Ülkenin gündemi; kişilere, iş dünyasındaki firmalara ve siyasi kuruluşlara göre değişik ve farklı görünüyor.

Bir tarafta ucu açık bir COVİD 19 riski var, ne zaman  sona ereceği bilinmeyen…Şu anda iş dünyasının ve piyasaların üzerindeki en büyük gölge bu…

Öte yanda siyasi tartışmalar, gereksiz polemikler ve giderek yükselen siyasi tansiyon var. Libya sorunu ve Suriye çıkmazı falan derken, zaten pandemi nedeniyle gergin olan sinirler giderek geriliyor.

Ya işsizlik verilerine ne dersiniz..?

Bu ay sonu bitecek kısmi çalışma ödeneği sonrasında firmalar, bundan sonraki dönemi nasıl atlatacağını kara-kara düşünürken, çalışanlar da bir taraftan azalan maaşlarına yanıyorlar, öte yandan da kıdem tazminatlarının ne olacağına hayıflanıyorlar.

Nereden bakarsanız…Neresinden bakarsanız durum pek iç açıcı değil yani…

Ama…Aslında…Hep beraberce yaratmadık mı biz bu gergin ortamı…

Kutupları çoğaltarak aramızda, “her koyun kendi bacağından asılır” felsefesini yaymadık mı etrafımıza…

Acımasızca…

               PARA VE GÜÇ MÜ ÜLKENİN ÖNDE GELEN DEĞERLERİ..?

İşte bu önemli noktada: insanı insan yapan tüm özelliklerin ve değerlerin “tekrar gözden geçirilmesi” gerekiyor bana göre... Bu değerlendirme; aynı zamanda toplam yaşam kalitesinin dışına çıkarak, “önce para ve güç” diyen insanları da kapsayan geniş bir boyuta taşınabiliyor.

Doğal bir ortamda yaşamaya başlayıp; güneşin göz kamaştıran pırıltısına gözünü kırpmadan bakabilen, sıcak yaz günlerinde içtiği bir bardak soğuk sudan büyük keyif alan ve de baharda çevreye yayılan bir dağ kekiğinin kokusunu duyabilen insanlar, çevrelerinde oluşan gösteriş budalalığı gösterisinden pek bir şey anlamıyorlar tabiî ki…

Şu anda toplumsal yaşamın içindeki etkin görünen birçok insan, hem fiziki anlamda hem de ruhsal pozisyonda “maskelerini takarak” yaşadıklarından olsa gerek, gerçek kimlik ve değerlerini unutmakta, böylece kendi içlerinde yarattıkları başka kişiliklerle tanıtmaktadırlar kendilerini…

Bugünlerde takılan tıbbi maskeler; bizi belki Covid-19’dan koruyor. Veya bu maskeyi takarak, karşımızdaki insanları hastalıktan koruyoruz.

Ama ya ruhsal anlamda taktığımız ve zaman-zaman kimlik-kişilik değiştiren sahte maskeler..?

Onları nereye koyacağız hayatımızın..?

Sevginin ve dostluğun yerine sadece parayı ön plana çıkaran insanların giderek çoğalmakta olduğu günümüzde, tüm manevi duygu ve düşünceler arka plana itilmekte ve insanlar mutlu olma/olabilme hünerini yüzlerine her gün yeni-yeni maskeler takarak yaşamaktadırlar. O insanlarca mutlu ve huzurlu olmanın tek yolu: maskeler takarak farklı kimlikler taşımak ve para kazanmak olarak görülmektedir çünkü…

Artık bu maskeler; yaşamın doğal kavranışına karşı yaratılmış zarif bir örtü veya bir aksesuar bile sayılabiliyor. Gerçek duygularını saklayan, yapay sevgiler taşıyan ve doğallıktan oldukça uzak sayılan maskeli insanlar, kendi yarattıkları sahte bir evrende yine kendileri gibi düşünenlerle bir arada yaşarken, “kendi olmalarının metafiziğine ulaşma yerine, ülke ve dünya gerçeklerinden bir kaçış çizgisine varmanın” yanlışlığına da düşebiliyorlar.

O yüzden herkesin gerçek gündemi kendine göre değişiyor.

Kimisi ada yarışmaları ile avunuyor, kimileri de TV’de magazin programları ile…

                BUGÜN TÜM MASKELERİ FIRLATALIM BİR TARAFA..!

Ama…Asıl olan; metafizik bir mutluluğa ulaşmanın doğal yolu olsa gerek…

Katkısız…Katışıksız…Sade ve gerçek.

Özünden sapmadan/saptırmadan gerçekleri…

Yaşamın adı ve anlamına uygun yaşamak…

İyi bir baba…Baba bir patron…Çalışkan bir memur…Verimli bir işçi…Sadık bir dost…Güvenilir bir arkadaş…Mutlu bir eş…Hayırlı bir evlat gibi…

Yani…Tüm günlük maskeleri atarak bir tarafa…

İnsan gibi olmak olmalıdır bence; kendi olmanın metafiziği…

Ve öyle yayılmalıdır insani enerji çevremize…

Çepeçevremize hem de…Bir gün…Ve de mutlaka…

Tutarlı, dingin ve cesur durumda…

ÖZLÜ SÖZLER: Anlarsın ki; aslında kimsenin farkı yok kimseden…Sadece biri daha iyi yalan söyler, öbürü daha iyi oynar oyunu…Hepsi bu…(Can YÜCEL)