Değerli dostlar, bugün Korona, siyaset, ekonomi gibi gündemin ağır konularından sıyrılıp, kıssadan hisselerle buluşturmak istedim, hem kendimi hem de sizi.

Bu denli stres dolu yaşamın içinde, biraz olsun rahatlamaya hepimizin ihtiyacı olduğunu düşünüyorum...
Bir zamanlar Afrika’daki bir ülkede, hüküm süren bir kral vardı.
Kral daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü dostunu hiç yanından ayırmazdı.

Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü.
Kralın bu arkadaşının değişik bir huyu vardı.
İster kendi başına gelsin, ister başkasının başına, ister iyi olsun, ister kötü her olay karşısında aynı şeyi söylerdi:
- “Bunda da bir hayır vardır...”
Bir gün kralla arkadaşı, birlikte ava çıktılar.
Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor kral da ateş ediyordu.
Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı.
Kralın baş parmağı koptu.

Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi:
- “Bunda da bir hayır vardır...”
Kral acı ve öfkeyle bağırdı.
- “Bunda hayır falan yok... Görmüyor musun parmağım koptu...”
Parmağı kopmuştu ve siniri geçmemişti kralın.
Döndüklerinde dostunu zindana attırdı.
Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu.
Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler.
Kralın ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar.
Sonra da onu odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar.

Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın baş parmağının olmadığını fark ettiler.
Bu kabile, batıl inançları nedeniyle, uzuvlarından biri eksik olan insanı yemiyordu.
Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü bir şey geleceğine inanıyorlardı.
Bu korkuyla kralı çözdüler ve salıverdiler.
Diğer adamları ise pişirip yediler.

Sarayına döndüğünde kurtuluşunun kopuk baş parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu.
Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başına gelenleri bir bir anlattı.
- “Haklıymışsın...” dedi...

“Parmağımın kopmasında gerçekten bir hayır varmış... Bu yüzden seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum... Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi...”
Kralın sözlerini sakin sakin dinleyen arkadaşı söze girdi:
- “Hayır...” dedi... “Bunda da bir hayır vardı...”

Kral şaşırmıştı...
- “Ne diyorsun Allah aşkına sen?..” dedi; “Arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir?”
- “Düşünsene...” dedi dostu. “Ben zindanda olmasaydım, nerede olurdum. Seninle birlikte avda öyle değil mi? Ya sonrasında, zindanda olmasaydım ben bugün yamyamların midesinde olacaktım!” 

**********

Bir gün yaşlı bir münzeviye sorarlar:
"Sürekli yalnız olmaktan bıkmıyor musunuz?"
Münzevi cevap verir:
"Yapacak çok işim var. İki şahin eğitmem gerekiyor. Ve iki kartal. İki tavşan, sakinleştirmek ve yılanı eğitmek. Eşeği motive etmek ve aslanı evcilleştirmek."
"Ama senin etrafında hiç hayvan göremiyoruz!" "Neredeler?"
Münzevi cevap verir:
"Onlar içimizde yaşayan hayvanlar."
"İki şahin gördükleri her şeye saldırıyor. İyi-kötü, faydalı-zararlı. Onlara ayırt etmeyi öğretmeliyim. Çünkü onlar benim gözlerim."
"İki kartal dokundukları her şeyi mahvediyor, yaralıyor, parçalıyor. Onlara hizmet etmeyi ve zarar vermeden yardım etmeyi öğretmeliyim. Çünkü onlar benim ellerim."
"Tavşanlar her zaman kaçar, korkar ve saklanır. Onları sakinleştirip, zor durumlarla başa çıkmayı öğretmeliyim, beladan kaçmayı değil. Çünkü onlar benim ayaklarım."
"En zor kısmı yılanı izlemek. Sıkı bir kafeste, güvenli bir şekilde kilitli olsa da, her zaman saldırmaya, sokmaya, yakın olan herkesi zehirlemeye hazır. Bu yüzden onu takip edip, disiplinli olmalıyım. Çünkü bu benim dilim."
"Eşek herkesin bildiği gibi çok inatçı, sonsuza kadar yorgun ve işini yapmak istemiyor. Bu yüzden ona şükretmeyi ve akışta olmayı öğretmeliyim. Çünkü bu benim vücudum."
"Ve sonunda kral olmak ve herkese emretmek isteyen bir aslanı evcilleştirmek istiyorum. Gururlu, kibirli ve dünyanın kendi etrafında dönmesini istiyor. O aslanı terbiye etmeliyim. Çünkü bu benim egom."
"Gördüğünüz gibi yapacak çok işim var!"
Herkese iyi bir hafta sonu diliyorum.