Temel olarak, engelli bireylerin, eksik, yetersiz, başkalarının yardım ve bakımına gereksinim duyan insanlar olarak algılanması, engelli bireylere ekonomik ve sosyal süreçlerde yer vermeyerek, onların toplumsal yaşamdan izole edilmesi sonucunu doğurmakta.

Bu şekilde üretken birey rolünü yitiren engelli birey, toplumsal yaşamdan dışlanmakta, yok sayılmakta, zamanla toplumla arasında oluşan yabancılaşmanın sonucu olarak, Anayasa’nın, uluslararası sözleşmelerin, yasaların onlara tanıdığı temel haklardan yararlanamayarak ayrımcılığa maruz kalabilmekte.

Bu da toplumsal yapılarda haksızlıklara ve yanlış anlamalara neden olmakta…

* * *

Oysa her birey bir engelli adayıdır.

Biraz sonra kimin ne olacağını kimse bilemez.

Her an insanlar bir uzuvlarını yitirebilir, bir engelli hale gelebilir.

Engellilik hali doğuştan kaynaklanabildiği gibi sonradan da çeşitle nedenlerle ortaya çıkabilir.

Konuya bu açıdan bakılırsa, engellilere yönelik yeni bir toplumsal anlayışın ortaya çıkarılmasının önemli bir gereklilik olduğu çok daha kolayca görülebilir.

Ülkemizde bu konuda geçtiğimiz 40-50 yıl boyunca engelli insanların yaşamlarının iyileştirilmesine yönelik birçok değişiklik olmuştur.

Tıbbi tedavi ve bakım konusunda da önemli ilerlemeler yaşanmıştır.

Önceleri toplumsal yaklaşım engelli insanların sağlıksız, kusurlu ve sapkın kişiler olduğu görüşünü yansıtıyordu.

Yüzyıllar boyunca toplum bir bütün olarak bu insanlara korku ve salt acıma nesnesi olarak davrandı.

Baskın tavır bu insanların topluma katılma ve ona katkıda bulunma becerisinin olmadığı ve yaşamak için yardım kurumlarına gereksinim duydukları yönündeydi.

* * *

Son yarım yüzyılda dünyada da, ülkemizde de rehabilite konusunda önemli gelişmeler yaşandı.

Birçok ayırımcı yaklaşım yasaklandı, yeni bir bakış açısı gelişti.

Sosyal yardım desteği alan Zihinsel Engelliler için Ara Bakım Tesisleri’ne yeni standartlar getirildi.

Tüm Engelli Çocuklar için Eğitim Yasası hayata geçirildi.

Tüm engelliler için yeni haklar getirildi ve bunlaryasalarla güvence altına alındı.

Bu yasalar ve sosyal değişiklikler engelli bireylere karşı tutum ve onların tedavileri üzerinde büyük etkileri oldu.

* * *

ON TV ekranlarında Cuma akşamları canlı olarak gerçekleştirilen Yeni Bakış programının konukları Bursa Engelliler Kulübü Derneği Başkanı Hasan Duman ve Başkan Yardımcısı Avukat Recep Acar’dı.

Konuklarımızla Türkiye’de engellilerin durumunu, temel hakları kullanımda karşılaştıkları sorunları konuştuk.

Dernek Başkanı ve Görme Engelli Hasan Duman Bursa’da kurdukları Engelliler Kulübü Derneği ile Türkiye’de ve Bursa’da Engelli Hakları konusunda yaptıkları çalışmaları anlattı.

Sivil Düşün AB Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırladıkları “Engelsiz Covid’li Yaşam” adlı kitabı tanıttı.

Derneğin Başkan Yardımcısı Avukat Recep Acar da Engelli Hakları konusundaki yasal eksiklikleri ve uygulamadaki yanlışlıkların altını çizdi.

Engelli Hakları konusunda görevin öncelikle engellilere düştüğünü, devletin ve toplumun da bu konuda üzerine düşeni yapması gerekliliğini vurgulardı.

* * *

Dünyada 1 milyar engelli birey yaşıyor…

Türkiye'de ise toplumun yaklaşık yüzde 13’ü yani 9 milyon dolayında engelli yaşamakta.

Bu sayı hiç kuşkusuz toplumsal, sosyolojik ve siyasi alanda önemli bir sayı…

Siyasi partilerin, devletin toplumumuzun bu önemli kısmını karar aşamalarında dikkate alması gerekiyor.

Hem Parlamentoda hem de yerel yönetim organlarında temsili konusunda duyarlı olunması önemli.

Unutmamamız gerekiyor ki, hepimiz birer engelli adayıyız.