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÖZLÜ SÖZLER: Bence hayatın en önemli derslerinden biri; yaptığımız şeyleri neden yaptığımızı anlamayı öğrenmektir. (Anthony ROBBİNS)

 

Afrikalı bir çocuğun mektubu…

                                                                                                 

Merhaba…Ben Afrikalı çocuk.

5 yaşındaki kardeşimi kaybettim geçen gün… Aslında binlerce insan kaybetti. Kimi annesini, kimi abisini…

Sizler, her gün yeni bir şarkıyla büyürken  ben, açlık çığlıklarına eşlik ediyorum. Tatlı uykunuza farklı masallarla dalarken, benim masalımın adı hep aynı: açlık.

Burada zaman kavramı, yemek dağıtıldığı andan ibaret.

Bulduğum bir poşetle yemek almaya gidiyorum ve yemeğim bittiğinde, benim için günde bitiyor. Uyuyarak açlığımı hissetmemeye çalışıyorum… Yardım getirenler, bize dokunmuyor, “neden anne ?” diyorum…

Siyah olduğumdan mı ?

Yoksa onları kirleteceğimden mi  korkuyorlar ?

Sen söyle beyaz çocuk, annem ağlıyor…Neden ?

Kiminiz yeni bir ayakkabıya, kiminiz farklı bir kıyafete ihtiyaç duyarken, ben tabağınızdan arta kalan yemekleri istiyorum.

Ayakkabı ve kıyafet, karnımı doyurmuyor.

Utanıyorum. Sizlerin açlıktan öldüğünü hiç duymuyorum. Siyah bedenlere sahip olmanın bir cezası mı bu  açlık ?

Veya dinlediğimiz tek melodi feryatlar olmak zorunda mı ?

Anlamıyorum.

Beyaz olmak da istemiyorum.

Her gün yemekleri çöpe dökerek ziyan etmeyi, beğenmediğim kıyafetlere başkalarının ihtiyacı olduğunu bile- bile yeni kıyafet almayı, benimkinden daha pahalı ayakkabı giyiyor diye ayakkabım eskimeden daha pahalısını istemeyi…İstemiyorum.

Kendime ait, rahatça uyuyabileceğim bir yatağım varken, bilerek uykusuz kalmayı…

Yani; beyaz çocuk gibi yaşamayı istemiyorum.

Burada ölenlerin bir mezarı bile yok. Kayıtlara geçmemiş yüzlerce ölü… Her saniye yenileri ekleniyor ve ben çok korkuyorum.

Söylediklerime kulak verin. Eğer imkanınız varsa kardeşlerinizi öpün..!

Çünkü ben, buram- buram ölüm kokan kardeşimi öpmekten vazgeçmiyorum.

Ve ben burada, yavaş- yavaş ölüyorum.

Sizler; ekmeğinizi/yemeğinizi yarım bırakmaya devam edin.